30 Eylül 2007

Türkçe bizim paspasımız mı?

En son eklenti. Kimsenin düzeltmediği maddeler: 1, 3, 9, 10, 16, 17, 18, 21, 25, 27. Onlara göz atıp kendi doğrunuzu paylaşmak ister misiniz? 9 Ekim Salı günü düzeltilmiş halleriyle burada yayınlayacağım.
Salı eklentisi. Yorumlara teker teker yanıt veremediğim için kusuruma bakmayın ancak hepsini okuyor, düzelttiğiniz cümleleri hazırladığım dosyaya işliyorum. Haftasonu doğru halleriyle birlikte burada görebilirsiniz ama sizler daha çok katılın istiyorum. Daha evlat edinilmeyi bekleyen cümleler var! Katılan herkese sonsuz teşekkürler.
*
“ehehaheae yazi cok guzeldi. butun istanbulun hava gazina yüklenmesi fikrini cok sevdim. gazhane tabiri de gozumun onune guzel seyler getirdi. ama facebook gayet guzel bisi.varliini unuttuum ilk okul arkadaslarimla bile karsilasmakten hosnutum. ama dier yandan da facebook cok hin bisi aslnda. o minik applicationlar.la hepimizin hakkinda yuzlerce bilgi toplayip bi database yapiolar. gunu geldiinden bize bisiler satmak icin kullanicaklar o bilgileri. varsin olsun. bolece reklamlar daha az medya isgal eder belki..”

Böyle bir “şey”le başlayayım dedim. Şey diyorum çünkü söyleyecek söz bulamıyorum. Çünkü bu cümlelerin nece olduğunu bilmiyorum. Türkçe olmadıkları kesin de hangi dilde yazılmışlar? Gazeteleri tarıyor, garip, bozuk, yamuk yumuk, şekli şemali bozulmuş, çarpıtılmış, morartılmış cümleler arıyorum. Çok uğraşmam gerekmiyor. Her okuduğum yazıdan mutlaka gözümü tırmalayan bir kaç cümle çıkıyor. Yukarıda gördüğünüz paragraf da Radikal gazetesinin internet editörü Serdar Kuzuluoğlu’nun konu ile ilgili yazısına yazılmış bir yorum. Yazan bir gazeteci yahut köşe yazarı değil. Dolayısıyla onu elbet hoş görebiliriz ancak dildeki bozulmaya bir örnek vermek istediğim için buraya aldım. Bilmem bu paragrafı okunur hale sokmaya hevesli biri çıkar mı? İkisini alt alta koyalım, aradaki farka bakalım.

Biliyorsunuz, aylardır güzel yazılar hazırlıyor komşularımız. Sevgili Akın Abi ve Dilek’in önderliğinde, 1 Mart 2007 günü başlayan Doğru Yazalım, Doğru Konuşalım, Dilimizi Koruyalım kampanyası yedinci ayını bitirdi. Zaman zaman geriye dönüp yazılanları okumak, bu yazılardan bir şeyler öğrenmek, hatalarımızı görmek, ardından düzeltmek projenin amacına ulaştığını gösterecektir. Öğreniyoruz değil mi? Gelişiyor, dilimizi daha doğru kullanmak için çaba gösteriyoruz. Sitelerimize, gazetelere, dergilere yazdığımız yazıları bu bilgiler ışığında bir kere daha, hatta iki kere daha okuyoruz yayınlanmadan önce, öyle değil mi?

Etkinliğe gazete, dergi ve kitaplarda gözüme çarpan hatalı, çarpık cümleleri paylaşarak katkıda bulunmak istedim. Bunları yazanların kimi profesör, kimi yılların gazetecisi, kimi çevirmen, kimi romanları yayımlanmış bir yazar. Hele de ilköğretim okullarına ‘Medya okuryazarlığı’ dersi konulan (seçmeli de olsa) bir dönemde önce medyanın kendine bakıp yanlışlarını düzeltmesi gerektiğine inanıyorum. Yoksa gazete köşelerinde de “cok hin bisi aslnda” gibi cümleler görmeye başlayacağız. Belki de vardır.

