09 Şubat 2007

Çeyiz sandığı

Çeyiz ille de örtü, çarşaf, havlu vs. değildir elbet. Öylesi daha makbul, daha kalıcıdır ya olsun. Bazen çeyiz sandığı gibi bir paketin içinden en sevdiğiniz şeyler çıkabilir. Bana tam da öyle bir sürpriz yaptı arkadaşım Figen. Mavi Deniz firmasının 'One Nature' adıyla büyük marketlerde ve doğal ürün dükkanlarında bulunan organik ürünlerini bilirsiniz. Figen'ciğim senelerce firmanın ihracat sorumlusu idi. Yılbaşında dostlara birer paket göndermeye karar vermişler, ben de Figen'in kontenjanından listeye girmişim. Ne mutlu bana ki Figen gibi dostlarım var. Beni hatırlayıp listeye eklemesi, hele de ruhumun kırık olduğu şu günlerde sıcak bir günde, uzun uzun yürüyüp terlemişken karşıma çıkan soğuk pınarın serin suyu gibi geldi.


Paketi görünce aniden aşure yapma sevdasına düştüm. İngilizce'deki 'aşka düşmek' gibi (falling in love) sanki. Bir anda sizi sersemleten bir düşünce gelip saplanır beyninize. Başka bir şey düşünemez olursunuz. Aşure de aşure. Eh site komşularınızın ve Yemek Biz grubundaki dostların katkısını (özendirici tariflerini diyelim) yadsımamak gerek. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi olduğu gibi, her kadının da bir aşure yapışı vardır. Herkesin tarifinde bir değişiklik mutlaka var. Eminim herkesinki kendine güzel gelir, ya da evlatlarına, torunlarına. Mesela bize bu sene 3 aşure geldi. Birinin tadına bakmadım. Tatlı orucundaydım. Diğer iki taneden birinin şekeri fazlaydı ya malzemesi ve tadı yerindeydi. Sonuncusu gayet tatsız, fazlasıyla sulu, buğdayı az... Bir aşure de 'misafirlikte' yedim. Bir kaşık. Onda da nişasta vardı sanırım. Buğday zaten yoğunlaştırır aşureyi, nişasta neden konur bilemem ki. Onu da beğenmedim. Tatlı orucumu rahatlıkla sürdürmemi sağladı son ikisi en azından. Yine de akıl fikir bir şeyde olursa, yapacaksın kardeşim. Aklında duracağına midende dursun. Değil mi ama?

Yapacaktım yapmasına da şekersiz nasıl yapmanın yollarını aramaktaydım. Sonunda hurmada karar kıldım. Evet, bildiğiniz hurma. Geçenlerde 250 gram kadar hurmayı haşlayıp püre haline getirmiş, onunla kek yapmıştım. Umduğundan daha tatlı olmuştu. Dilediğimden de. Öyleyse neden aşurede denemeyecektim ki? Pekmezli de yapabilirdim elbet ya pekmez rengini koyulaştırırdı. Bunlar hayali konuşmalar şu aşamada. Sonucu daha bilmiyoruz. Göreceğiz. Ben çoğunluğun aksine, kuru meyveleri önceden ıslatmak veya haşlamaktan hoşlanmıyorum. Bütün lezzetini vereceği aşurenin içinde de pekala pişiyor. Çok da güzel oluyor.

Pazara gittim, yarım kilo aşurelik buğday aldım. Hepsini ıslatmadım elbet. Çok gelir. Üçte ikisi? Hemen hemen. Biraz da sıcak su koydum. İki saat kadar bekledi. Sonra bol suyla bir güzel kaynattım. Fokurdayınca da ateşten aldım, sarıp sarmaladım, kulakları çınlasın, Takuhi Tovmasyan gibi 'gelin ettim'. Buzlukta nohutum vardı. O işten kurtuldum. Fasulye de ıslattım. Birazdan onu haşlarım. Hurmalar haşlandı, püreye dönüşmek için soğumayı bekliyor. Bademlerimi de suya koydum. Yumuşayıp kabardıklarında kabuklarından ayıracağım. Birazdan incir ve kayısılarımı doğrarım. Mavi Deniz'in organik meyvelerini koyacağım, ne güzel. İçine elma da doğrayacağım. Portakal kabuğu da koyarım. Gülsuyu kokusunu pek sevmem. Onun yerine portakal çiçeği suyu ekleyeceğim. Ateşten almadan hemen önce. Pişerken içine tarçın kabuğu ve karanfil de koyacağım. Bizim evde adettir. Atılır içine.

