Bu aralar biraz duyuru sitesine büründü Mutfakta Zen ama hem blogların kapanması gibi canımızı sıkan, hem dostların kitapları, gezi programları gibi insana umut veren şeyler olunca duyurular kaçınılmaz oldu. Bir dahaki yazı daha kişisel olacak, söz! (Belki bugün yapmayı planladığım -plan mı?- peynirli browninin fotoğrafı falan olur...)
*
Aşağıdaki mektup sevgili dost Ayfer Yavi'den geldi. Harika bir gezi düzenliyorlar, Slow Food Hareketi'nin Türkiye ayağına bağlı iki grup olarak. Belki ben de gelirim (zor görünüyor ama hayat bu, belli mi olur?) Gezi programında ilgili kişilerin telefon numaraları var ama burada vermek doğru gelmediği için bana mutfaktazen at gmail nokta com adresinden yazarsanız seve seve tam dosyayı gönderirim. Belki İmece Evi'nin web sitesinde de vardır ayrıntılı bilgi, aşağıda linki var sitenin.
*
Merhabalar,
21-22 Kasım tarihinde Mantar ve yerel otları yakından tanıyıp,öğrenip toplayarak yemeğini pişirmek üzere Kazdağı’na, İmece Evi’ne gidiyoruz. Perşembe akşamı 23.00-23.30 saatlerinde servis (Klimalı Midibüs) bizi evimize yakın noktalardan alıp (Kadıköy,Beşiktaş,Taksim) cuma günü sabah kahvaltısına İmece Evine götürecek.
Cuma günü iki adet yerel pazar var. İkisini de ziyaret edip o günü çevreyi tanıma, pazar gezisi ve dinlenmeyle geçirdikten sonra cumartesi kahvaltıdan hemen sonra dağlara mantar toplamaya çıkacağız. Rehberlerimiz dağcı; Baki Akkuş, 28 yıl mantar üreticiliği yapmış Mengenli Mutfak Gurusu Çetin Özbayram (SF-Yağmur Böreği üyesi) ve İmece Evi kurucularından İsmail Yenigün olacak.
Tüm bu etkinliklerin 10 kişiden az olmamak üzere kişi başı bedeli 220 TL. Bu rakamlara rehberlik, ulaşım, 6 öğün beslenme ve 1 gece konaklama, çay,kahve dahil, içki hariçtir. İsteyenler içkisini yanında getirebilir. Konaklayacağımız evler sobalı, 2-3-4 kişilik düzenekte ve tuvaletlerimiz dışarıda. Bir gece de olsa konaklanacak yerin özel koşullarını öğrenmek için internet sitesini ziyaret etmeniz önemle tavsiye edilir.
www.imeceevi.org
30 Ekim 2008
Sansürü tarihe gömme toplantısı
"İnternet Ekipler Amiri" M. Serdar Kuzuloğlu (kendisini Radikal'den bilirsiniz belki) sitesinde internet yasaklarına karşı neler yapılabileceğini tartıştıkları toplantının sonuçlarını yazmış, Defne (Koryürek) de "yasaklı" grubuna göndermiş. Ben de linki sizlerle paylaşmak istedim:
http://mserdark.com/web_dunyasi/sansuru-tarihe-gommek-icin-toplandik
http://mserdark.com/web_dunyasi/sansuru-tarihe-gommek-icin-toplandik
28 Ekim 2008
Yasak şimdilik kalktı ama
Yasak şimdilik kalktı ama yarın sitelerimize erişimin yeniden yasaklanıp yasaklanmayacağını bilmiyoruz. Bilgilenelim, gerektiğinde tepkimizi gösterelim diye aşağıdaki bildirgeyi sizinle paylaşmak istedim.
***
Saat 10.30 gibi basina geçtiğimiz bildirge
http://bt-stk.org.tr/yasakli.html
Saygılar
Mustafa Akgül
*
Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Basın Bildirgesi
Türkiye İnterneti Yasaklama Ayıbından Kurtulmalıdır !
