10 Ağustos 2006

Hangisi daha güzel?


Bunlar da benim bahçenin ilk mahsulleri. Domateslerim. Geçen seneki verimin yarisina ulassak ne mutlu ama gölgede kaldiklarindan mi yoksa bahçenin topraginda is olmadigindan mi ne, domateslerim o kadar mutlu degiller. Bir kökte 11 tane saydim ama diger köklerde pek yok. Tek tük yani. Olsun, bunlari gördük ya, bunlari tattik ya.. Biberlerim de pitirak gibi. Mine'cigim gördün mü emeklerinin karsiligini? Iste büyüdüler de adam oldular. Ellerine saglik canim. O minicik tohumlari adam eden sensin.

04 Ağustos 2006

Istanbul'a sadece ugranir mi?

Ugranir ugranir. Bu sicakta ancak ugranir. Çok kalinmaz. Kalabaliklara girilmez. Girilmek zorunda kalinirsa da büfeden kisa araliklarla birer maden suyu alinir ve isler halledilip eve çekilinir. Tabii eve gelene kadar ter içinde kalmissinizdir. Üst bas degistirilir, dusta serinlenilir ve mutfaga dalinir. Artik meyvelerden hangisi var ise. Bakin aklima Kemaliye'deki piknikte yedigimiz karpuz geldi. Kirkgöz denilen bir yer var tepede. Ben zannediyorum ki kocamaaan bir mesire yeri. Meger ufacik bir yermis, masalar dipdibeymis, her yerde mangal yapilmakta imis. Sonra davulla zurnayla da gelinirmis, Kemaliye türküleri söylenip oyun edilirmis, yemekten sonra çay demlenir, ardindan da kayaliklarin kirk gözünden akan buzzz gibi sularin içinde çatirdatilan karpuz kesilirmis. Bir de çerez yenirmis ya hava kararacaksa eger o daracik keçi yollarindan geçmek zor olacagindan haydin gidelim denirmis. Kimi ahali hala ve israrla çöplerini güzelim suyun aktigi yere attiriverirse de aslolan posete doldurup çöpe götürmekmis. Simdi karpuz yedim ya (Kemaliye'deki kadar tatli degilse de hiç fena degil) aklima geldi o günler. Üzerinden 3-4 gün geçti neredeyse. Sicak gerçekten de. En iyisi gitmeli. Haftasonu enn sicaklar olacakmis. Hos Burhaniye de sicak olur ya.

Bu kisacik Istanbul duraklamasinda ne yaptim? Bankalara kizmakla geçirdim iki günümü. Asgari ücretli de olsaniz (yemin ederim maasi 500 ytl olan birine de kredi karti veriliyormus!) elinize tutusturulan karti bana vermiyorlar. Neden? Çünkü ücretli çalisan degilim. Ne var ne yok götürülür, aha buyrun bunu da alin denir ve o sinirle 2. bir karta basvurulur. Hiç yokken birden iki karti olurmusum falan.. Maazallah!

Ama Istanbul'da serin ve sakin bir köse vardir elbet. Bir tanesi benim sevgili Kafe Bunka'm. Orasi her daim huzur doludur. Bu sefer kismette Fatma'cigimla suşi ve sebzeli yosunlu pilav yemek varmis. Üzerine de yesil çayli profiterol paylasip patlak pirinçli çay içmek. O huzur abidesini birakip Taksim'in sicagina çikilir mi hiç? Mecbursaniz çikilir.

Öteki serin ve huzur dolu yer ise Balikpazari'ndaki Üçyildiz Sekercisi. Hiç gittiniz mi oraya? Gidin gidin. Feridun beyle tanisin. El yapimi ve katki maddesiz badem ezmesinden mutlaka tadin. O size de söyleyecektir: Bunda katki maddesi olmadigi için buzdolabinda bekletin. Ya da bekletmeyin hemen yiyin. Çocuklugunuzun sekerlemeleri, jöleleri, çikolatinleri... Orada hepsi var. Bir de Rumlarin meshur çevirme tatlisi. Ya da diger deyisle beyaz tatlisi. Bir de tertemiz bakir kaplarda reçeller. Ne isterseniz. Bir akide sekeri alir miydiniz?