İnsan karar verince, yarım günde işi kotarabilir. Aşure öyle günlerce süren bir işlem gerektirmiyor. Bana kalırsa çok da basit yapımı. İşte öğleden sonra başlayan aşure işlemi, akşama sonlandı. Hepi topu 5 saat içinde kotardım galiba. Hurma tahmin ettiğim gibi çok yakıştı. Hiç şeker kullanmadım. Portakal kabuğunu doğramak yerine rendeledim, portakal çiçeği suyuna gerek duymadım çünkü hoş bir bitki karışımı çayından demleyip ekledim. Bana göre tadi da dokusu da harikaydı. Klasik aşure sevenler için pek iştah açıcı olmayabilir. Tadı da yetersiz gelecektir. Nitekim annem tatsız buldu. Onun yiyeceği miktarı ayırıp içine 1 su bardağı toz şeker koyunca hah tamam şimdi oldu deyiverdi. Peki dedim sen öyle ye. Ben memnunum bu halinden. Badem pek yakıştı. Ayrıca ceviz, fındık falan koymama gerek kalmadı. Dolayısıyla bu sayfadaki fındık fotoğrafı sadece bir dekor olarak kaldı. Nergisli aşure fotoğrafım nasıl ama? Ben çok sevdim. Hani fotoğraf olarak muhteşem sayılmaz, aşurenin tipi mipi de pek belli olmuyor ama nergislerle aşurenin süsü bir örnek, rica ederiz yani. (Şu incir-cevize bayılırım. Paketim geldiğinde ilk yaptığım şeylerden biri de o oldu. Bir tane inciri açarsınız. İki yarım parçanın içine de birer yarım ceviz koyarsınız. Sonra bir bakmışsınız, bir incir, bir cevizle tatlı krizi aşılmış. Keşke tüm krizler böyle kolay aşılsa!)

26 yorum:

tata dedi ki...

Incir, ceviz benim zaten sabah yemegimdir. Incirlerin icinde yasam gecince böyle bir aliskanlik kaliyor...
Sevgiler

fatma dedi ki...

şimdiden afiyet olsun aşure için. en doğal haliyle pişecek, ne güzel. geçen yıllarda pekmezle yapmıştım, rengi koyu da olsa. bir bardak da süt konunca biraz açılıyor renk. dediğiniz gibi herkesin aşure yapımı farklı. benim aşuredeki favori baharatım karanfil, karabiber, yenibahar ve tarçındır.tarçın kabuk halinde, karanfil taneler şeklinde, diğerleri dövülmüş. biraz tuz da var tabii.
ayyy uzattım. her günün aşure tadında geçsin. sevgiler

menevşe dedi ki...

Sevgili Tijen hanım,ne güzel anlatmışsınız, evet aşure herkesin bildiği, herkesinde yaptığı ama her yapandan ayrı bir tat elde edilenbilen çok güzel bir tatlımız. Yemek yapmak böyle birşey en iyi bilinen bir yemeği bile her yapan başka türlü çıkarır.
Sizin aşure bence çok güzel olacak, afiyet olsun

NİLAY dedi ki...

Sevgili Tijen ;
ne güzel anlatmışsın öyle :) harika olacak gibi geliyor bana bu aşure...fotoğrafını ve yedikten sonraki yorumunu merak ediyorum :)hurma fikri ilginç gerçekten... bende yaptım bu yıl aşure...haala var dolapta :) hergün bir tabak yiyorum...nişasta konulmasından hiç hoşlanmıyorum aynen...