Youtube 6 aya yakındır yasaklı. Myspace, Dailymotion, Dawkins, ve nihayet Blogger yasaklandı. Wordpress ve Alibaba'yı yasaklamaktan çekinmedik. Son bir yılda 5651, kişilik hakları ve fikri ve sinaihaklar nedeniyle bini aşkın webi yasakladık. Türkiye dünya internetine kendi kurallarını empoze etmeye çalışıyor ve bunu sadece yasaklarla yapmaya çalışıyor. Yapılanlar, Anayasaya aykırı, Hukukun temel ilkelerine ters, bu iş için çıkartılan 5651'ın 9. maddesini ihlal ediyor. Yasaklamalar, savunma almadan, tebliğ edilmeden, tedbir olarak alınmasına rağmen, bir ceza olarak uygulanıyor. Yasaklar, suçluyu değil, sıradan Türk yurttaşını, ve internet üzerinden iş yapmak isteyen, görüşlerini paylaşan, Türkiye'yi dünyaya tanıtmak isteyen girişimci, öncü yurttaşlarımıza zarar veriyor; yasaklar pire için yorgan yakarak adaletsizlik yaratıyor. Kanımızca, mahkemelerimiz ve diğer ilgililer kolaycı bir yaklaşımla herşeyi yasaklayarak, haksızlığa sebeb olarak suç işliyorlar; tazminat davalarına muhatab olacaklardır. Yasaklar, Türkiye'nin AB, Demokrasi ve Bilgi Toplumu projeleriyle uyuşmuyor.
Ülkemizin yasakçı bakış açısından vazgeçip, tüm dünya ile birlikte yönetişim ilkeleri ışığında internetdeki "zararlı" içerik ve bilişim suçları ile mücadele etmelidir. Bu mücadele tek başına kamu otoritesi ve mahkemelerle yapılacak bir mücadele değildir. Yasaklamalar, bilenlerce kolayca delinmekte, gittikce artan bir oranda, yurttaşların bu yasakların aşılması bilgisi yayılmaktadır.
Sivil toplum örgütleri bu sürecin bir parçası olarak çalışmaya hazırdır.
Yeter ki makulde uzlaşmak istensin ve diyalog kurulsun. Örneğin, çocuk pornosu, ihtihara teşvik konularındaki yasaklamaların, uzman görüşü ışığında mahkemelerce yapılmasına hiç bir itirazımız yok. "İkaz et/Kaldırt" yönteminin uygulanması istiyor, ve bu sürecin parçası olmak istiyoruz.
Kısa vadede ülkemize büyük zarar veren bu trajedinin önlenmesi için acil tedbir alınmalıdır. En başta, Ankara ve İstanbul'da 2 uzmanlaşan mahkeme geçici bir süre için İnternet yasaklarına bakmalıdır. Adalet Bakanlığı, Barolar Birliği, Yüksek Hakimler Kurulu bu konuda Sivil Toplum Kuruluşlarıyla işbirliği ile böyle bir yapılanmayı sağlamalıdır. Telekomunikasyon Kurumu, katalog suçları dışındaki
yasaklamalarda da, resen yetkilerini artırmadan, mahkeme kararlarının uygulanmasında aracı olmalı; 5651/9'un uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu almalıdır. Ama, TK resen karar verme yetkisini acil haller dışında kullanmamalı, ilgili mahkemeden karar almalıdır. 5651'in yönetmelikleri gözden geçirilip, hem katalog dışı yasaklamalar, ve yurt içi/ yurt dışı konusu; hemde "yasaklı nesnenin kaldırılması" konusunu berraklaştırmalıdır. Youtube yasağı açmazını çözmenin tek yolu budur.
Yasakların ancak son çare olarak, bütün yollar bittikten sonra uygulaması benimsenmeli; o halde bile nesne temelli engelleme yapılmalıdır. TK bunun mali sorumluluğunu almalıdır. Nesne temelli engellemenin yapılması Bilişim Kurultayı ve İnternet Konferansı gibi açık ortamlarda ilgili taraflar ve uzmanlarca tartışılmalıdır.
Uzun vadede 5651'i kaldırıp, Siber Suçlar sözleşmesine uygun, Adalet Bakanlığı Komisyonunca hazırlanan ve askıya alınan taslakla başlayarak yeni bir düzenlemeye gitmeliyiz. Sektörle ortak yapılar (self-regulation/co-regulation) kurmalıyız.
Türkiye internetin marjinal problemlerine cok fazla enerji harcıyor. Asıl, İnterneti demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmaya katkı vermek ve bilgi toplumu yönünde nasıl kullanırız konularına kafa yormamız gerekir.
İnternet Yaşamdır !
