15 Şubat 2007

Bugün konumuz halis zeytinyağı


Evet bugün konumuz zeytinyağı. Ancak ben size zeytinyağının faydalarından bahsetmeyeceğim. Biliyorum ki zeytinyağının faydalarını çok duydunuz, dinlediniz, okudunuz. Ha yine 'doyurulmuş' margarini yahut rafine soya, ayçiçek ya da mısırözü yağını tercih ederseniz bu size kalmış. İnsan ancak kendisi karar verir neyi nasıl yapacağına. Sonuçta her koyun kendi bacağından asılır, atalarımızın dediği gibi. Biz ise, öncelikle bize verilen bedenden sorumluyuz.

Anılara geçmeden önce bir video bilgisi. Ne yazık ki İngilizce. Ancak çok eğlenceli. Sitenin adresi: Mouth Revolution. Yani ağız devrimi. Bu filmden arkadaşım Arca Atay sayesinde haberdar oldum. Arca GDO'ya Hayır Platformu'nun kurucularından. Ayrıca Bursa Nilüfer'deki organik pazarın ve Ekoloji Derneği'nin (doğru mu söyledim Arca?) de kurucularından. Gerçek bir çevreci, insan ve doğa sever bir dost. Film konumuzla da ilgili. Genleriyle oynanmış ürünlere ve trans yağ asitlerine hayır diyor. Sağlıklı olmayan ürünlere geçit vermeyen ağızlar, başrol oyuncuları.


Genleriyle oynanmış deyince, bugün artık dünyada üretilen mısır ve soyanın pek çoğunun genleriyle oynanmış ürünler olduklarını da, bizde üretilen mısırözü ve soya yağlarının (ve tabii ayçiçek) ciddi bir kısmının ithal edildiğini de, rafine edildikten sonra ha çöpe atmışsın ha çöpe atmışsın farketmeyeceğini de, bilen zaten biliyor. Bilmeyenler ise sanırım diyetisyenlerimizin büyük çoğunluğu. Önceki yazıda da söylediğim gibi, onlar hala dengeli beslenme için tüm yağlardan alınması gerektiğini söylemeyi sürdürüyor ve denge için rafine yağları öneriyorlar çünkü. Ben de onlara şöyle diyorum: Peki düzenli olarak fındık, ceviz, badem, ayçiçeği, susam gibi yağlı tohum ve yemişler tüketiyorsam onlardan alabileceğim besin maddelerini doğrudan, hem de maksimum düzeyde almıyor muyum? Alıyorsun diyorlar. Peki diyorum, süt, yoğurt, peynir tüketiyorsam hayvansal yağları zaten onlardan almıyor muyum? Alıyorsun diyorlar. Öyleyse neden sadece zeytinyağı tüketmeyeyim?

Zeytinyağına dair anılarımın bir kısmında Prof. Dr. Yahya Laleli var. Ve onun ürettiği yağlar, sirkeler, sabunlar... Kaç kere gittim Burhaniye'deki Laleli zeytinyağı fabrikasına bilmiyorum. Ancak iki gidişimin yeri ayrı. Birinde zeytinyağıyla dolu, ev ekmekli, bahçenin domatesi, biberinin olduğu bir sofraya oturmuş, yakında sirkeye dönüşecek, ancak henüz taze bir şarap görünümünde olan, cabernet sauvignon üzümlerinin suyundan içmiştim. Bir başka sefer ise, karadut sirkesinin yapımına şahit olabilmek için tutmuştum fabrikanın yolunu. İşte o günün anılarını Radikal'e yazdığım şu yazıdan okuyabilirsiniz. O günün hisleriyle yazıldığı için, daha taze olacaktır. Hey gidi günler hey diyesi geliyor insanın. 17 Temmuz 2004 tarihli gazetede yayınlanmış.