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Tata,
Sahi incirli günleri özlemiyor musun? Ben Bodrum'da incirin ilk çıktığı hafta homurdana homurdana yarım kilo aldığım günleri hatırlarım. O hafta pek pahalı olur çünkü. Sonra hızla ucuzlardı.
*
Sağol Fatma'cığım,
Senin de! Ben de süt koymayı düşündüm ancak yine de tam olarak beyazlatmayacağını, aksine bulanık bir açık griye dönüştürebileceğini düşünüp vazgeçtim.
*
Sevgili Menevşe Hanım,
Bana göre çok güzel oldu ama komşulara götüremedim. Hiç birinin damak tadına uygun olmayacaktı muhtemelen. Az tatlı sevenler için gayet uygun olsa da...
*
Oh afiyet olsun Nilay'cığım,
Tadını çıkar. Ben de biraz önce yedim afiyetle. Özlemişim sevdiğim aşure tadını!

Betul dedi ki...

Zeytin Agaci'nda gormustum, Tijen. Catalla ezilip bir kenarda bekletilen muzun muthis tatli bir bulamac haline geldiginden bahsedip hatta onunla bir de muhallebi yapmisti Asli...Ozellikle bebekler icin muthis bir fikir oldugunu dusunmustum, hani ilk 2 sene seker ve tuz yedirilmiyor ya bebeklere...Sanirim boyle her seyiyle dogal tatlilara cok yakisir bu fikir.Hani aklima geliverdi de..

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Betül haklısın,
Ben tatlı meyveleri (taze veya kuru) tatlandırıcı olarak kullanmayı çok seviyorum. Elimizde doğal tatlandırıcılar varken sağlığımıza zararlı şekeri ne kadar az kullansak yeridir.

Melek Yagci dedi ki...

hadi bu tarifi de caldi desinler...
kalp kirigini asureyle unutmak guzel olmus...

yola devam,

melek

Hanife dedi ki...

Tijen'cigim,
Ben de ilk kez deneyecegim asureyi. Annem harika yapardi da bir yanasip nasil yaptigina bakmamisim, iyi mi??
Sadece ilik ilik yemede uzerime yoktu tabii.
Bugdayi ben biraz kaynattim, cunku kabukluydu, umarim siserler sabaha dek, son anda aklima geldi kabuklu olduklari, ne zamandir bekliyordu, arada pilava falan katarim diye almistim.. Bakalim tadi nasil olacak asuremin, pek ozendim, hayirlisi:)
Size de simdiden afiyet olsun..

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Melek,
Ne kadar yüreklendirici şeyler söylemişsiniz. Teşekkürler. İnsanın bazen dışarıdan gelen ümit sözcüklerine ihtiyaç duyduğu zamanlar oluyor. Siz de aşuremin üzerine ümit tozu ektiniz.
*
Hanife'ciğim,
Bence muhteşem olacak. İnan ki çok kolay. Tam buğday demişsin, o aşurelik buğday gibi nişastalanmaz. Onun için daha sulu olabilir seninki. Belki bu durumda yoğun olması için nişasta benzeri bir yoğunlaştırıcıya ihtiyacın olabilir. Bir tek ona dikkat et. Işıl 'pearl barley' ile yaptım demişti, belki ondan da ekleyebilirsin biraz. Sanırım Kanada'da da vardır?

B5 dedi ki...

Yollarim hep buraya cikiyor :)

Yine birseyler ögrendim:
Portakal "cicegi" suyunun sadece kozmetikte kullanildigini saniyordum. Nitekim evimde bu esansli krem, koku vs. var.
Gida olarak ilk kez duyuyorum..
Sevgilerimle,

(Punto.blog da yazdiginiz yorumu okudum. Hayir bence yanlis anlama yok :).. Kesinlikle dediginiz katiliyorum. Sasirdigim bu zenginliklerin gözardi edilmesi ve bunlara sizin gibi deginilmemesi. Acikladiginiz icin yine tesekkürler :)

Mutfakta Zen dedi ki...

