11 Haziran 2009

Dün Urfa, bugün Antep, yarın İstanbul

Urfa'dan, Antep'ten lezzetler anılar gelecek tez zamanda. İstanbul buluşmasına katılacak dostlarla buluşmak için sabırsızlanıyorum. İşi olup da gelemeyen, başka kentlerde, ülkelerde olup da katılamayanlar için de keşke birlikte olabilseydik ama üzülmeyin, yaşadıkça bir şansımız hep var nasılsa.

08 Haziran 2009

İstanbul buluşması bilgileri

Olur da yollarda fırsatım olmaz diye İstanbul'da yapacağımız gayrıresmi imza günü ama daha da çok tanışma, sohbet buluşması bilgilerini kesinleştireyim, hem de kimler gelebilir sorayım istedim. Böylece tahmini sayımızı biliriz, ben de ona göre telefon edip yer ayırıp ayırmayacaklarını sorarım, ya da en azından ilk gelenler ona göre yer tutarlar. Şu ana kadar gelebileceğini belirtenler: Zerrin, NuNu, Işıl, Yasemin, Gül, Sevgi, Tubikko, Hayat, Yeşim, Hilal, Dilek, Özlem, Funda, Delfina, Ayşegül, Münevver.

13 Haziran 2009 Cumartesi
14:00-17:00
TURING Romantika Cafe
Fenerbahçe Parkı
(216) 336 38 28

Radikal kitap ekibi mutfaktaydı bu hafta

Ben de. Son aylarda çıkan yemek kitaplarından tarifler denendi, yazıldı. Yetişip eki alamadım. Daha doğrusu bulamadım iyi mi? Antalya'ya o kadar az sayıda geliyor ki Radikal, cennetten dönüp de sokağa çıktığımda etraftaki gazete bayilerinde hiç kalmamıştı. Ben de internetten okudum. Okumak isterseniz işte burada:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=939140&Date=08.06.2009&CategoryID=40

07 Haziran 2009

13 Haziran-İstanbul buluşması

Pazartesi günü eklentisidir:
NuNu, Gül, Yasemin ve Işıl demiş ki Fenerbahçe Parkı'nda olursa gelebiliriz. Onlar da olsun istediğim için yeri Fenerbahçe Parkı içindeki Romantika olarak belirleyelim diyorum. Saat olarak da öğleden sonra çay saati diyelim ne dersiniz? 14:00-17:00 arası uygun mudur? Belki şehir dışından konuklarımız da olabilirmiş. Olabilir mi acaba? Hatta Başak hatun taaa Boston'lardan duymuş, ah diyor ben de gelmek isterim. Gel, gel hatuncuğum, sen de gel. Boston-İstanbul nedir ki? Bak taaa Sofyalardan gelecekler bile var (!?!?) Güzel ve keyifli bir gün olsun. Kitap olarak yeni, eski farketmez, ne kadar çok kullanılmış olursa o kadar iyi olur, hani şöyle sos lekeli, unlu falan. Şaka şaka, nasıl istiyorsanız öyle getirin, dedim ya, kalemler yanımda olacak. (Yarından itibaren yollardayım, kısmetse perşembe akşamı İstanbul'a varacağım, arada gelen yorumlara, notlara cevap vermek için elimden geleni yapacağım söz! Cuma son güncelleme mesajını eklerim. Kesin yer, saat, tarif bilgileriyle. Şu adresten Romantika Kafe'nin bilgilerine ulaşabilirsiniz ama Fenerbahçe Parkı'nı bulduktan sonra çok kolay:
http://www.turing.org.tr/tr/tesisiletisim.asp?tid=30)
*
Sevgili İstanbullular, İstanbul'da yaşayan komşular, İzmir imza gününü duyunca buraya da buraya da dediniz. Resmen imza günü yapan yok bu ara ya olsun, ona ne gerek, biz kendi kendimize buluşuruz, isteyen kitabını getirir, imzalarım. İstanbul'da sadece bir kaç gün kalacağım. Haftasonu da olması nedeniyle cumartesiyi öneriyorum. 13 Haziran'ı. İki teklifim var, ya şöyle püfür püfür bir yerde (tabii kolay ulaşılabilir olmalı, mesela benim arabam yok, olmayanların da gelebileceği bir yer olmalı) piknik yapalım ya da Fenerbahçe Parkı'ndaki Romantika kafede buluşalım dedim. NuNu'cuğuma söyledim bu kafe işini, onun da hoşuna gitti. Kalabalık saatlere kalmadan 11 gibi buluşabiliriz mesela, ne dersiniz? Şimdi aklıma bir şey daha geldi, Anadolu Kavağı'na giden çingene vapuru mu olsa yoksa? Gidince orada bir şeyler yenir, geri dönüşte de sohbete devam edilir. Tabii ada gezisi de düşünülebilir. Kimler gelmek ister? Başka önerisi olan var mıdır? Bir kaç gün içinde karar vermeliyiz ki buluşma yer ve saatini duyurabilelim. (Bir kaç gün evde internet bağlantım yok, yanıtlarda, yorum yayınında gecikmeler olacaktır, lütfen kusura kalmayınız.)