Zeytinyağına dair daha pek çok yazı yazmışım. Aralarında en sevdiklerimden biri de Bozcaada'da, Ayazma Şenliği sırasında, hemen oracıkta dile zihnime düşen hikaye. 7 Ağustos 2004'te yayınlanmış. Bir başka yazı ise 'Fotoğraftan taşan zeytin ağacı' adını taşıyor. Antalya'da, kaleiçinde gördüğüm metruk bir ev ve önündeki zeytin ağacının fotoğrafıyla (yukarıda gördüğünüz) yayınlanmıştı o yazı. Bu fotoğrafı, çok severim. O yazının yayınlanma tarihi ise 17 Nisan 2004. Anılar bu kadar değil elbet. Daha çoook var. En sonuncusu ise (her gün kuruyan ellerime sürdüğüm zeytinyağını, elimi, saçımı yıkadığım zeytinyağlı sabunu, her yemeğime, salatama gezdirdiğim sızma zeytinyağını saymazsak tabii), Şirince'de, Candan'la yaşandı. Güneşli ama ayazlı bir günde, iyice kararmış zeytinleri toplarken ben, bu dünyada değildim. Hele taze sıkılmış yağı tadarken kahvaltıda (o da bir üstteki fotoğraf) daha da yitik haldeydim. Daha ne diyeyim ki? İnsanın zeytine ve ondan gelen ürünlere aşık olmaması mümkün mü? Yok arkadaş, ben ne margarin sokarım mutfağıma, ne de öteki bilip bilmediğim yağları. Ömrüm oldukça, dilimin döndüğünce anlatacağım zeytine olan aşkımı. Dinleyen dinler, dinlemeyen dinlemez. Yeter ki dilimde tüy, elimde derman, yüreğimde istek bitmesin.

17 yorum:

kamiş dedi ki...

Ben de bir Akdenizli (Antalya) olarak bayılırım zeytinyağına. Hertürlüsü yeniyor yani. Peki zeytinyağı ısınınca değişiyor mu acaba?

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Kamiş,
Zeytinyağının tüm besin öğelerinden yararlanmak için ısıtmamak gerektiğini söylüyor uzmanlar. Yemek piştikten sonra üzerine gezdirilmesi baştan konmasından daha sağlıklı bu durumda.

Aybike Ceylan dedi ki...

Sevgili Tijen Hanim,

Zeytinyaginin faydasini bildigimizden, yillardir herseyi zeytinyagi ile yapmaktayiz. Kati yagli tarifleri bile, zeytinyagi ile degistiririz. Cok tesekkurler bilgileriniz paylastiginiz icin.

Sevgiler

cakiltasi dedi ki...

Tijen saçını sabuna nasıl alıştırdın? Resimlerinden bildiğim kadarıyla kıvırcık gür saçların var, sabun taraz taraz yapmıyor mu?

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Aybike,
Al benden de o kadar. İnsan zaten zeytinyağına alışınca başka yağlar kullanamıyor değil mi?
*
Sevgili Çakıltaşı,
Baştan sabunla yıkıyorum, sonra bir şampuan ve bir de saç kremi seansı geliyor. Yoksa dediğin gibi, sadece sabunla hem mat hem de sert oluyor. Yıllardır sadece sabunla yıkayanlar da var ama ben onu beceremedim.

evcilkedi dedi ki...

Merhaba Tijen, az önce bir yorum bırakmaya çalıştım ama başarabildiğimden emin değilim. İlgine çok teşekkür ediyorum, kayınpederimin hastalığı nedeniyle bloglardan uzak kaldım. Buraya geldiğinde seni mutlaka ağırlamak ve bizim evin sızma zeytinyağıyla pişmiş yemekler ikram etmek isterim:-) Sevgiler

Tülin

Mutfakta Zen dedi ki...

Ah Tülin'ciğim,
Çok istiyorum. Diyorum ya, Sula'yı da çok özledim. Gelsem ikinizi de görsem, dolansam yine sokaklarında, çarşılarında... Acil şifalar diliyorum. İnşallah güzel gelişmeler olur.

Aybike Ceylan dedi ki...

Sevgili Tijen Hanim,
Beni linklerinize eklediginizi gordum ve cok mutlu oldum, tesekkurler.
Her zaman gorusmek umuduyla.
Sevgiler

Hülya dedi ki...

