*
Türkiye'de yaygın olarak bulunmasını en çok isteyebileceğim sebzelerden biri kuşkonmaz. Hoş zaman zaman yabanisini bulup yiyebiliyorum ama kendisi de olsa, pazarlarda yayım yayım yayılsa, ben de her hafta pazara gidişimde bir kaç demet alsam, eve getirip azıcık haşlasam ve yesem. Ne yazık ki bu muhteşem arkadaşı bizim pazarlarda hiç görmedim. Bazen İstanbul'daki şık manavlarda ve şık mahallelerin marketlerinde görmüşlüğüm var kendilerini ya artık İstanbul'da yaşamadığım için bu alternatifi listeye dahil edemiyorum. Dün akşam Hayvan, Sebze, Mucize adlı kitabı (kitabın bir internet sitesi var, linki tıklarsanız kuşkonmazların topraktan başlarını çıkardıkları döneme de şahit olabilirsiniz) okurken kuşkonmazlı satırlarda eridim eridim bittim. Kitabın yazarı Barbara çocukluğundan beri kuşkonmazın ailesi için önemli yiyeceklerden biri olduğunu ve yaşadığı hemen her evin bahçesinde (öğrencilik hayatında bile) mutlaka kuşkonmaz yetiştirdiğini söylemiş. İlginç bir bitki kuşkonmaz. Öyle ek, biç, ye olmuyor. Bir kere üç sene beklemeniz gerekiyor ilk hasat için. Sonra da ilk yıl sadece bir kaç hafta hasat edip dinlenmeye, köklerini sağlamlaştırmaya bırakıyorsunuz kendisini. Aaah ah. Benim de kuşkonmaz bahçem olsun istiyorum. Mevsimi geldiğinde her gün kuşkonmaz yemek istiyorum. (Meraklısına: Bu fotoğraf geçen baharda Nice pazarlarından birinde çekildi.)