İnternet Teknolojileri Derneği - INETD
Türkiye Bilişim Derneği - TBD
Türkiye Bilişim Sektör Derneği -- TÜBİDER
Linux Kullanıcıları Derneği - LKD
Tüm İnternet Evleri Derneği -- TİEV
Türk Kütüphanecileri Derneği -- TKD
Universite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği -- UNAK
Tıp Bilişimi Derneği - TurkMIA
ODTÜ Mezunları Derneği -- ODTÜ MD
Yurttaş Girisimi
Katılımcı Avukat Grubu - KAV
***
Saat 10.30 gibi basina geçtiğimiz bildirge
http://bt-stk.org.tr/yasakli.html
Saygılar
Mustafa Akgül
*
Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Basın Bildirgesi
Türkiye İnterneti Yasaklama Ayıbından Kurtulmalıdır !
Youtube 6 aya yakındır yasaklı. Myspace, Dailymotion, Dawkins, ve nihayet Blogger yasaklandı. Wordpress ve Alibaba'yı yasaklamaktan çekinmedik. Son bir yılda 5651, kişilik hakları ve fikri ve sinaihaklar nedeniyle bini aşkın webi yasakladık. Türkiye dünya internetine kendi kurallarını empoze etmeye çalışıyor ve bunu sadece yasaklarla yapmaya çalışıyor. Yapılanlar, Anayasaya aykırı, Hukukun temel ilkelerine ters, bu iş için çıkartılan 5651'ın 9. maddesini ihlal ediyor. Yasaklamalar, savunma almadan, tebliğ edilmeden, tedbir olarak alınmasına rağmen, bir ceza olarak uygulanıyor. Yasaklar, suçluyu değil, sıradan Türk yurttaşını, ve internet üzerinden iş yapmak isteyen, görüşlerini paylaşan, Türkiye'yi dünyaya tanıtmak isteyen girişimci, öncü yurttaşlarımıza zarar veriyor; yasaklar pire için yorgan yakarak adaletsizlik yaratıyor. Kanımızca, mahkemelerimiz ve diğer ilgililer kolaycı bir yaklaşımla herşeyi yasaklayarak, haksızlığa sebeb olarak suç işliyorlar; tazminat davalarına muhatab olacaklardır. Yasaklar, Türkiye'nin AB, Demokrasi ve Bilgi Toplumu projeleriyle uyuşmuyor.
Ülkemizin yasakçı bakış açısından vazgeçip, tüm dünya ile birlikte yönetişim ilkeleri ışığında internetdeki "zararlı" içerik ve bilişim suçları ile mücadele etmelidir. Bu mücadele tek başına kamu otoritesi ve mahkemelerle yapılacak bir mücadele değildir. Yasaklamalar, bilenlerce kolayca delinmekte, gittikce artan bir oranda, yurttaşların bu yasakların aşılması bilgisi yayılmaktadır.
Sivil toplum örgütleri bu sürecin bir parçası olarak çalışmaya hazırdır.
Yeter ki makulde uzlaşmak istensin ve diyalog kurulsun. Örneğin, çocuk pornosu, ihtihara teşvik konularındaki yasaklamaların, uzman görüşü ışığında mahkemelerce yapılmasına hiç bir itirazımız yok. "İkaz et/Kaldırt" yönteminin uygulanması istiyor, ve bu sürecin parçası olmak istiyoruz.
Kısa vadede ülkemize büyük zarar veren bu trajedinin önlenmesi için acil tedbir alınmalıdır. En başta, Ankara ve İstanbul'da 2 uzmanlaşan mahkeme geçici bir süre için İnternet yasaklarına bakmalıdır. Adalet Bakanlığı, Barolar Birliği, Yüksek Hakimler Kurulu bu konuda Sivil Toplum Kuruluşlarıyla işbirliği ile böyle bir yapılanmayı sağlamalıdır. Telekomunikasyon Kurumu, katalog suçları dışındaki
yasaklamalarda da, resen yetkilerini artırmadan, mahkeme kararlarının uygulanmasında aracı olmalı; 5651/9'un uygulanmasında üzerine düşen sorumluluğu almalıdır. Ama, TK resen karar verme yetkisini acil haller dışında kullanmamalı, ilgili mahkemeden karar almalıdır. 5651'in yönetmelikleri gözden geçirilip, hem katalog dışı yasaklamalar, ve yurt içi/ yurt dışı konusu; hemde "yasaklı nesnenin kaldırılması" konusunu berraklaştırmalıdır. Youtube yasağı açmazını çözmenin tek yolu budur.