Ayfer arkadasimin Parsifal'i de Taksim civarlarindaysam ve karnim aciktiysa nadiren düzenli gittigim yerlerden biridir. Neden? Çünkü Ayfer ve ablasi her seyi saglikli malzemelerle pisirmeye özen gösterirler. Oradaki pazi sarmasina bayilirim. Yaninda bol yogurtla. Yine ondan yedim. Bulgurlu ve öyle leziz ki! Ayfer'cigim yokmus, Çanakkale'ye selam yolladim ona. Bu kadarcik bir Istanbul oldu bu sefer. Bir dem alacak kadar. Yine gelinceye kadar saglicakla kalin. Bundan sonra haberlerimize Burhaniye'den devam edecegiz.
*
Siteyi güncelledikten sonra hos bir sürprizle karsilastim. Radikal'den okurum olan Berkhan Ç. Karaduman, babasi Yaşar beyin Ünye'den yerel lezzetleri aktardigi pazar yazisinin (fotograflari Berkhan çekmis) linkini göndermis. http://www.unyeses.net/unyepazari.htm adresinden okuyun derim. Belki bir gün yolunuz oralara düser ve siz de rastlarsiniz Surdibi pazarina... Bu degerli bilgiyi benimle paylastigin için çok tesekkürler sevgili Berkhan!

02 Ağustos 2006

Kemaliye'den


Kemaliye böyle bir yer iste. Munzur Dagi ve Sariçiçek Dagi karsi karsiya gelmis, vadide Firat nehri akar. Kenarina ise Kemaliye kurulmus. Karsilikli köyler var. Kimi merkeze yakin, kimi uzak. Kemaliye'nin meshur bir tas yolu var, yapimi onlarca yil süren. Iste onu göremedim. Oysa geçen yil Lütfi Özgünaydın'ın 'Taş Yolu Öyküleri' adli kitabini okuduktan sonra binlerce yörelinin emegiyle açilan bu yolu görmeden dönmeyi düsünmezdim Kemaliye'den. Tas yolunu da, müzesini de göremedim. Ama çok güzel insanlar tanidim, güzel seyler tattim ve yine gözü arkada döndüm.

Dut Kemaliye'nin her seyi. Nice öykü var duta dair. Dutun satilip da parasinin eve geldigi gün yapilan senlikler, ese dosta gönderilen kuru dutlar, dut pekmezleri, pestiller, sonra kuru dut satarak harçligini çıkaran ve okula o sekilde devam edebilenler, bahçesinde konu komsuyla bir olup dut çirpan nineler, dedeler...

Taze salataliklar var, bahçeden koparilmis. Salataligin banildigi pekmez var, Ayse abla var, Ahmet abi var, Hatice hala var, Latif Yalçıner var, Gülnur Gürler var, Bozkurt otel var, müze var, dut var, lökhane var...

Lökhane'yi Hamdi Fırat isletiyor. Telefonu (446) 751 30 66
Lök, Kemaliye'nin bir güzel lezzeti. Dibekte dövülüp elenmis kuru dut unu yine dibekte dövülmüs cevizle biraraya getiriliyor. Sonra 3500-4000 kez daha dövüldükten sonra macun haline getiriliyor. Sekil verilip jelatine sarildiktan sonra da satisa hazir oluyor lök. Lökhane'de baska seyler de var. Oricik var mesela, dut pekmeziyle hazirlanan cevizli sucugu Kemaliye'nin. Sonra fasulye kurusu, dag meneksesi, Ağın leblebisi, pekmez, reyhan kurusu, serbetler, dibekte dövülmüs çedene kahvesi. Onlar çedene diyor menengiçe. Daglarda varmis. Toplayip kavurduktan sonra dövüp kahvesini yapiyorlar.