Yeni bir bilgi kattığıma dağarcığınıza, çok sevindim B5. Evet, biz pek tanımıyoruz ama pek çok ülke mutfağında var portakal (daha doğrusu narenciye) çiçeği suyu. Ben Halep'ten aldım ama Kıbrıs'ta da kullanıldığını biliyorum mesela.
(Yorumla ilgili, yanlış anlamadığınıza sevindim. Çünkü o düşünceyi paylaşan okurum gerçekten değer verdiğim, dost bir insandır, yanlış anlaşılmasını istemedim.)

Hülya dedi ki...

Tüm krizleri bir incire,bir ceviz katımı kadar kolay atlatmamız umuduyla...

Mutfakta Zen dedi ki...

Ah keşke sevgili Hülya,
Ne güzel olurdu değil mi? İncirle cevizin güzel buluşması da yanımıza kar kalırdı!

Hanife dedi ki...

Bugdaylar yumusamak bilmedi bir turlu:)
Malzemeler sirada bekliyor eklenmeyi. Pearl barley'i ne yazik ki bilmiyorum Tijen'cigim, nisastadan yan hic degildim ama dedigin gibi eklemek zorunda kalirsam baska carem olmayacak:))

Mutfakta Zen dedi ki...

Hanife'ciğim,
Dediğim gibi, tam buğday aşurelik buğday gibi dağılıp nişastalanmıyor. Tam pirinç gibi o da haşlanınca bütün kalıyor. Kabuğu onu koruyor bir şekilde. Tad olarak daha güzel olur onunla ama sulu kalır muhtemelen. Afiyet olsun.

berceste dedi ki...

Senin bu tatlı dilin ile tüm krizler aşılır Tijen'im! Ellerine sağlık. Bir yandan okudum, diğer yandan yoruma şu nergisli aşuren ne güzel durmuş, gözleri şenlendirmiş diyeyim dedim durdum. Baktım sonunda sen de yazmışsın :) Ben de aşure yaparken su ile niye ıslatıyoruz ki diye düşündüm durdum, ama vardır bir formülü deyip ellemedim. Bundan sonra senin formülden gideyim! Ellerine ve gözlerine sağlık.

berceste dedi ki...

Yorum yazdıktan sonra, yorumları okudum da! Tijen'im ve sevgili Hanife, ben de lafa karışmadan duramayacağım. Bu komik hikayemi size anlatmam lazım. Madem pearl barley adı geçmiş.... İngiltere'ye ilk geldiğim sene, aşure yapmak için tırım tırım buğday aranıyorum. Arkadaşın biri dedi ki pearl barley al, o buğday. Yahu buğday wheat olsa gerek ama bu ingilizler nişastaya corn flour dediklerine göre bunda da vardır birşey dedim. Aldım, sözlüğe de bakmadan bir güzel aşureyi yapmaya başladım. İlk pek kolay ıslanıp parçalandı. Ondan şüphelenmem lazımdı. Şüphelenmedim...Sonra bir güzel pişirdim. Soğuttum, yiyeceğiz, aaa o da ne bizim aşure uzuyor! Hani bamya yemeği iyi pişirilmezse uzar ya, öyle uzuyor! 1 sene aşure yemek için bekleyen bizler de arkadaşlar da uzama muzama dinlemeyip bir güzel yedik! Bir sonraki sene dedim ben bu konuyu bir araştırayım, nedir bu iş! Sözlüğe bir baktım bizim buğday, meğer arpa imiş! Sonra gittim Türk Bakkal'dan aşurelik buğday aldım ve yaptım :) Sözün özü, bilmem benim pişirmemden, bilmem arpasal özellikten, arpa aşure olunca uzuyor! Sevgiler...

ecemsu dedi ki...