Bu sefer işi oyuna dökelim istedim. Gördüğüm kırık dökük cümleleri buraya yazıyorum. Hatalarını birlikte bulup düzeltelim mi? Cümleleri şöyle bir okuyun. Hata nerede? Sözcük kullanımında mı, imla kurallarında mı? Anlatım bozukluğu mu var yoksa abartılı bir dil mi kullanılmış? Bu yazıyı okuyorsanız bir cümleyi de siz evlat edinin, onu düzeltip doğrusunu gönderin. (Orjinalini yazmanız gerekmez, cümlenin numarasını yazmanız yeterli.) Sonra en doğru kurulmuş hal(ler)ini (yazan kişilerin adıyla) her birinin altına yazalım, DDD sitesinde de bu şekliyle yer alsın. Ne dersiniz, bir hafta yeterli mi? (Bir cümle için yorum bırakarak doğru olduğunu düşündüğü öneriyi getiren biri olduysa onu da okuyun. Cümlenin düzeltilmiş hali de doğru olmayabilir. Gerekirse onu da düzeltelim.) (Bu cümleyi 1 Ekim 2007, 21:50'de ekledim. Biraz önce CNN Türk kanalındaki programda ekranın sol alt köşesinde ne yazıyordu dersiniz: "Kuru temizlemeciler kanser saçıyor!" Nasıl saçıyorlar merak ettim. Kanser minik minik zehir toplarına verilen ad olmalı, yahut bir tür sıvı. Kuru temizlemeciler de bunu saçıyor herhalde. Fesupanallah!)

1. “Vahşi doğada hayatta kalma ihtimaliniz var mı?” testinden yüzde 50 sonucunu aldım.
2. Ama meğer Spiderman pek bana göre değilmiş.
3. Tabii bir yandan da ben sizin için detaylar aldım ki kaloriler konusunda da size fikir verebileyim diye.
4. Ayrıca soya sosu sebebiyle sodyuma, yüksek tansiyon hastaları ve sodyum duyarlılığı olan böbrek hastalarının dikkat etmesi gerekiyor.
5. Zaten her yere yürüyüş yaparak gitmeyi tercih ediyorum. Bunun dışında yürüyüş yapmayı seviyorum. (bir röportajdan)
6. Söylemek istediğim sadece en önemli ihtiyaçlarımızdan biri olan yemek yemeye biraz özen göstermek, kendiniz için hayata anlam katmak; bir lokmayı henüz çiğnemeden çabucak yutmaktan değil tüm duygularınızla tadını, tuzunu hissedebilmek gerektiği...
7. Laleli’nin erken hasat zeytinyağı ilk tattığımda lezzeti beni şaşırtmıştı ve o günden beri Yunanistan’dan taşıdığım Girit yağlarıyla birlikte en sevdiğim zeytinyağlarının başında yer almıştı.
8. Hayır diyemeyen bir insanın, diğer insanlar tarafından sınırları algılanmaz.
9. Stres tırnak yemeyi artırıyor” (gazete manşeti)
10. Daha geçen yıl öleceğini düşünen Tuba Şılbır, şu anda 18 yaşında ve 100 bin böbrek hastası ve yakını için onun adı artık 'umut!'
11. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte davetler, kokteyller, açılışlar bıçak gibi kesti.
12. Onu hiç tanımayan ya da devrimi ideal edinmediği halde onu sevdiği için Che'den bahseden bir insan grubu vardır.
13. Ne zaman kuyruğuna basılsa direkt pençelerini çıkarıyor. (bir röportajdan)
14. Günde yaklaşık 200 tane blog geliyor.
15. Kepez’den göz dağı (gazete manşeti)
16. Yunanistan’ın en iyi üniversitelerinden birine sahip olan Selanik’in balkonlarında rengarenk sardunya, ayrıca portakal bahçeleri, zeytin ve çam ağaçları, Osmanlı paşalarının yaptırdığı çeşmeler, özgürce sarı, pembe, kırmızı renklere boyanmış, kolalı dantelli pencereleri ile cumbalı evler vardır.
17. Ancak … maçtan bir gün önce oturduğumuz sitenin basket sahasında futbol oynarken kendini sakatlayınca şans …’a güldü.
18. Taraflar dizi üzerinde bir dizi muhabbet ettikten sonra …, senaryoyu alıp eve götürecek, okuduktan sonra …’a görüşünü bildirecek.
19. Yaptığımız işe, dernek yönetiminin ilgisizliği karşısında ki hayal kırıklığımı dile getirmeye uzun süre tereddüt ettim.
20. Çok duygulandım ve aklıma hiç hediye almak gelmediği içinde biraz utandım.
21. Eleştirmenler (kendimden biliyorum) hayatlarını beğenmemek üstüne kurar, doğru olanda budur.
22. Önce genç bir yazarı poh pohlayacağız...
23. Benim ki tersine bir süreçtir.
24. Daha pekçok yazarların edebiyatını yapmadınız ki!
25. …’nun kızlarını okuttuğu bu üniversitede çalışan, adını vermek istemeyen yabancı bir hocanın söylediğine göre burası Malezya’nın İslamlaşma sürecinde önemli rol oynuyor, bir sürü genç mümin yetiştirip topluma servis ediyor.
26. Yahudileri Avlayan Hollandalıların her Yahudi için ayrıca para aldığını, Yahudileri koruyan kimi ailelerinse bu işi yalnızca para karşılığı için yaptıklarını.
27. … Waldemar hayalini kurduğu özgür bir dünyada tutunabilmenin, her şey terslik içinde giderken bile yumuşak kişiliğini yitirmemenin, toplama kapmında bile bilgisi ve gücüyle insanları hayran bırakmanın onuruyla yaşıyor.
28. Tıp alanında ki araştırmaların çoğu deniz kaynaklı (bir haber kanalında alt yazı)
29. Önlem alınmaması durumunda Akdeniz’de 20 yıl sonra canlılık tükenecek (aynı kanalda, aynı programdan alt yazı)
30. Bu sefer bir öneri. Semih Gümüş, ‘Bazı kitaplar niçin çok satar?’ başlıklı yazısında iyi yazmak için iyi kitaplar okumanın öneminin altını çiziyor. Bence önemli bir yazı. Bugün bir de Edebiyatçılar Derneği'nin internet sitesine (o da günlük şeklinde tasarlanmış) rastladım. Sitede önümüzdeki ay (Kasım'da) Yaratıcı Yazarlık Atölyesi'nin başlayacağından söz ediliyor. Daha iyi yazmak isteyen ve vakti olan arkadaşlarımız için güzel bir fırsat olabilir.