05 Haziran 2009

Cennetlerle dolu olsun yaşamınız

Herhalde hasbelkader cennete düşse yolum, oradan da çantalar dolusu yiyecek taşırım. Güzel ne varsa gittiğim yerde, taşımak istiyorum. Taşırken of pof ediyorum tabii. Sonra eve getirip yaydığımda yüzüme bir gülümseme yerleşiyor. Getirdiğim şeyler bana orada yaşadığım mutlu anları genleştirme şansı veriyor. Yine öyle oldu. Midemi dalından koparılmış meyvelerle doldurdum doldurmasına ya, yanımda da bir kısmını getirmeyi ihmal etmedim. Ahududu topladım mesela. Biraz güvey feneri bulmuştum, onları güzel bir kaseye koydum. Kayısılar henüz çok tatlanmamıştı ya o halleriyle bile lezizler. Onları da seramik bir çanağa koyup masanın ortasına yerleştirdim. Enginarlar geçmeye başlamış, biraz kestim, haşlar, soslar yerim diye. Dalından körpecik biberler, kiraz domatesler, salatalık ve fasulyeler topladım. Fasulyeleri zeytinyağlı pişireceğim ve yola çıkana kadar o güzelim lezzetleri tüketmeye çalışacağım. Hepsi birbirinden güzel, geride bırakmak istemem. Nereden mi getirdim tüm bunları? Cennetten. Cennetimden. Hepimizin hayatta bir cenneti vardır ya, orası da benim cennetim. Bir gece bile kalsam bedenimdeki tüm pillerin dolduğu, yaşama sıkı sarılnma enerjisi topladığım yer. Güzel yürekli dostlarımın evi, bahçesi, bahçedeki kuşların cıvıltısı, telaşla koşuşturan tavuklar, anne tavuğun peşindeki civcivler, iki yavru kedi, arılar, kelebekler, olgunlaşan meyveler, dinlenmekteki ağaçlar, büyümekte olan yaz sebzeleri, kışın yine ürün vermek için güç toplayan bitkiler. Ve deniz. Akdeniz...

02 Haziran 2009

Hangisi dondurma?

Çarşamba-Cumartesi günleri arasında yorumların yayınlanması biraz zaman alabilir. Sabır rica ediyorum tüm dondurmasever Mutfakta Zen okur ve komşularından.
*
Fotoğraftaki bey Antalya'nın en büyük dondurma zinciri Akdeniz Dondurma'da çalışıyor. Ne zaman misafirim gelse, onlara Antalya'nın ünlü yanıksı dondurmasını tattırıyorum. Sadece Akdeniz değil, Zamora ve Nur Pastanesi de yanıksı dondurma yapıyor. Eski zamanlarda Antalya'da dondurma keçi sütüyle yapılırmış. Food&Travel dergisindeki yazıda da anlattığım gibi artık keçi sütü kullanılmasa da eskiden kazanın dibi tuttuğu için ortaya çıkan yanıksı lezzeti tutturabilmek için bugün de sütler kaynatılırken dibi tutturuluyor ve tadına doyulmaz bir dondurma çıkıyor ortaya. Dondurmanın malzemeleri süt, salep ve şeker.