ellerinize sağlık,herşey çok güzel,olağanüstü lezzette olduğu belli oluyor.ben bu ara tahin ve pekmeze takmış durumdayım neredeyse 24 saat yiyebilirim.bir de aydın incirlerini hani şu unlu gibi olanlara iri ceviz koyup yemek de bizim sofranın adetlerinden :) tijen hn ben birşey paylaşmak istiyorum sizinle.muğla'daki 80 yaşlarında olan anneannem çok güzel doğal ve leziz üzüm pekmezi yapıyor.ailece hep onun pekmezlerni tercih ediyoruz.bu yıl satışta ona yardımcı olmak istiyorum,kilosu 6 liradan sattığı pekmezleri ihtiyaç sahiplerine kolayca ulaştırmak isterim.amaç yaşlı ve dul kadına biraz destek olabilmek...ne dersiniz.
sevgiyle,ecemsu

aysen tekin dedi ki...

seni sıkkın görüyorum.canını hiç bir şeye sıkma...
geçen lezzet dergisi aldım.söke un da hediyesi...sayfalara bakarken sen karşıma çıktın...aaaa
tijen..., benim arkadaşım dedim...
ne kadar mutlu oldum yazını okuyunca... gel butaraflara istersen...hava değişimi olur...
istersen ben gelir alırım seni...
yorulmamış olursun sevgiler.

Mutfakta Zen dedi ki...

Dilek'ciğim,
Eğer aşurem açık renkli olsun takıntın yoksa bu çok iyi bir yöntem. Zaten organik üzüm ve kayısı kullandığım için renkleri koyu, onlar her halikarda göze çarpıyorlar renkleriyle. Arpa konusunda haklısın. Arpanın öyle bir sümüklenme olayı var. Ben de bilmiyorum neden ama öyle.
*
Sevgili Ecemsu,
İstersen bana bir internet adresi ver, sitede duyuralım tatlı anneannenin pekmezlerinden isteyenler sana yazsın. Benim elimde şu an yaza kadar yetecek pekmezim var ama eminim pek çok arkadaşımız isteyecektir.
*
Ayşen'ciğim sağol canım yazdıkların için. Evet canım sıkkın. Doğru bildiğim her şey tersine döndü sanki. Sırtımdan bıçaklanmış gibi hissediyorum ve bir türlü hazmedemiyorum bu durumu. Neyse, geçecek elbet. Ah canım, ne güzel olur sahi. Dur şu işlerimi yoluna koyayım da bir Ayşen ziyareti yapayım ben!

Muzi dedi ki...

Tijen sorması ayıp portakal çiçeği suyunu nereden buldun : ) Bildiğim kadarıyla arap mutfağında kullanılıyor. Bir Arap böreği tarifim vardı onu yaparken arayıp bulamamıştım.

Mutfakta Zen dedi ki...

Halep'ten almıştım Muzi. İki seferdir orada aranıp buluyorum. Kıbrıs'ta da kullanılıyor. Belki oradan getirtilebilir. Bendekinden sana yollayayım diyeceğim ama...

Hanife dedi ki...

Ilahi Dilek'cigim,
Cok guldum:) Ben agzim bir iki kere yandigindan mutlaka sozluge bakip giderdim ilk zamanlar.
Asure pek guzel oldu Tijen'cigim. Tavsiyenler bir tatli kasigi nisasta ekledim. Gerci daha oncedec ceyrek bardak kadar pirincete koymustum, hani onun nisastasi yeter diye dusundum ama yine de ekledim azcik..
Dagittim arkadaslara, yiyenler begendi..
Senin de ellerine saglik. Asuremiz bereketli sofralar getirsin insallah..

Mutfakta Zen dedi ki...

İnşallah Hanife'ciğim,
Kendisi öyle bereketli ki aşurenin, getirmemesine imkan yok gibi geliyor bana.
Ellerine sağlık!

Muzi dedi ki...

Sen zahmet etme; Kıbrıs'a sürekli giden bir arkadaşım var ona söylerim getirir, çok teşekkürler.