Yasakların ancak son çare olarak, bütün yollar bittikten sonra uygulaması benimsenmeli; o halde bile nesne temelli engelleme yapılmalıdır. TK bunun mali sorumluluğunu almalıdır. Nesne temelli engellemenin yapılması Bilişim Kurultayı ve İnternet Konferansı gibi açık ortamlarda ilgili taraflar ve uzmanlarca tartışılmalıdır.
Uzun vadede 5651'i kaldırıp, Siber Suçlar sözleşmesine uygun, Adalet Bakanlığı Komisyonunca hazırlanan ve askıya alınan taslakla başlayarak yeni bir düzenlemeye gitmeliyiz. Sektörle ortak yapılar (self-regulation/co-regulation) kurmalıyız.
Türkiye internetin marjinal problemlerine cok fazla enerji harcıyor. Asıl, İnterneti demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmaya katkı vermek ve bilgi toplumu yönünde nasıl kullanırız konularına kafa yormamız gerekir.
İnternet Yaşamdır !
İnternet Teknolojileri Derneği - INETD
Türkiye Bilişim Derneği - TBD
Türkiye Bilişim Sektör Derneği -- TÜBİDER
Linux Kullanıcıları Derneği - LKD
Tüm İnternet Evleri Derneği -- TİEV
Türk Kütüphanecileri Derneği -- TKD
Universite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği -- UNAK
Tıp Bilişimi Derneği - TurkMIA
ODTÜ Mezunları Derneği -- ODTÜ MD
Yurttaş Girisimi
Katılımcı Avukat Grubu - KAV
Belki artık gerek kalmadı ama...
Aşağıda yazdığım notu sabahtan beri yüklemeye çalışıp yükleyemiyordum. Neyse ki
verilen tepkiler işe yaramış (yani umarım ondandır) ve de bloglara ulaşım yasağı kalkmış. Üzerimden yük kalktı kalkmasına ya bunun son olup olmadığından emin değilim. Yasalar değiştirilmedikçe yine bu tür sorunlarla karşılaşabiliriz. Bu yüzden belki artık gereksiz ama Digitürk'ün gönderdiği mektubu ve aşağıdaki notumu iletmek istedim. Yarından itibaren normal yazışmalara döneriz artık. Herkese geçmiş olsun!
*
Burada Digitürk'e gönderilen protesto mektuplarına gelen yanıt var. Bir konuda haklılar. Tüm blogların kapatılması onların yaptığı bir şey değil. İletişim altyapısındaki yetersizlikler yüzünden pireler yorganı yaktı diyelim. Olan budur. Belki bir kaç güne kadar sorun çözülür, blogger yayına devam eder ancak bugün de "google video" sisteminin kapandığı bilgisi geldi. Yani toplu halde mücadele edilmezse sonumuz karanlık (gibi görünüyor). İşte gelen mektup:
*
Google'in Blog hizmetlerinin kapatilmis olmasindan biz de mutlu
degiliz. Soz konusu olaya neden teskil eden; yayin haklari
sirketimize ait olan Turkcell Super Lig ve Fortis Türkiye Kupasi
maclarinin, izinsiz, illegal olarak yayinlanmasina onlem almak
istememizdi.
Maç goruntulerimizin "izinsiz" olarak yayinlanmasi Digiturk'un, bu
konudaki butun haklarinin ihlali anlamina gelmektedir. Bu ihlalin
engellenmesi için hukuki yollara basvurmak kaçinilmaz olmustur.
Erisimi engellenen site yoneticilerinin iletisim adreslerine de soz
konusu sitelerde yayin haklarimizin ihlal edildigini ve maclarin
"izinsiz canli" olarak yayinlandigini bildirdik. Kendilerine 1
haftadan fazla sure de verdik. Ancak, geri donus alamadigimiz icin
hukuki yola basvurduk.
Sulh Ceza Mahkemeleri, bu tarz davalarda genel yetkili mahkemelerdir
ve buradan cikan mahkeme kararini uyguladik.
Ozetle, biz "KORSAN YAYIN" yapan sitelerle ilgili, kanuni cozum
yoluna gittik. Yoksa bloglarin kapatilmasi , iletisim ozgurlugunun
engellenmesi gibi bir soylem asla soz konusu olamaz. Bizim amacimiz
da tam olarak "iletisim ozgurlugune ve etik yayinciliga" cozum bulmak için basvurulmus bir aksiyondu.
