04 Ağustos 2007

Bir dilek tut

Bir dilek tut,
Sadece kendin için değil ama.
Çocukların,
Annen baban,
Sevdiklerin için de olmasın yalnızca.
Bir dilek tut,
Sonra bağla bir ağaca.
Bozkırda açan bir ahlata mesela,
Yahut göl kenarında bir hayıta,
Tepedeki çam ağacı da olabilir, adada.
Vakti değilse bile,
Mimoza dalına bağla.
Üfle dileğini,
Uçsun.
Kavuşsun evrene.
(Bu fotoğraf Zeytinbağı'nda çekildi. Yine güzellikler yaratan
güzel aileye sevgiyle...)

02 Ağustos 2007

Onlar



Onlar,
bazen gücünü kabul ederler,
rüzgarın.
Bazen.
Bazen onu delerler,
kanat darbeleriyle.

01 Ağustos 2007

Üçü bir yerde

Yanıbaşımda üç kitap var sizinle buluşturmak istediğim. Hepsi de birbirinden değerli. İkisi çok sevdiğim iki insanın elinden çıkma. Birinin yazarını tanımıyorum ancak kıymet verdiğim bir kitap. Bugün, Ağustos'un ilk gününde sizi kitaplarla başbaşa bırakıyorum. Hani derler ya yeni yıla ne yaparak girersen yıl boyu onu yaparsın, ben de yeni aya kitapla girelim, bol bol okuyalım diyorum. Tabii serin, sağlıklı, neşeli, iştahlı, yenilikler ve güzelliklerle dolu bir ay da diliyorum.

Candan'ın kitabın girişindeki özgeçmişi pek hoş. Şöyle diyor: "1969'da İstanbul'da doğdu. Kimya mühendisliği ve işletme okuduktan sonra İstanbul'da bir süre gazetecilik yaptı, bir süre de kafe-restoran işletti. 2003 yılından bu yana Ege'nin bir dağ köyünde köpekleriyle birlikte huzur içinde yaşıyor ve yazmakla iştigal ediyor." Gerçekten de öyle. Yazılarının bal tadında olduğunu (tabii taşlama yazıları da yazıyor arada), yaşamının sade ve huzur dolu olduğunu, bu kitabın onun daha pek çok kitabı için yol açacağını ve Candan'dan tarif okumanın ne kadar eğlenceli olduğunu söyleyeceğim. Yaz sıcağında çorba mı olurmuş demeyin. Soğuk çorbalar da var. Hem yaz dediğiniz nedir ki, göz açıp kapayana kadar geçip gidecek.






İkinci kitap sevgili Nihat abiden. Sitesinden de tanıdığınız Nihat Akkaraca'dan. Onu tanımış olmaktan şeref duyuyorum. Kendi kendini eğiten insanlara en güzel örnektir Nihat abi. Onun elinden çıkma Datça öykülerinin bir kısmını sitesinde yahut üyesi olduğu gruplarda okumuşsunuzdur eminim. Bu kitaptakiler ise bir başka güzel. Hele de yerel ağızlara meraklıysanız, Datçalıların nasıl konuştuğunu, yerel dilde yer etmiş sözcükleri bilmek istiyorsanız bol bol gülümseyerek, hatta arada kahkaha atarak okuyacağınız garantisiyle Datça'da Zaman'ı sunuyorum sizlere. Ellerinize sağlık Nihat abi! (Kitaptan alıntılar ve sipariş bilgileri için şu adresi ziyaret edebilirsiniz.)







Üçüncü kitap ise İletişim Yayınları'ndan çıktı geçtiğimiz haftalarda. Adı Yemek İçin Yaşamak. Yazarı Felipe Fernandez-Armesto. Tarihten bugüne yemekle olan ilişkimizi sekiz devrimle anlatıyor. Henüz sadece bir kaç bölümünü okudum ya okuduğum yerlerde en çok dikkatimi çeken paragrafı paylaşmak istiyorum. Zimbabwe'den yaşlı bir ziraatçinin sözleri bunlar: "Siz, sizler cadısınız. Bizi geriye götürüyorsunuz, bizi geliştirmiyorsunuz. Geçmişte, ailemin hiç sorunu yoktu, çünkü geleneksel küçük taneli buğdayı üretiyordum. Siz bizi öldüren insanlarsınız, bizi geriletiyorsunuz çünkü bize kötü ürünler ürettiğimizi söylüyorsunuz. Sizin sattığınız gübreler bile küçük taneli tahıllar için iyi değil. Biz bir numara ürünün küçük taneli mahsuller olduğuna inanıyoruz. Onlar bizim ata yadigarımız, bizim dayanağımız... Ah, siz yok musunuz, siz bize onları attırıyorsunuz." Size bir şey anımsatıyor mu bu paragraf? (Celal Üster'in geçtiğimiz hafta Radikal kitap ekinde çıkan kitap tanıtım yazısını okumak isterseniz buraya tıklayın.)