Neden gittim Kemaliye'ye? 29. Geleneksel Kemaliye (Eğin) Kültür Festivali bünyesinde, Diş Hekimi Gülnur Gürler'in düzenledigi Dut Paneli'nde konusmak üzere. Hani sizlerden bilgi istemistim ya, kimileriniz (hepinize tesekkürler) bilgiler yollamistiniz. Ben de o bilgileri derleyip toparlamis, çesitli kaynaklardan bolca ilave yapmis ve upuzun bir konusma metni hazirlamistim. Yukarida gördügünüz dut kavurmasi ve yöreye has pek çok dutlu lezzeti de tatma (gerçi ben izdiham nedeniyle yine her seyin tadina bakamadim ama..) sansi buldugumuz Dut Paneli'nde çesitli üniversitelerden hocalardan duta dair pek çok sey duyduk, ögrendik. Dut ve yapraklarinin sifacilikta kullanilisindan tutun da dut yapraginin büyük ve küçükbas hayvanlari beslemede kullanimina, halk edebiyati ve kültüründe dutun yerinden Türkiye ve dünyada dut yetistiriciligine pek çok konu basliginda yapilan konusmalari ilgiyle dinledi Kemaliyeliler. Süre azligi nedeniyle ancak özet olarak aktarabildigim bilgiler insallah tüm panelistlerin konusma metinleriyle birlikte bir yayin haline getirilecek. Gitmeden önce Türkiye'nin çesitli yerlerinden derledigim bilgiler orada ögrendiklerimle zenginlesti.

Bu güzel manzaraya sahip evde iki güzel insanin, Ayşe ve Ahmet Berkay'in evinde, Apçağa Köyü'nde bol sohbet, güzel yiyecekler, yukarida resmini gördügünüz pekmeze banilarak yenmis teri üzerinde salataliklar, Ayse ablanin nefis sirkesi, pekmezi, dut kurusu, binbir bitkiden (yok o kadar degil ama 100 kadar varmis) yapilan zetrinin kokusu... Hepsi de unutulmaz anilar arasinda yerini aldilar. Berkay'lar diyorlar ki atamizdan kalan evimizde hepinizi agirlamak istiyoruz. Sizler de Kemaliye'ye gidecek olursaniz Apçaga köyünü mutlaka ziyaret etmelisiniz. Öyle seviyorlar ki köylerini, dernek kurmus, köy firinini ve köyün girisindeki kimi yapilari restore etmisler, okuma ve toplanti odasi kurmus, konuklara kucak açmislar. Gideriz derseniz telefonlari bende, ilgilenenlere verebilirim memnuniyetle. Gidip tanisin, güzel lezzetleriyle donanin diye.
*
Buğday Derneği'nin Şişli Belediyesi'nin katkilari ile PINAR ve MİLUPA'nin sponsorlugunda Istanbullulara armagan ettigi Ekolojik Pazar her cumartesi günü Feriköy'deki yerinde sizleri bekliyor. Yaz geldi diye üsenmeyin. Onlar hiç dert etmeden sizler yiyebilin diye Gökçeada'dan, Malatya'dan, Eğirdir'den, Adana'dan ve daha nice yerden her hafta kalkip Istanbul'a geliyorlar. Tek istekleri ürettikleri leziz besinleri paylasmak, insanlara tanitmak ve bu isi sürdürebilmek. Ne olur onlari yalniz birakmayin. Sözlerinizle, alisverislerinizle ve güleryüzünüzle onlari destekleyin. Diliyoruz ki bu çaba nice ekolojik pazaryerinin tohumunu atsin ve Türkiye'nin her yerinde bulusalim dogayi kirletmeden, insana zarar vermeden üretilen gerçek lezzetlerle. Harita için burayi tiklayabilirsiniz.
Ekolojik Pazaryeri ile ilgili makale için ise:
http://www.bugday.org/article.php?ID=1419
*
Site okurlarindan Didimli Kadriye hanim Didim'in dünyaca ünlü Altınkum Plajı'nda balik çiftliklerinin kurulmasi için izin verilmemesi için bir imza kampanyasi baslattiklarini ve bu konuda elbirligiyle çalismalar yaptiklarini aktarmis. Hazirladiklari yaziyi ben de imzaladim. Kadriye hanim hepimizin destegini beklediklerini iletmis. Didim Belediyesi'nin internet adresi söyle: www.didim.bel.tr

26 Temmuz 2006

Kars güncesi-III

Dün Ermenistan sinirina dogru gitmistik, bugün Igdir tarafina gittik. Dün Azeri bir aileye konuk olduk, bugün Kürt. Ahiska Türkleri, yerliler, Terekemeler... Kars'in
Son olarak Kars'la ilgili iki degerli kitaptan çok kisa bahsedip bitirecegim çünkü müthis basim agriyor. Yol da yordu, gün de. Sicakti, yeterince uyuyamamistim, yol uzundu, virajliydi, yürüdük, hava çarpti...