34 yorum:

damla dedi ki...

merhaba,
tam maddelerden birisini yeniden yazayım demiştim ki, "Bazı kitaplar neden çok satar" başlığını gördüm. "Çok satmak" İngilizce'den çeviri gibi geliyor bana. Kitap mı satıyor, yoksa satılıyor mu aslında?
Zaten bir on sene öncesine kadar böyle söylenmiyordu, ta ki "best seller"ı Türkçe'de ifade etmek isteyen birileri çıkana kadar...
sevgiler, damla.

Tijen dedi ki...

Çok haklısın Damla. Zaten artık pek çok söz doğrudan çevrilerek kullanılıyor ve Türkçe'de pek anlam taşımıyor. Belki de bunu Semih Bey'e iletmeliyiz.

Adsız dedi ki...

Che'yi hiç tanımadığı ve devrimi ideal edinmdediği halde;sırf onun
yakışıklı fotoğrafları,çizimleri
yüzünden bir hayran kitlesi mevcuttur. (12)
Ali

bocuruk dedi ki...

Tijen'ciğim,
Çok basit kurallara bile dikkat edilmeyen cümleler okuyoruz. Ben okurken iç sesimle düzeltiyorum ve yazan özellikle de üniversite mezunu ise çok kızıyorum. Aslında bu okul bitirmekle değil de kitap okuyup okumamakla alakalı. Bunun da farkındayım. Ben de birçok hata yapıyorum mutlaka ama en azından noktadan sonra büyük harfle başlamayı, "dahi" anlamına gelen "de" ve "da" ları ayrı yazmaya dikkat ediyorum. Yazına başlarken verdiğin örnek ise tam bir felaket:(
8. Hayır diyemeyen bir insanın sınırları, diğer insanlar tarafından algılanamaz.
Sevgilerimle...

