30 Ekim 2009

İç açıcı bir kartpostal

Bu kart geçenlerde elime ulaştı. İsveçli bir arkadaşımdan. Ne güzel değil mi? İnsana yaz mevsimini anımsatıyor. Deniz kenarında olmayı, muhteşem sofralar donatmayı, dostlarını ağırlamayı arzulatıyor. Ben bir yerlere gidemesem de bu ara, dünya bana gelmiş oluyor kartpostallarla. Ne hoş bir duygu! Öte yandan bu koltuğa yapışmışlık halimden, yollara düşememezlikten bunalmış durumdayım. Ne çelişki. Deşecek değilim şuncacıkta bu duyguları. Onun yerine bir kaç not paylaşayım istedim:

* Çocuğunuz var mı? Şöyle ilkokul çağında? Okumayı seviyor mu? Öyleyse tam ona göre bir kitap var elimde: Karganin Rengi. Yazarı daha önce de Limon Ağacının Şarkısı adlı kitabını tanıttığım Arslan Sayman. Çizen de çizgilerine hayran olduğum, bir kitabımı resimlemesini arzu ettiğim Deniz Üçbaşaran. Malum kitap fuarı başlıyor, belki bir çocuğu bu kitaplarla mutlu etmek istersiniz diye düşündüm. Ben bu yıl yine kaçırıyorum fuarı. Olur da yolunuz düşerse benim için de dokunun kitaplara.
*
Kış havasına girdik ya, ben yine incirli-elmalı, yağsız-şekersiz kekime dadandım. Elma miktarını biraz artırdım bu ara. Pazardan alıp da meyve bolluğunda yiyemediğim bol elmam vardı. İçine Finlandiya'dan hediye gelen müsliden de ekliyorum. (Süt pek içemediğim, yoğurtla da sevmediğim için müsli tüketimim çok düşük.)
*
Domuz gribi haberlerinden de gelen uyarı e-postalarından da usanmış haldeyim. Korku cumhuriyetleri yaratmakta insanoğlunun üzerine canlı yok. Hangi hayvan domuz gribi endişesiyle yaşıyor allahaşkına? İki sene önce de kuş gribi vardı. Seneye ne gribi çıkacak acaba? Hayatımızı endişeyle geçirelim istiyor birileri. Ama bir tanesi -nasıl olduysa okudum- çok basit bir uyarı içeriyordu: Ağız ve burnu günde en az bir kere tuzlu suyla temizlemek. Hintli bir doktordan bu öneri. Ben bugün başladım. Tüm gripler, mikrop ve virüsler için faydası olur belki. Hiç bir şey olmasa denize girmiş hissi veriyor sudaki tuz. İnsana -dolaylı da olsa- bir nebze huzur veriyor.
*
Televizyondaki bazı reklamlara fena halde sinir oluyorum. Hele bir de insanların sağlığını (tek başına değil tabii ya) bozan ürünlerden birini üreten bir firmanın (pek çok uzmanın o boyalı gazozlardan kaçınmamız gerektiğini söylediğini sadece ben duymuş olamam) doğa ve insansever kesilip vakıf kurmasına ve reklamlarla projeleri insanın gözüne sokmasına ne kadar kızdığımı anlatamam. Günah mı çıkarıyorlar diyesim geliyor ya değil tabii. Bu da reklam yapmanın bir yolu. İnsaların duygularıyla oynayarak daha çok kazanmak. İyi ki reklamcı olmamışım. Nasıl huzurla uyurdum bilemiyorum. Ha bir de neden kalbimin sağlıklı olması için margarin yiyecekmişim? Bir allahın kulu çıkıp bana anlatırsa çok sevaba girecek.
*
Vişneli turtalı sabunu duydunuz mu? Nedir bu "her yere bir gurmelik" sokuşturma merakı? Bakın bunu da anlayamıyorum. Gurme sözcüğü zaten tüylerim diken diken ediyordu şimdi saçlarım da dimdik!
*
Biliyorum huysuz bir yazı oldu bu ama bugünlerde paylaşmak istediğim çok huysuzluk birikmişti. İyisi mi bir kaç tane de güzel şeyden bahsedeyim:
Trt2'de pazartesi, çarşamba ve cuma günleri, 18:45-19:00 arası yayınlanan iyi yürekli bir program var: Bir Şey Yapmalı. Danışmanları üç sevdiğim insan: Oya Ayman, Uygar Özesmi ve Gizem Altın Nance. Daha "sürdürülebilir" bir yaşam için yapılabilecek ne varsa hepsi bu programda.
*
Ve bu da son:
Okumanızı çok, ama çok istediğim bir yazı. Prof. Dr. İlhan Başgöz'den. Gözleriniz yaşarmadan okuyabilirseniz helal olsun size:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=961778&Date=30.10.2009&CategoryID=99

20 yorum:

b. dedi ki...

kart gercekten cok guzel! Insanin istahini aciyor :)

Basak dedi ki...