Yrd. Doç. Dr. Ufuk Kamber'in tamamen kendi imkanlariyla hazirladigi 'Geleneksel Anadolu Peynirleri' kitabi bu memleketin peynirlerine dair uzmanindan (Kafkas Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi'nde hoca kendisi) bilgiler. Sevgili arkadasim Erhan Seker (Zeytinbagi'nin sefi) bu kitap sayesinde pek çok peyniri yapmayi denedigini söyledi. Ben de peynir hakkindaki bilgilerimi onun sayesinde gelistirmeyi ümit ediyorum. Kitaba ulasmak isterseniz Ufuk hocaya basvurabilirsiniz. (Lütfen benden internet adresini isteyin.) Diger kitap da Oktay Ekinci'nin 'Kars Kitabı'. Kars'a gelmeye niyet ederseniz onu okuyun derim. Simdilik de bu kadar olsun. Yarin yeni bir gün. Yeni bir yogun gün. Bir sonraki duragimdan önceki son 2 günüm...

24 Temmuz 2006

Kars güncesi-II

Hera demis ki biraz daha anlat yahu çatlayacagim. Sabah 8:30-9:00 gibi evden çikiyoruz. Aksam 7 gibi dönüyoruz. Sonra da olan biteni bilgisayara geçir, yemegini ye, mesajlarina bak.. Bugün de öyle mesela. Sabah çiktik. Sevgili soförümüz Tahsin'in haniminin köyüne tandirda ekmek pisirmeye gittik. 70 kilometrelik yol. Tam Ermenistan sinirinda. Sinirdan önceki son köy. Tandirda lavas yaptik, kalin yaptik (onlarin bir pidesi), sonra pisi yaptik, yine ayran asi yedik. Kim sormustu ayran asini? Herkesinki biraz farkli digerinden. Pirinç ve yesil mercimek olabilir, yesil mercimek ve yarma. Bunlar birlikte piser. Ayri bir yerde de yayla çorbasindaki gibi yogurt, un ve yumurta sarisiyla onlarin deyimiyle 'muhallebi' hazirlanir ve çorbaya eklenip karistirilir. Yag yakiyor kimileri baharatlarla. Ille de asotu girecek, yani kisnis. Anuhotu, yarpuz da kullaniliyor. Böyle iste. Kars yemekleri tahil ve süt ürünleri agirlikli. Çogu köyde zaten hayvancilik ve kendi ihtiyaçlari için tahil yetistirme durumu var. Gökyüzü dramatik. Son olarak da helva kavurdu Suna teyze bize. Çayla helva yedik. Yanimiza da yolluk verdi. Lavasa sardi helvayi. Gelir gelmez bir kaç lokma yedim. Sonra tesadüf bu ya, kaç yildir görmedigim bir sinif arkadasimi gördüm üniversiteden! Kars acaip bir yer. Ne zaman kiminle karsilasacaginiz belli olmuyor. Yarin? Yarin Kagizman'a gidiyoruz. Meyvelere.

Yazacak, anlatacak pek çok sey var ama isleri bitiremiyorum. Iki gündür yollardaydik. Ilk gün Ardahan, dün Büyük Çatma köyü (Arpaçay tarafinda). Sonra aksam gelip iki gündür biriken yazilari toparlamaya çalistim. Bilgisayara girmeye çalisiyorum ama hala bitiremedim hepsini. Bir de fotograflarin tasnifi var tabii. Onlar en degerli belgeler. Tabii yazilanlar, tadilanlar, paylasilanlar da var.
Yollar öyle güzel ki! Çildirir insan. Ya bir de agustosta gelseymisim? O zaman tarlalara yatar bir daha da kalkmak istemezdim.