Saygilarimizla,
DIGITURK Musteri Hizmetleri
Tel:0212 473 73 73
Fax:0212 473 73 03
Mailto:destek@digiturk.com.tr
verilen tepkiler işe yaramış (yani umarım ondandır) ve de bloglara ulaşım yasağı kalkmış. Üzerimden yük kalktı kalkmasına ya bunun son olup olmadığından emin değilim. Yasalar değiştirilmedikçe yine bu tür sorunlarla karşılaşabiliriz. Bu yüzden belki artık gereksiz ama Digitürk'ün gönderdiği mektubu ve aşağıdaki notumu iletmek istedim. Yarından itibaren normal yazışmalara döneriz artık. Herkese geçmiş olsun!
*
Burada Digitürk'e gönderilen protesto mektuplarına gelen yanıt var. Bir konuda haklılar. Tüm blogların kapatılması onların yaptığı bir şey değil. İletişim altyapısındaki yetersizlikler yüzünden pireler yorganı yaktı diyelim. Olan budur. Belki bir kaç güne kadar sorun çözülür, blogger yayına devam eder ancak bugün de "google video" sisteminin kapandığı bilgisi geldi. Yani toplu halde mücadele edilmezse sonumuz karanlık (gibi görünüyor). İşte gelen mektup:
*
Google'in Blog hizmetlerinin kapatilmis olmasindan biz de mutlu
degiliz. Soz konusu olaya neden teskil eden; yayin haklari
sirketimize ait olan Turkcell Super Lig ve Fortis Türkiye Kupasi
maclarinin, izinsiz, illegal olarak yayinlanmasina onlem almak
istememizdi.
Maç goruntulerimizin "izinsiz" olarak yayinlanmasi Digiturk'un, bu
konudaki butun haklarinin ihlali anlamina gelmektedir. Bu ihlalin
engellenmesi için hukuki yollara basvurmak kaçinilmaz olmustur.
Erisimi engellenen site yoneticilerinin iletisim adreslerine de soz
konusu sitelerde yayin haklarimizin ihlal edildigini ve maclarin
"izinsiz canli" olarak yayinlandigini bildirdik. Kendilerine 1
haftadan fazla sure de verdik. Ancak, geri donus alamadigimiz icin
hukuki yola basvurduk.
Sulh Ceza Mahkemeleri, bu tarz davalarda genel yetkili mahkemelerdir
ve buradan cikan mahkeme kararini uyguladik.
Ozetle, biz "KORSAN YAYIN" yapan sitelerle ilgili, kanuni cozum
yoluna gittik. Yoksa bloglarin kapatilmasi , iletisim ozgurlugunun
engellenmesi gibi bir soylem asla soz konusu olamaz. Bizim amacimiz
da tam olarak "iletisim ozgurlugune ve etik yayinciliga" cozum bulmak için basvurulmus bir aksiyondu.
Saygilarimizla,
DIGITURK Musteri Hizmetleri
Tel:0212 473 73 73
Fax:0212 473 73 03
Mailto:destek@digiturk.com.tr
27 Ekim 2008
Digitürk mü?
Blogger'a ulaşımın yasaklanmasının arkasında Digitürk var deniyor. Söylentiye göre Lig TV'den yayınlanan maçların -anında- bir blogda yayınlanması üzerine kapatma davası açmışlar. Öyle ya, milyon dolarlar vererek maçları yayınlama hakkını alan Digitürk böyle bir şeye göz yumamaz. İyi de bir kişinin eyleminin binlerce insanın iletişim hakkını engellemesine ne demeli? Doğru mu bu? Pireyi yakmak için kendi yorganını mı yakıyor yoksa Digitürk? Yoksa bu kozmik bir şaka mı?
Kampanya-devam
Bu da bir bilişim hocası tarafından gönderilmiş:
Blogger.com'un yasaklanması sonrasında blogu yasaklanan ve hakkını
korumak için dava açmayı düşünen kişileri bir araya toplamak için
bir çaba başlamıştır. Gönüllü bir avukat grubunun desteğiyle bir hukuki mücadele vermek için çalışacağız. (Mücadelenin parçası olmak isteyenler ve hukuki destek verebilecek avukatlar için birer e-posta adresi verilmiş, katılmak istiyorsanız lütfen bana yazın, size göndereyim. Buraya yazmak doğru olmaz diye düşündüm. Ancak aşağıdaki kampanya adresini tıklayarak daha genel bir kampanyaya da katılabilirsiniz.)