Üçü bir yerdeye ek:
Site komşularımızdan sevgili Devletşah güzel bir sürprizle çıktı karşımıza. Ücretsiz, sanal yemek dergisi Yemek.Name ile. Yüz sayfalık bu dergide fotoğraflar, tarifler, yemek fotoğrafçılığı, yine site dostlarımızdan tarifler, yazılar var. Hepinizin ellerine sağlık dostlar. Dergiyle ilgili bilgi almak ve bilgisayarınıza yüklemek için burayı tıklayın.

30 Temmuz 2007

Yılın ilk inciri

Yılın ilk inciri.
Kilosu 2ytl.
Bizim pazardan.
Gül yüzlü teyzeden.
"Al kızım bak incirlerim pek güzel."
"Arkadakiler nedense daha güzel görünüyor."
"Hangisinden istersen ondan al, hepsi güzel."
Tadı?
Tadı o bildiğimiz bal gibi incirlerden değil.
Yılın ilk inciri bunlar.
Belki haftaya?

28 Temmuz 2007

Lezzetli dergi

Metro Gastro dergisinin Temmuz-Ağustos 2007 sayısı çıktı. Her seferinde heyecan duyuyorum. Paketi açıyorum hızla. Ne bileyim sahile gidiyorum mesela, yahut ayağımı uzatıp oturuyorum, çayımı da yanıma alıyorum. Okuyacak o kadar çok şey oluyor ki dergide. Her seferinde yine ne çok emek var içinde demekten alamıyorum kendimi. Bu sayının kenti Aydın. Sibel'ciğim, kulakların çınlasın. Senin "gelin bardağı"n hazır mı bakalım? Yaa, yine pek çok şey öğrendim ben. Aydın'da üç ağızlı gelin bardağı varmış. Damat geline, "Benim için yalnız sen varsın, sana kuma getirmem" diyormuş bardağı vererek. Bir başka söylenceye göre de çocuğu olmayan evlerde bereket olsun diye veriliyormuş geline. Öyle güzel ki.

Bu sayıda kimler neler var? Sırasıyla:
Ahmet Uhri, Aydın yöresinin arkeolojik önemini,
Nilhan Aras, 'Karacasu Toprağı'nı, 'Kıl Çadır'ı, 'Efeler Tozluk Giyer'i, 'Aydın'daki Gastronomi ve Mutfak Sanatları Programı'nı,
Şükrü Tül, 'Paşa Böreği'ni,
Yine Nilhan Aras 'Aydın Mutfağı'nı,
Hüdai Yılmaz 'Üzümsü Meyveler'i,
Yoldaş Seki, 'Kuşburnu'nu,
Alin Taşçıyan 'Yaban Mersini Tadında'yı,
Aylin Öney Tan, 'Provence ve Cote D'Azure'u,
Hatice Kalkan Yıldırım, 'Kırmızı Şarap Üretimi'ni,
Vefa Zat, 'Kokteylimizi Kendimiz Hazırlayalım'ı,
Ahmet Uhri, 'İncir'i,
Nedim Gürsel, 'Mutfak ve Edebiyat'ı,
Ahmet Uhri, kitap tanıtım köşesinde 'Restoranın İcadı'nı,
Pınar Koçoğlu, 'Mutluluğu Tasarlamak'ı,
Didem Şatır, 'Türkiye Fırıncılar Milli Takımı'nı yazmış.


Benim bu sayıya katkım yukarıda resmini gördüğünüz 'Ağız Sütü' yazısıyla oldu. Aslında bahar sayısında çıkmasını istemiştik ya başka bir konuyu öne almak gerekince yaz sayısına kaldı. Bu konuyu çok severek hazırladım ve her zaman olduğu gibi pek çok kaynaktan yararlandım. Yazılı kaynakların listesi çok uzun ama bilgileriyle yazının hazırlanmasına katkıda bulunan dostlara bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum: Nimet Berkok-Toygar, Fatma Pekşen, Kazım Akşen, Naile Dayan Bozdemir, Ali Dayan (Naile'nin babası), İsmail Yenigün, Ufuk Kamber, Sharon Hudgins, Irene de Vette, Nancy Jenkins, Anne Mendelson, Katarina Pederson, Katerina Yamalidou, Lori Barkley, Alessandra Guigoni.

27 Temmuz 2007

Kırmızının hası


Sıcakmış.
Bunaltıyormuş hava.
Kafasını toparlayamıyormuş insan.
Barajlarda su kalmamış.
Toprak çatlıyormuş çatır çatır.
Ürkütüyormuş insanı.
Bir yerlerde,
Yağmur yağıyormuş durmadan.
Durmuyormuş.
Sel götürüyormuş taşı toprağı insanı.
Bir dilim karpuz,
Serinletiyormuş.
Bir anlığına, uzaklaştırıyormuş dünya dertlerinden.
Çocukluğu anımsatıyormuş.
Yanaklardan suyu akıtılarak yenen karpuzları...

25 Temmuz 2007

En büyük yaratıcı



Yaratıcılık olağanüstü bir hal. Müthiş bir güç.
Gönül Paksoy'un yemek tasarımlarını bir araya getirdiği kitaplara bakıyordum. Onun gerçek bir sanatçı, tasarımcı olduğunu düşünüyorum ama bence en büyük sanatçı dünya üzerindekileri yaratan. Kızılderilerin deyişiyle, Wakantanka. Büyük Yaratıcı.