İLKAY dedi ki...

Tijen Ablacığım,(umarım kızmazsınız herkes size abla diyor kıskandım ben::)))
Yorumunuz için çok sağolun...O anne kekini ben de çok seviyorum...
bu arada sizi sobeledim...
ygun olduğunuzda cevap verebilrseniz çok sevinirim...
Sevgilerimle,
İlkay

Punto dedi ki...

Örnekler çok güzel Sevgili Tijen. Etkinliğe renk katacak bir yazı. Zaman zaman arkadaşlardan da bu tarz yazılar bekliyoruz.
Umarım günlük dostları doğru cümleleri bir bir sıralarlar. Bu etkinliği başlatanlardan biri olarak duyuruyu yapıp sessizce izliyorum.

diyalogyemekleri dedi ki...

Evet kesinlikle Türkçe bugünlerde üvey evlat muamelesi görüyor..Bu konuda bir blog yazarı olarak zaman zaman kendimde hatalar yaptığımı düşünüyorum ama yine de bu kadar bariz hatalar yapmamaya gayret ediyorum...
Ben 11 numaralı cümleyi evlat edineyim...
-Ramazan ayının gelmesi ile birlikte,davetler,açılışlar,kokteyller bıçak gibi kesildi...
Selamlar...

nino dedi ki...

ne cok hata var hatam var hatalarimiz var birileri yuzumuze vurmali hatta ole bir vurmaliki sakkkk diye saklamali :(

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Madde 2
Meğer Spiderman bana göre değilmiş.

Sevgiler,

İLKAY dedi ki...

Merhaba yeniden,
Hiç önemli değil...ben demek ki atlamışım sobelerle ilgili yazınızı...
Ben günlüğümün ilk heyecanlarımlayım.....
Sevgilerimle,
İlkay

munevver dedi ki...

Tijen'ciğim, bu oyuna seve seve katılıyorum.

Yedi aydan beri bu etkinlik düzenleniyor. Hatalarımızı düzeltmeye çalışıyoruz. Benim üzüldüğüm nokta, hala, bağlaç olan "de" eki ile durum eki olan "de" ekini yanlış yazmamız. Bir de bağlaç olan "ki" ile, iyelik eki olan "ki" de yanlış yazılıyor. En basit dilbilgisi kuralı bunlar.

Listendeki bulduğum yanlışlık 4. maddede. Anlatım bozukluğu var. Bana göre şöyle yazılmalı:

Ayrıca, soya sosunun içindeki sodyum sebebiyle, sodyuma duyarlı olan tansiyon ve böbrek hastalarının, bu sosu tüketirken dikkatli olmaları gerekiyor.

Teşekküler...

Nane Limon.

hande dedi ki...

(19) Dernek yönetiminin yaptığımız işe ilgisizliği karşısındaki hayal kırıklığımı dile getirmeye uzun süre tereddüt ettim.

Çok güzel bir yazı hazırlamışsın sevgili Tijen. Duyarlılığın için çok teşekkürler.

www.lezzetaski.com

daimamutfak dedi ki...

Tijenciğim yine paylaşımın için teşekkürlerimi gönderiyorum.Ellerin dert görmesin arkadaşım..neriman

nino dedi ki...

sanirim 'ki' ekini yanlis yazmisim :D yorumumda. ya ne yalan soyliyelim dil bilgisi dersini hic sevmezdim. yurt disinda olmakta cabasi, arnavutcam daha iyi sanki :(

ekmekcikiz dedi ki...

28. Tıp alanında ki araştırmaların çoğu deniz kaynaklı
(İfade bozuk, -ki ayrı yazılmış, -de eki karmaşasından sonra, şimdi de -ki eki karmaşası mı, çıkacak?)

29. Önlem alınmaması durumunda Akdeniz’de 20 yıl sonra canlılık tükenecek
(Canlılar tükenecek demek istemişler.)

renkler dedi ki...