Buranin yiyecekleri süt ürünleri ve tahil agirlikli. Dün gittigimiz köyde Çeçil peyniri yapimini gördük, taze bal, köy tereyagi yedik. Kaymaktan tereyagi yaptik, nohul, nezik yaptik... Asagidaki ayran asini kasikladik. Bugday tarlasina gittik, su degirmeni gezdik.

Çocuklarla eglendik, büyüklerle sohbet ettik, kazlari seyrettik. Bir sürü sey iste. Hangi birini söyleyeyim ki?

21 Temmuz 2006

Kars güncesi-I

Pazar eklentisi. Dün Ardanan'daydik. Yollar öyle güzel, öyle çiçekliydi ki, sikça arabayi durdurup fotograf çekmek istedim. Köylerde kazlar, göz alabildigine tarlalar, çimenlikler. Her yerde bir faaliyet. Çimenler kesilip denk yapiliyor, kisin hayvanlar yesin diye. Bugday ve arpa hasadi daha yapilmamis. Onlar yesil tarlalarda. Gerisini ilk vakit buldugumda yazacagim. Daha dün tuttugum sayfalarca notu bilgisayara geçiremedim.

Kars'a geleli iki gün oldu. Daha dogrusu iki gece uyudum. Dün ilk kez Kars sokaklarinda dolasabildim. Muhtesem binalar var gerçekten. Umarim bol bol fotograf çekecek firsat olur çünkü köylere, peynir yapim yerlerine falan da gidecegiz daha. 29 Temmuz'a kadar buradayim. Bakalim neler görüp neler yapabilecegim.
Ilk geldigim gün bizim sokakta pazar vardi. Ufak bir pazar. Pazarin kuruldugu yerde öyle muhtesem binalar vardi ki müthis bir uyumsuzluk örnegiydi pazar tezgahlari. Pazarda bilmedigimiz fazla bir sey yok. Sebze ve meyveler farkli degil. Ancak otlardan asotu (taze kisnis) ve reyhan var. Asotu koca demetlerle satiliyor ve buradaki çorbalara konuyor. Nefis kayisilar var Kagizman'dan gelmis. Dut pekmezi, pestil vs de Kagizman'dan geliyor.

Malum buranin özel ürünü peynirleri. Özellikle de gravyer. Kilosu burada bile 20 ytl. Nedeni belli: Her benim diyen gravyer peyniri yapamiyor. Ayrica 17 kg sütten bir kilo peynir çikiyor. Dün aldigim peyniri galetayla (resimde görüldügü üzre) afiyetle yemeye basladik. Daha görülecek, yapilacak çok sey var. Sirayla..

18 Temmuz 2006

Persembe eklentisi. Kars'tan merhaba. Dun geldim. Sag salim. Burasi baska bir dunya tabii. Hakikaten guzel ve ozel bir yer. Henuz fazla bir sey gordum diyemem ama gorecegim. 29 Haziran'a kadar buradayim. Cevrede gorulecek cok sey var. (Kusura bakmayin Ingilizce klavyeyle yazdigim icin Turkce karakterleri kullanamiyorum su anda)

Size kitch Zübeyde ile ya da diger bir deyisle Pembe Ferrarili sütçümüzle basbasa birakiyorum. Bizim Zübeyde alem kadindir. Zaten resimden de anlasiliyor olmali ne kadar komik bir kadin oldugu. Genelde pembe sapkasiyla gelir. Geçen sene Mercedes'i vardi, yani eski üç tekerlekli, arkasi seleli bisikletine Mercedes diyordu. Simdi benim neyim eksik, ben de Ferrari aldim diyor. Hem de pembe. Sapkasi da onunla uyumlu herhalde. Kocasi Karadenizliymis, oglu da ona benzedigi için onlara "hamsiler" diyor. Klaksonuna da dikkatinizi çekerim. Zaten ona ne gerek, islikla Türk sanat musikisi icra ederekten dolasir siteyi. Sabah ve aksam. Her sokaktan her seferinde geçmez elbet. Hayrani çoktur. Lafi sözü boldur. Her gelisinde yeni bir espri bulur! Eh bugünlük bu kadar olsun. Daha valizimi hazirlamadim ben. Durun ayol iki saat içinde evden çikmam gerek.. Haydin hosçakalin. Size orlardan yazarim elbet.