
31 Aralık 2010
Yeni başlangıçlara

30 Aralık 2010
Gıdanın yoksulluğu

Yazının devamı için:
http://bugday.org/article.php?ID=4297
28 Aralık 2010
En sevdiğim tatlı

Sevgili İstanbullular ve İstanbul'u mesken edinmişler, İstanbul'unuz sizin olsun. Ben memnunum İstanbul'a uzaktan bakmaktan. Gözünü sevdiğim Antalya'nın günlük güneşlik, ılık kış havasıyla buluşunca İstanbul'un ifil ifil yağan yağmuru ve gri havasından sonra, oh dedim, oh, dünya varmış.
Gelelim en sevdiğim tatlıya. Fotoğraf yeterince açıklayıcı ya içinde gizli bir inci var her bir incirin: Badem! Susam taneleri biz buradayız diyorlar zaten, onları ayrıca konuşmaya gerek yok. Ayfer'ciğim sağolsun Bodrum'dan gelme kavruk incirlerden koydu çıkınıma, ben de bir kez daha anımsadım bu buluşmadan ne çok zevk aldığımı. Sevgili Elif anamı da anıyorum her susamlı, bademli incir yiyişimde. Ben ilk onun güzel elleriyle yaptıklarını yemiştim çünkü, 13 sene önce. Ah nereden bulacağım diye dertlenmeyin. Kuru inciriniz, susam ve bademiniz varsa evde kendiniz de yapabilirsiniz. İncirleri ortadan açın, susama banın her iki tarafını da, ortalarına birer badem koyup kapatın ve fırınlayın. Normal ısıda olabilir fırınınız, kek pişirir gibi. Üzerleri hafifçe kızaracak. Fırından çıkarıp soğumaya bırakın ve cam bir kavanozda saklayın incirlerinizi. Bu lezizelerle birlikteyken yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadım. Şimdi de diyorum ki: "insanoğlu kuş misali". Bir bakmışsın varmışsın yuvana, yol yorgunluğu çayını demlemiş, ayaklarını uzatmış ve dostlara sıcacık bir merhaba demişsin. Oh, dünya varmış!
21 Aralık 2010
Buda huzuru

Bu yazıya "Buda huzuru" başlığını vermemin nedeni yeni yıl dileğim. Ben bu yıl için hepinize Buda huzuru diliyorum. Biraz önce ekmeğimi yoğururken huzurun insan hayatındaki önemini düşünüyordum. İnsan ancak hayatı yolundaysa, sağlığı, ağzının tadı, sofrasının bereketi yerindeyse huzurlu olurmuş gibi geliyor. Yanılıyorsam söyleyin. Huzuru düşününce de aklıma ilk Buda geldi. Onun huzurlu ve dingin duruşu çok uygun düşecekti bu konuya. Ben de bu fotoğrafı seçtim. Önümüzdeki günlerde blog yazısı yayınlama şansım olmayabilir. Bu yüzden iki program duyurusu yapacağım. Vakti olan, arzu eden izleyebilir diyerek.
23 Aralık 2010 Perşembe günü 09:45-11:45 saatleri arasında Show TV'de, Deryalı Günler programının konuğu olacağım. Show TV'nin internet sitesinden programı canlı olarak izlemeniz mümkün. Programda Yerelmalı Humus, Körili, Balkabaklı Mercimek Çorbası ve Pancarlı Rokalı Bulgur Salatası yapacağım.
27 Aralık 2010 Pazartesi ise 11:45-13:00 saatleri arasında TRT1'de yayınlanan Arife Tarif programında programın çok sevimli aşçısı Ceyda ile birlikte otlu tarifler yapacağız. Yine o program da (televizyondan izleyemeyenler için) TRT'nin web sitesinden izlenebilir.
15 Aralık 2010
Bolluk

(Not: Bu bolluk meselesi Antalya'da pazardan pazara da değişebiliyor. Bugün gittiğim çarşamba pazarı biraz daha farklı. Aynı paraya aynı miktarda ürün alamıyor insan ama ne yapalım, sütçüm, otçum, yumurtacım Gürcehan öteki pazara gelmiyor. Bana da yürüyüş bahanesi işte!)
13 Aralık 2010
Hani turbu sormuştum, nasıl bilirsiniz diye

Not: Biraz önce rahmetli Tuğrul Şavkay'ın hazırladığı Halk Mutfağımız ciltlerini karıştırırken tahinli turp salatasının tarifini buldum. Nereye has olduğu yazılmamış. Tahin su, limon suyu, tuz ve sarımsakla karıştırılarak turba dökülüyor. Zeytinyağında pul biber kızdırılıyor ve salatanın üzerine dökülüyor. Herhalde güzel oluyordur ama ağır olacağı da kesin. Hani merak eden olursa diye yazayım dedim.
11 Aralık 2010
Portekiz demek balık demek

(Metro-Gastro dergisinin eski sayılarının PDF dosyalarını görmek için:
http://www.metro-tr.com/servlet/PB/menu/1094490_l8/index.html)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)