Zeytin ağaçlarını her gördüğüm yer bana huzur verir,dingin olurum.Sen de ne güzel anlatmışsın Tijenciğim...Yüreğine sağlık.Hele üstteki fotoğrafın o yalın duruşuna yüklenen dağlar kadar anlam yok mu?Diğerlerine bakmak için sabırsızlanıyorum.İyi ki paylaştın;)Sevgilerimle...

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Aybike,
Rica ederim. Arada yeni yüzlerle buluşmak güzel oluyor buradan.
*
Sevgili Hülya,
Ben de bayılıyorum onlara. O bilgelik kaç ağaçta var allahaşkına? İnsana iyi geliyor gerçekten. Belki de zeytinyağı bu yüzden bu kadar kutsal. Başka hangi yağ için bu kadar kitap yazılmıştır ki dünyada??

SaNeM dedi ki...

Ben de egeli biri olarak zeytinyagsiz ne yemek dusunebiliyor, ne de yiyebiliyorum. Bu sayfa beni hep memleketime alip goturur, yutkunur dururum zira. Simdi de Sirince'yi animsattiniz bana, oradaki sabah kahvaltilarimi..
Tijen hanim dilinizde tuy, yureginizde istek, elinizde derman bitmesin lutfen ;)
Sevgilerimle

S.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Sanem,
Ege bambaşka bir yer değil mi? Ben de özellikle zeytin ağaçlarının olduğu yerlerde (Ege olsun başka bölge olsun) kendimi iyi hissederim. Zeytin başka bir dünya.

Ferhanca dedi ki...

Yazınızda ,fotograflarınızda o kadar içiçe olmuş ki okurken büyük zevk alıyor insan.. Zeytin tutkunuz çok hoşuma gitti. Burhaniye 'de Prof Laleli'nin konuğu olmanız ,yaşadıklarınız çok çok hoş doğrusu ve zevkli..
Zeytinyağına verdiğiniz önem ve bizleri aydınlatan yazılarınızın devamını zevkle okuyacağız.
Ben de bugün ,almış olduğum kristal sızma zeytinyağını Tarişin şişelerine doldurdum .Şimdi sadece sızma zeytiyağ kullanıyorum herşeye..
Zeytinyağı şişeleri için ithal ediliyor diye okumuştum gazetede ne kadar doğru bilmiyorum .. Tariş ve Kristal kulanmaya özen gösteriyorum özellikle Tariş .. sevgiler..selamalr.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Ferhan,
Evet Tariş çoğu şişesini ithal ediyor. Sanırım özel şişelerdeki yağların fiyatlarında şişe fiyatları da etken. Yine de epey pahalılar değil mi? Özellikle seramik şişelere kıyamıyorum bir türlü. Onlar evin bir köşesinde duruyorlar.

B5 dedi ki...

Ne zevkli bir konu!

Bizim aile tam Italo-Türk. Zeytinyagindan baska yag bilmiyoruz. Cok cok nadiren yaptigimiz kizartma icin (zeytinyagi yuksek isiya dayanikli olmadigindan) evde bir de aycicek yagi bulunduruyoruz o kadar.
Türkiye zeytin üretiminde ya dunya dördüncüsü ya da ücüncüsüdür benim bildigim. Bununla ilgili kaynaklarim vardi. Bilgileri toplarsam blogda yazarim belki, bir baska zeytin asigi olarak :)
Verdiginiz bilgiler icin tesekkürler, fotograf da cok hos!

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

ya simdi o zetin yagina biraz kirmizi biber,biraz kekik, yanina da sicak ekmek.Bir de peynir tabiki of of, ya ben kötü oluyorum, bi markete gidiyim geleyim :)

slmlar

TD

Mutfakta Zen dedi ki...

Buyur bizim sofrada ban ekmeğini zeytinyağına diyeceğim ama o yağ o gün orada tadıldığı için güzeldi. Hiç birimiz mahrum kalmayız umarım bu güzelliklerden TD!