Bir de diğerleri var, kendini dondurma zanneden veya firmalarınca dondurma olduğu iddia edilen, hani bugünlerde blog komşularımızı davet edip reklamlarını yaptıran. Yoruma gerek yok. Sadece kabın altında, okunması zorlaşsın diye olabildiğince küçük harflerle yazılan "içindekiler" listesini vereceğim, tabii büyüteçsiz okuyabilirsem: Su (%16.2), karamel sos (su, glikoz şurubu, şeker, karamel şurup, yağsız süt tozu, peyniraltı suyu tozu, renklendiriciler (sade karamel, annatto), emulgatör (mono ve digliseridler), kıvam artırıcı (keçi boynuzu gamı), doğala özdeş aroma (kahve)), şeker, glikoz şurubu, tereyağ, yağsız süt tozu, peyniraltı suyu tozu, karamel şurup (glikoz şurubu, şeker, su, sitrik asit), tarçın tozu, kıvam artırıcılar (guar gum, sodyum karboksimetil selüloz, keçi boynuzu gamı, karragenan), emulgatör (mono ve digliseridler), doğala özdeş aromalar (sütlü krema, vanilin). Bu ürünlerde domuz yağı ve katkıları yokmuş. Ama dikkatinizi çekeceğim, süt de yok! Sütten başka herşey var. Bu malzemelerin bir kısmı hani o kaçındığımız E ile başlayan katkı maddelerinden. Doğala özdeş aromalar da sütlü krema ve vanilyanın kendisi değil, kremaymış veya vanilyaymış gibi yapan yapay malzemeler. Bazı malzemeler birden kez yazılmış. Hata mı yoksa özellikle mi yazıldı bilmiyorum. İsterseniz bu malzemeleri teker teker yazıp internette arama yapabilirsiniz. Ne menem şeyler olduklarını anlarsınız. Ne dersiniz, hangisi gerçekten dondurma?

01 Haziran 2009

Antalya'nın geleneksel lezzetleri

Neyi özlemişim biliyor musunuz, benim incirli, elmalı keki. Bir süredir yapmamıştım, öğleden sonra çaylarım öksüz kalmıştı. Bugün yine pişirdim kekimi ve çayıma katık ettim. Günlük ihtikakım olan iki dilimi (beheri 105 kalori, tarifini okuyanlar bilir, okumayanlar da aşağılara giderlerse bulabilirler) yedim ya doymadım, doyamadım. Olsun ne yapalım, gerektiğinde kendini frenlemeyi bilmek gerek.
Size Antalya'nın geleneksel lezzetlerini tanıtmak istedim bugün. Daha doğrusu Food&Travel Türkiye ekibi benden Haziran sayısı için istedi bunu. Taktım makinemi koluma, başladım Antalya'nın lezzetçilerini dolaşmaya. Kimileriyle sohbet ettim, kiminin yemeğini, tatlısını tattım, kiminin fotoğrafını çektim ve ortaya fotoğraflarıyla birlikte sekiz sayfaya yayılan bir Antalya yazısı çıktı. Derginin Haziran sayısında yazı ve fotoğrafların tümü var ancak şu sayfada yazının kısa bir özeti ve bu lezzet duraklarının ad, telefon ve web sitesi adresleri var. Derginin bu ayki eki "Bütçe dostu tatil rehberi". Aralarında benim de olduğum yazar, gezgin, fotoğrafçılara bazı sorular yöneltmiş Food&Travel ekibi. Malum yaz tatili geliyor, çok paralar ödemeden gezmenin ipuçları ve kalınacak yerler, tadılacak lezzetler üzerine yararlı bir ek. (Aralarında bana göre pahalı olan oteller de var. Hani bakıp da bizimle alay mı ediyorsun demeyin, onları balayına saklayıp keseye uygun olanları seçin.)
Yan tarafta gördüğünüz fotoğraf Antalya yazısını hazırlamak için Kaleiçi sokaklarını turladığım gün çekildi. Antalya'nın portakalı, narı meşhurdur ve Kaleiçi'nde sıkça karşınıza çıkar meyve suyu sıkanlar. Şu basit kollu aletle anında sıkar tutuştururlar elinize. Siz de yudum yudum içersiniz şifayı ve kendinizi Akdeniz'in koynuna bırakırsınız...