Bu yazı bana çok tanıdık geldi. Bu tarzda bir çok yorum, yazı ve hatta post okumuyor muyuz? Türkçemin mükemmel olduğunu iddia edemem ama genelde dikkat etmeye çalışıyorum. Bazen işi şakaya vurduğum da oluyor ama yine de seviyesiz olmamasına dikkat ediyorum. En azından kenidmize ait bloglarımızda yazılarımıza ve Türkçemize dikkat etmeliyiz. Bu arada oğluş ile Türkçe çalışıyoruz. Dilbilgimiz cidden çok ağır. Bilmediğim, unuttuğum veya dikkat etmediğim bir sürü kural öğreniyorum veya yeniden anımsıyorum. Öğrenmenin yaşı yok değil mi? Yazılarıma da faydası olur:-)

damak tadı dedi ki...

Sevgili Tijen'ciğim,
Bilgilerin için çok teşekkürler..Sanırım çoğumuz dikkat etmeden acele ile yazıp hatalar yapıyoruz.Dilbigimiz çok ağır ve kesinlikle hata kabul etmiyor.Minicik bir kelimenin cümle içersinde çok farklı anlamlara gelebileciğini bile düşenemiyoruz.Çok kitap okuyup dikkatsiz olmak da hoş değil.Tıpkı benim gibi..))
Kocaman sevgilerimi gönderiyorum.

Canım Tijen'im,duyarlılığın için teşekkürler!!

Adsız dedi ki...

Dil konusu çok denklemi olan bir konudur.Burada bizden çok dilciler ve sosyologların tartışması gereken bir konu var.Acaba yeni kuşak böyle bir anlatım tarzı kullanmaya neden ihtiyaç duyuyor? Kendini niye böyle ifade ediyor? Bunun nedenleri nedir? Sanırım bunlar biraz içinden çıkılması zor çetrefilli konular. Tartışılır herkes görüşünü söyler ama kesin sonuç çok zor.Girişi MERHABA bile yazamadım çünkü TÜRKÇE değil.ZNGL

Serap dedi ki...

Tijen'cim ne güzel bir konuya deginmissin.Sizler Türkiye'deki Türkce bozuklugundan bahsediyorsunuz,ya yurtdisinda yasayan-hatta oralarda dogan-insanlarin ne kadar komik bir bir lisanla konustuklarina ne demeli...
Yasadigim Almanya'daki genc nesilin yari Türkce yari Almanca bir lisan gelistirdiklerini,bunuda gayet rahat bir sekilde konustuklarini duymak beni cok üzüyor.
En son örnegi ise beni iyice cileden cikartiyor.TRT(radyo) deki reklam!Hani su Türkcemizi en dogru kullanan kurum.Sözlerini tam hatirlamasamda reklamda söyle bir konusma geciyor:Telefon caliyor...
Yigen:"Dayicim Iyi günler,size GELD i yolladim!
Dayi:Oglum ne diyorsun anlamiyorum kim geldi?
Yigen:Geld i yolladim geld i!!!
Dayi:Hanim gel! ben
anlamadim bu ne diyor? birisi mi gelmis ne???
Reklam burada az cok bitiyor.Yani yigen Almanya'dan dayisina para yollamis....Ama Türkcesinin PARA oldugunu bilmiyor...Cünkü Almanyada'da böyle konusuyor.VE EN KÖTÜSÜ BU REKLAMIN TRT DE HALA DÖNMESI.....

Feyhan Sönmez dedi ki...

Tijen'cim,
Çok güzel bir konuya değinmişsin. Ben de Türkçe'mi iyi kullanmaya, her şeyin Türkçe'sini kullanmaya özellikle dikkat etmekle beraber, maalesef, teknoloji alanında faaliyet gösterdiğim için, sık sık İngilizce kelimeler kaçıyor. Buna engel olmak mümkün değil. Teknolojiyi bulan adını da koyuyor sanırım. Bir de daha çok, genç nesilde dikkat ettim, bir HERKEZ furyası başlamış. HERKESin, HERKEZ kelimesini kullandıklarını görüyorum. Biraz daha dikkat edince, yavaş yavaş, genelde sonu S ile biten kelimelerde Z kullanılmaya başlandığını gördüm. Bunun yaygınlaşmasını engellemek için ne yapmalıyız???. Teşekkürler..

itir dedi ki...