Kartpostala bayıldım, genel olarak iskandinavların çok süzülmüş, minimalist ama soğuk olmayan estetik anlayışları ve gözleri var. son dönem beğendiğim pek çok ürün veya objenin bir iskandinav firmasına ait olmasına artık şaşmıyorum. Şu basit kartpostalda bile farklarını ortaya koymuşlar.

Domuz gribi ve reklamlar konusunda aynen siizn gibi düşünüyorum. Matrix boyutunun hipnozlarıdır hepsi:))

Van'daki bir köy ilkokuluna bugün şirketteki arkadaşlarımla birlikte tma 68 adet birbirinden güzel kitap gönderdik. Kitapları seçerken yaşadığı heyecanı anlatamam. Keşke yazınızı daha önce görseydim de tavsiye ettiğiniz kitabı da ekleseydik pakete...

Düşündüm de ben de damak tadını bilenler için sık sık "gurme" der oldum. En çok kardeşim ve eşi için söylüyorum bunu. Alternatifi ne ola? :)) Sevgiler

Ayşe dedi ki...

harikasin Tijen. Seni misafir konusmaci olarak Tuketim konulu dersime istiyorum!!! O margarin konusunu bir turlu cozemedim ben de...

Bir cok firmanin boyle vakiflari var. Iyi gozukme cabasi. Mesela burada Phillip Morris, Kraft ve Miller ayni gruba ait, ve dusuk gelirli anne ve cocuklara sunulan WiC programlarini ve yemek kartlarini destekliyor (food stamps.

Eger bulabilirsen onceden yorumladigim Food Politics- Marion Nestle'i bir okumani tavsiye ederim...

sevgiler.

Hülya dedi ki...

O malum grip önce oğlumu şimdi de beni yakaladı.Çok fena...(ama geçen yıl atlattığım gripten bir farkı yok..)

Reklamlar en çok çocukları etkiliyor.Tüketim toplumu olup çıktık..

sevdamavisi dedi ki...

hem de nasıl.balık olsun da..

kizilciksurubu dedi ki...

Kartpostal gercekten cok ic acici, rengarenk.
Tijen, gercekten de senin belirttigin o visneli turta sabun reklami cok sacma, ya ben düsündüm de akli ermeyen bir cocuk visneli turta diye bir de bunu tatmaya kalkmasin.
Iyi hafta sonlari Tijen'cim.

Esin (Huysuzbalık) dedi ki...

Hakikaten huysuzluklar birikmiş Tijencim :) Beni geçmişsin. Söylediklerine tamamen katılıyorum o reklamlar konusunda. Kartpostal çok hoş. Sevgiler...

Papatya dedi ki...

Gerçekten dokunaklı bir yazı...
Keyifle okudum...

damlaya damlaya dedi ki...

notlariniza katiliyorum yurekten.yaratilmis korkularda boyle faydalanma cabasi cok aci. Bakteri oldurdugu soylenen sabunlarin icindeki "Triklosan" yeralti sularini tamiri olanaksiz sekilde kirletiyor. Ustelik grip virusune karsi sadece normal sabun yeterli olurken. Lutfen elimiz yuzumuzdeki yararli bakterileri de toptan olduren bu maddelere yuz vermeyelim.

Cafe Gusto dedi ki...

O kadaaaar uzun zaman oldu ki internetsiz geçen,huysuz bir yazı da olsa yaz sen, özlemiş okumayı düşünmeyi...sevgiler..

NarincE dedi ki...

Söz konusu reklam ne zaman yayınlansa eşim içinden pek güzel sözler gönderiyor kendilerine. Minare kılıf hesabı mı desek, kampanya destekleriyle kazanılan vergi mergi indirimi mi desek? Farketmez, yüzsüslük dizboyu.
Domuz gribine gelince benim gibi her yıl bu aylarda ağır ateşli hastalık geçiren, zatürreye yakalanan biri temkinli olmak zorunda. Öksürüğüm de yine başlamışken, herkes gözümün içine bakıyor.
Neyse gidip bir de yazıya bakayım.

pelince dedi ki...

Kartpostal çok güzel gerçekten... yazdıklarına aynen katılıyorum.. reklamda sınır yok...
"Karganın rengi" sanırım Bora'nın okuyabileceği bir kitap.. Fuara gidemesemde ,kitapçılardan mutlaka bakacağım...
Sevgiler..