Sansure hayir kampanyasi: http://kampanya.org.tr
Bilisim STK Platformu: http://bt-stk.org.tr
Blogger.com'un yasaklanması sonrasında blogu yasaklanan ve hakkını
korumak için dava açmayı düşünen kişileri bir araya toplamak için
bir çaba başlamıştır. Gönüllü bir avukat grubunun desteğiyle bir hukuki mücadele vermek için çalışacağız. (Mücadelenin parçası olmak isteyenler ve hukuki destek verebilecek avukatlar için birer e-posta adresi verilmiş, katılmak istiyorsanız lütfen bana yazın, size göndereyim. Buraya yazmak doğru olmaz diye düşündüm. Ancak aşağıdaki kampanya adresini tıklayarak daha genel bir kampanyaya da katılabilirsiniz.)
Sansure hayir kampanyasi: http://kampanya.org.tr
Bilisim STK Platformu: http://bt-stk.org.tr
Ekler
Aşağıdaki not İmge'den geldi. Aynen aktarıyorum:
Arkadaşlar, ben de herkese gönderiyorum, ama hepinizin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
vtunnel.com ya da sansursuz.net ya da fastfreeproxy.com hepsi de birer çözüm olabilir, ama çeşitli kullanım zorlukları var. (bilgisayarı yavaşlatma, bazı feature'ların çıkmaması, reklam, vs görünmemesi gibi gibi...)
Şimdi size söyleyeceğim programı bilgisayarınıza indirerek Youtube dahil tüm yasaklı sitelere eski orijinal formatında girebiliyorsunuz. Google'dan Ultra Surf yazıp, güvendiğiniz bir siteden indirebilirsiniz. Ben aşağıdaki link'ten indirdim:
http://www.gezginler.net/modules/mydownloads/singlefile.php?download=ultrasurf&lid=6729
Yaklaşık 400 KBlik bir program, kolay yükleniyor ve bilgisayarınızı açar açmaz explorer yerine bunu tıklıyorsunuz. O size bir explorer ekranı açıyor zaten. Oradan eski hayatınıza devam ediyorsunuz. Çin'deki sansüre karşı üretilmiş ve size her bağlanışta Bahamalar'dan, Kanada'dan, ordan burdan IP veren bir program ve kesinlikle güvenli.. Tavsiye ediyorum.
Ama bu yalnızca bizim kendi bloglarımıza ve takip ettiğimiz bloglara girebilmemizi sağlıyor. Internet'teki sansür olayını ayrıca protesto etmemiz gerektiğine yürekten inanıyorum ve yapılacak her türlü protestoda varım. Bir şeyler yapmazsak sıra Facebook'a, maillere ve en sonunda toptan Internet'in kapatılmasına gelecektir.
Arkadaşlar, ben de herkese gönderiyorum, ama hepinizin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
vtunnel.com ya da sansursuz.net ya da fastfreeproxy.com hepsi de birer çözüm olabilir, ama çeşitli kullanım zorlukları var. (bilgisayarı yavaşlatma, bazı feature'ların çıkmaması, reklam, vs görünmemesi gibi gibi...)
Şimdi size söyleyeceğim programı bilgisayarınıza indirerek Youtube dahil tüm yasaklı sitelere eski orijinal formatında girebiliyorsunuz. Google'dan Ultra Surf yazıp, güvendiğiniz bir siteden indirebilirsiniz. Ben aşağıdaki link'ten indirdim:
http://www.gezginler.net/modules/mydownloads/singlefile.php?download=ultrasurf&lid=6729
Yaklaşık 400 KBlik bir program, kolay yükleniyor ve bilgisayarınızı açar açmaz explorer yerine bunu tıklıyorsunuz. O size bir explorer ekranı açıyor zaten. Oradan eski hayatınıza devam ediyorsunuz. Çin'deki sansüre karşı üretilmiş ve size her bağlanışta Bahamalar'dan, Kanada'dan, ordan burdan IP veren bir program ve kesinlikle güvenli.. Tavsiye ediyorum.
Ama bu yalnızca bizim kendi bloglarımıza ve takip ettiğimiz bloglara girebilmemizi sağlıyor. Internet'teki sansür olayını ayrıca protesto etmemiz gerektiğine yürekten inanıyorum ve yapılacak her türlü protestoda varım. Bir şeyler yapmazsak sıra Facebook'a, maillere ve en sonunda toptan Internet'in kapatılmasına gelecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