20. Çok duygulandım ve aklıma hiç hediye almak gelmediği içinde biraz utandım.

Oneri: Cok duygulandim ve hediye almak hic aklima gelmedigi icin de biraz utandim.

Itir.

Adsız dedi ki...

Tijen hanım,ancak unutulmamalıdır ki edebi veya şiirimsi serbest yazılar
da devrik cümle kullanılabilir.Bu
durum yazarın insiyatifinde,
amaca yönelik ve çarpıcı olması
açısından da gereklidir.Bu konuda
modern Türk Edebiyatı'ndan bir çok
yazar örneği verebilirim.Bu konunun
karıştırlmamasını da özellikle rica ederim.Esenlikler dilerim.Ali

Hanife dedi ki...

Tijen'cigim,
Emegine saglik ..

5. Zaten her yere yuruyerek gitmeyi tercih ediyorum. Bunun dışında yürüyüş yapmayı seviyorum. (bir röportajdan)
olmaliydi..

Sevgilerimi gonderiyorum sana, ayrica boyle bir calisma icin tesekkur ediyorum..

Düğme Bay'la Binbirçeşni Hayat... dedi ki...

sevgili tijencim;üzerinde durduğun konu çok güzel.belki bizim avantajımızda yaşımızdan dolayıdır.Şimdiki gençlik daha değişik konuşuyor.Teknoloji ve internet yaşamlarınıda dillerinide çok etkiliyor.
Feyhan'a katılıyorum.İsimsiz arkadaşımızın, Merhaba hakkında dediklerine katılmıyorum.Bu dil bozukluğu değildir.Nesil itibarıyle,şimdiki gençlere göre biraz şanslıyız dedim ama maddeleri incelerken zorlandım .

''Yahudileri A(a)vlayan Hollandalıların her Yahudi için ayrıca para aldığını, Yahudileri koruyan kimi ailelerin(i)se bu işi yalnızca para karşılığı için yaptıklarını.(ikinci cümledede anlam bozukluğu var)

dilimize sahip çıkmak dileğiyle...sevgiler arkadaşım..

amofti dedi ki...

Tijen Hanım yüreğinize ve ellerinize sağlık. Neden kendimizden bu denli uzaklaşmaya çalışıyoruz bilmiyorum. Kelimeleri değiştirip, garip bir şekilde kısaltıp öyle kullanıyoruz.Bırakın noktalama işaretlerini doğru kullanmayı kelimeleri bile doğru yazamıyoruz. Lütfen arkadaşlar dilimize sahip çıkalım. Doğru kullanmayanları uyaralım. Madde 5
Yürüyüş yapmayı seviyorum bu nedenle de her yere yüreyerek gitmeyi tercih ediyorum.

meraklı köfteci dedi ki...

Merhaba,
Bu kez yazınıza yorum yapmak için tuşlamıyorum harfleri.Sağ tarafta kitaplarınız ve kitap satışı yapan bazı sitelerin linkleri var.Kitaplarınızın buradakilerden daha ucuza satıldığı bir siteye üyeyim.Eğer siz de bu adresi eklerseniz, fiyatlar küçük farklarla da olsa daha ekonomik olduğu için, okurların işine yarayabilir.İşte sitenin adresi:
www.kitapyurdu.com
Kolay gelsin :)

munevver dedi ki...

Tijen'ciğim, eklentideki isteğin üzerine 3-4 cümle daha yazayım. Bana göre şöyle olmalı: (Düşündüklerim yanlış ise düzeltilmesinden mutlu olurum.)