MUTFAKISTAN dedi ki...

Kartpostala bayildim cok guzel .
Dus yollara gel istanbula haydi bunalma oralarda.
Domuz giribi konusunda cok haklisin ben hem korkuyorum hem saskinim asi olmayacagim ne oldugunu bilmiyorum cunku
Acibadem hastahanesindeki bir dr
cok yaygin acaip hasta var sadece iyi gida alamayanlari kaybediyoruz dikkat edin dedi.Bol sebze meyva en az 8 saat uyku ve c vitamini alin sadece bu kadar hijyenide abartmayin ruh hastasi toplum olacagiz yoksa dedi.
Yaziyi okudum cok duygusal gozlerin yasarmamasi ne mumkun
Chicago daki ani ve sarkis'i hatirladim kizimin aile dostlari
Harika insanlar turkleri nasil seviyorlar sasirdim bana sarilmalari bogazda rakiyi ozledik derken aglamalari.surpriz dogum gunu partimi hazirlamalari kizimi merak etmemem gerektigini oradaki ailesi olduklarini soylemeleri ve daha bir suru sey sadece ermenistanda yasayanlar turkleri asla sevmez sizi tanimiyorlar cunku dediler.
Keske butun insanlar birbirini sevse dostluk baris olsa kotuluk yok olsa insanlar cocuklugumda oldugu gibi mutlu olsa....
Bende koltugumdan kalkamadim yazdim yazdim keske karsilikli otursaydik bu gece senin elmali kekin ve cayin eslik etseydi bize
Sevgiler canim.

IŞILCA TATLAR dedi ki...

Tijen,
Yollara düşmene ne engelse onu kaldıralım ortadan da hadi gel artık. Gezmek, İstanbul havası almak sana çok iyi gelecektir, eminim. Hem biz de çok özledik seni.
Reklamlar konusunda çok haklısın, sürekli uyanık bir bilince ihtiyacımız var bunlara kanmamak için.
Hikayeleri okudum ve çok etkilendim. Hırant'ın öldürüldüğü gün de ben Ermeni ahbaplarımın yüzüne bakamamış, ülkem adına çok utanmıştım.
Hadi gel, bize yedirdiğin o enfes sardalyeler olmasa da bak lüferler çıktı artık. Oralarda bulamazsın böyle güzelini.? Gelse bile en güzeli boğazda yenen balıktır.
Bekliyor ve çok öpüyorum.

birdutmasali dedi ki...

:))
masal kahramanım bana söyler arada
bende sana
'' huysuz ve tatlı kadınım benim ''
:))))))))))
össledim seni !!
hepimizde İYİ PAZARLAR..

Zehra Gürgen dedi ki...

Tijenim bende bu sıralar huysuzum.Domuz gribi mailleri ve aşı yaptırayım yaptırmayayım tartışmaları beni sıktı.
Taptaze meyvemiz sebzemiz gani iken memlekette ABD menşeili toz bitki içeceklerinin daha sağlıklı olduğunun ballandıra ballandıra anlatılmasına sinir oldum.
GDO nun serbest bırakılmasına sonrada ilgililerin tvlerde organik ürünler yiyin demesine, topu hep vatandaşa atmalarına sinirim.
Ama kart bir harika!!
Şimdi kızımla daha güzel kartlar yapacağız.İşte tek güzel şey bu :)

GİZEM ŞIVKA PİDECİ dedi ki...

Tijen, ben de cok huysuz yazma meraklisiyim bu aralar, olsun cok dogru seylere huysuzlanmissin. benim gibi hamile hormonlariyla sebepsiz huysuzluk degil en azindan. :p

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Ne güzel resim. bayılırım deniz mahsullerine.:)

EBRULİ dedi ki...

Mmmm jumbolardan olsa da yesem şimdii.Sıcak bir ülkede tatil yapmak vardı şimdii.İstanbul uçuyoo,buzzz .Tijencim güzel yorumun için çok teşekkür ederim ayrıca canım.Biraz daha iyiyim,ilaçlarımı almaktayım :)ve zencefilli sütle doping yapıyorum :) sevgilerimle..

Cafe Aroma dedi ki...

Tüm yazdıklarınıza katılıyorum. Biraz huysuz bir yazı oldu demişsiniz ya. Bazılarının da amacı bu değil mi zaten? Ben yönetmeliklerle içli dışlı çalışan bir insan olduğum için şaşırmamayı öğrendim. Satılacak mallar, topraklar bitti şimdi bizim sağlığımız sırada. İnsan kendi ülkesinin yönetenlerine güven duymayınca margarin de yese zeytinyağı da kalp hastası olmaması mucize zaten.

sevgilerimle