20- Çok dugulandım ve aklıma hediye almak ( hiç ) gelmediği için de biraz utandım.
Burada "hiç" kelimesi yanlış yerde kullanılmış. Ayrıca kullanılmasa da olur. " de" bağlacı ayrı yazılmalı.
22- Önce, genç bir yazarı pohpohlayacağız. (Pohpohlamak,ayrı yazılmamalı.
23- Benimki tersine gelişen bir süreçtir.("ki" iyelik eki. Ayrı yazılmamalı. Ayrıca , yaşanılan olgu ne ise, anlatım bozukluğu da var.)
24- Daha pek çok yazarın edebiyatını incelemediniz ki. ( "Pek çok" ayrı yazılmalı. Bu öbek çoğul bildirdiği için de sonraki kelime tekil olmalı. "Edebiyatını yapmadınız" cümlesindeki yapmak, yanlış kullanılmış bana göre. "Edebiyat yapmak" anlamında kullanıldıysa o da hatalı.

Sevgiyle,

Nane Limon.

Adsız dedi ki...

(6)
Bence hayata biraz anlam katmak için,yemek yeme ihtiyacımıza biraz
özen göstermemiz gerekir.Bunun için
beş duyumuzuda kullanarak,yavaş
yemeli ve tadını,tuzunu hissetmeli..
(7)
Laleli'nin erken hasat zeytin yağını ilk tattığımda lezzeti beni
şaşırtmıştı.Daha önce Yunanistan'dan getirdiğim Girit
yağlarıyla birlikte,en sevdiğim
zeytin yağları içinde yer aldı.Ali

Selen dedi ki...

Tijenciğim,
Başladım maddeleri okumaya, hatta 16. maddeyi düzelteyim diye niyetlendim ama o kadar zorlandım ki sana anlatamam. Hem bir Türkçe uzmanı edasıyla düzeltme yapıp da yanlış bilgi verirsem diye korktum hem de düzeltmeye çalışırken cümle o kadar değişti ki işin içinden çıkamadım. Şu anda sadece bu yoruma yazdıklarım dilbilgisine uygun mu diye düşünmekle meşgulum :) Vallahi korktum.. Türkçe'yi düzgün kullandığımı düşünürken şimdi şüphe duyuyorum. Çok güzel bir oyun başlatmışsın, seni tebrik ediyorum canım.

Hülya YILMAZ dedi ki...

Ben de orta sıralardan rastgele 3 tane seçtim. Ben önerilerimi cümlelerin altına yazdım.

13. Ne zaman kuyruğuna basılsa direkt pençelerini çıkarıyor. (bir röportajdan)
13. Ne zaman kuyruğuna basılsa, pençelerini gösteriyor. (bir röportajdan)

14. Günde yaklaşık 200 tane blog geliyor.
14. Blog kullanımı yaygınlaşıyor. Her gün ortalama 200 blog yayına başlıyor.

15. Kepez’den göz dağı (gazete manşeti)
15. Kepez’den gözdağı (gazete manşeti)

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
evrenbal dedi ki...

bilemiyorum dogru mu ne dersin Tijen?

3. Tabii bir yandan da sizin icin detaylari not ettim ki kalorifer konusunda size fikir verebileyim.

tuhfe dedi ki...

Sevgili Tijen,

Hiç haddim olmayarak bir cümleyi de ben kulağıma hoş gelen şekli ile yazmaya çalıştım. Aman ne zor şeymiş! Onu yaz bunu yaz olmuyor. Kendi hatasını düzeltemeyen başkalarının hatalarını nasıl düzeltebilsin değil mi ama?!

10. Daha geçen yıl öleceğini düşünen Tuba Şılbır, şu anda 18 yaşında ve 100 bin böbrek hastası ve yakını için onun adı artık 'umut!'

10. Daha geçen yıl öleceğini düşünen Tuğba Şılbır şu anda 18 yaşında. Yüz bin böbrek hastası ve yakınları için onun adı artık "umut"!

kitchensweetkitchen dedi ki...

İyi bir lisede okuyabilmek,üniversiteli ya da devket memuru olabilmek için girilen sınavlarda,anlatım bozuklukları ve imla yanlışları ile alakalı bir dolu soru soruluyor.İnsanlar bu sorulara doğru cevap verip,günlük hayatlarında yanlış yapmaya devam ediyorlar.Sanki bu bilgiler, yalnızca sınavı geçmek için öğrenilmiş gibi...