27 Ekim 2009

GDO’LAR BEBEKLERE YASAK, ANNE BABAYA SERBEST!

*** Yorumlarınızı yayınlayabilmem için lütfen adınızı belirtin! ***

Cartegena Biyogüvenlik Protokolü’ne taraf olan ve Meclisinde kabul eden Türkiye, son derece yaşamsal öneme sahip bir konuda gerekli yasal düzenlemeyi yaparak Ulusal Biyogüvenlik Yasası’nı çıkarmak yerine bir yönetmelikle GDO’ların ve ürünlerinin ülkemize girmesini meşru kılmıştır.

26 Ekim 2009 tarih, 27388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmeliğin insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması amacıyla hazırlandığı belirtilmesine karşın, getirilen düzenleme bunları sağlamaktan çok uzaktır.

GDO’ların insan sağlığı üzerine etkileri konusunda bugüne kadar yeterli araştırmalar yapılmamışken, hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri üniversite raporları ile ortaya konurken, biyoçeşitliliği yok edici etkileri pek çok araştırma ile ispatlanmışken yasa yerine bir yönetmelik çıkarılarak bu olumsuzlukları n giderilebilmesinin sağlanması mümkün değildir! Bu bağlamda tüketici sağlığını ve çevreyi korumak amacıyla gerekli tedbirleri almak görevi ve söz konusu gıda ve yemi piyasadan geri çekme zorunluluğunun “işletmeciye” bırakılması bu endişemizi haklı çıkarmaktadır!

GDO’lu ürünlerin bebekler için yasak, ancak anne ve babalar için serbest bırakılması toplum sağlığını ciddi tehlikeye atmaktadır. GDO’lar zararlı ve bu nedenle bebeklere yedirilmeyecek ise onu emziren ya da hamileliği esnasında karnında taşıyan annesine neden yedirilmektedir? Şayet GDO’ların hiçbir sağlık riski yok ise bebekler için neden yasaklanmıştır? GDO’ların hayvan denekler üzerinde yapılan denemelerde kan yapısını bozduğu, bağışıklık sistemini çökerttiği, sinir sistemini tahrip ettiği, organlarda küçülme meydana getirdiği ve sonraki nesillerde üreme yeteneğini bitirdiği bilimsel raporlarla kanıtlanmış durumdadır.

GDO’lu ürünlerde antibiyotik direnç geni kullanıldığı ve bunun da insan ve hayvan sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu ülkemizde GDO’ya Hayır Platformu olarak yıllardır ifade ederken, biyoteknoloji lobileri ve onların temsilcileri bu ürünlerin hiçbir riski olmadığını söylemektedirler. Söz konusu yönetmelikte bu tür genleri içeren GDO ve ürünlerinin ülkemize sokulması ve piyasaya sunulmasının yasaklanmış olması platformumuzun bir başarısıdır, bu sonuç konuyla ilgili iddialarımızın ne denli doğru olduğunu göstermektedir.

Getirilen düzenlemeyle “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadelerin bulunmayacağını n” belirtilmesi, düzenlemenin son derece taraflı ve yönetmeliğin kapsamı dışında olan bir uygulamadır. Hatırlanacağı gibi, Amerika’da bir biyoteknoloji şirketi, ürünlerine “GDO bulunmamaktadı r” yazan bir firmayı dava ederek kendi satışlarını düşürmekle suçlamış, bu uygulamanın yaygınlaşması için lobi faaliyetleri başlatılmıştır. Bu açıdan çıkarılan yönetmelik, ülkemizde bu uygulamanın doğrudan kabul edilmesi insan, hayvan ve çevre sağlığından çok biyoteknoloji şirketlerinin çıkarlarının kolladığını göstermektedir.

GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ve ürünlerinin de GDO’lu sayılması ve dolayısıyla etiketlenmesine ilişkin hiçbir maddenin yönetmelikte yer almaması da insan sağlığının hiçe sayıldığının en büyük göstergelerinden biridir!

Türkiye’nin hiçbir GDO’ya ve ürününe gereksinimi yoktur! GDO’lar açlığa çare değildir! Biyolojik çeşitlilik üzerine büyük bir tehdittir! GDO’lar tarım ilacı kullanımını artırarak hem toprağı hem de içme sularımızı zehirlemektedir! Ayrıca daha fazla kullanılan bu tarım ilaçlarını insan ve hayvan organizmaları na girmektedir! Çiftçileri dev biyoteknoloji şirketlerine bağımlı kılmaktadır!

GDO’ya Hayır Platformu insan, hayvan ve çevre sağlığını tehdit eden, kapitalist sömürü düzeninin gıda egemenliği üzerine kurgulanmış biçimi olan, sadece birkaç şirketin para kazanması için tüm bir insanlığın ve doğanın gözden çıkarıldığı GDO’lara karşı vereceği mücadelesini bundan sonra sokaklara, evlere, okullara, işyerlerine taşıyarak devam ettirecektir! Mücadelemiz başarıya ulaşıncaya, GDO’ları coğrafyamızdan atıncaya kadar devam edecektir!
http://www.gdoyahayir.org/

19 yorum:

fikriye dedi ki...

BU NEDİR ŞİMDİ YA TAMAMEN SAĞLIĞIMIZI BIRAKIN BİZİMDE GENETİĞİMİZİ BOZCAKLAR BEBEK MAMALARINA KONMAYACAK MIŞ MADEM ZARARLI NEDEN O BEBEKELRİ DOĞURACAK ANNEYE BABAYA VERMEYE ÇALIŞIYORLAR.... BU GÜZEL YAZI İÇİNDE SİZE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZZ.

nalan dedi ki...

tüm ulusunu gdo ile zehirleyecek bir yönetmelik çıkardıkları için bu yönetmelik için çalışan,mesai harcayan,yanlış hükümlerin çıkartılması için çaba göstermeyen tüm bireyleri kınıyorum.
nalan cantav

Adsız dedi ki...

Merhaba Tijen hanım,mailime gelen
bir yazıyı sizle paylaşmak istedim.
Ancak oldukça uzun,vermeye bilirsiniz.Selamlar,Reda

(1)
GDO’lara İzin Veren Yönetmelik Yayımlandı
ÜRETİCİLER VE TÜKETİCİLER BÜYÜK TEHDİT ALTINDA!!!

Tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan “Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik” 26.10.2009 tarih ve 27388 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara karşı çıkan ekolojist örgütler ise tepkilerini dile getirmek için yeni bir eylemlilik sürecine hazırlanıyor..

Gdo’ların yem ve gıda olarak kullanılmasına izin veren yönetmelikle ilgili bir açıklama yapan Ekoloji Kolektifi, “Gdo’lara izin veren hükümete seslenerek, Kopenhag iklim değişikliği zirvesine giderken gdonu da al git” dedi. Geçtiğimiz hafta Akdeniz Üniversitesi’nin biyoteknolojik yöntemlerle tarımsal üretime izin veren yönetmeliğine dava açıldığını söyleyen açıklamada, gıdayı tekellerine almak isteyen şirketler ülkeyi yönetiyor denildi.

Yapılan açıklamada “Tarım ve Köy İşleri Banklığı tarafından yayımlanan gdolara izin veren bu yönetmelik ile Türkiye gıda emperyalizminin tutsağı haline gelmiştir, bundan sonraki süreçte kentliler yedikleri besinlerin, köylüler ve çiftçiler ise ürettikleri ürünlerin geleceğinin ellerinden alındığını bilmelidir” denildi. Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi.

“Türkiye’de yaklaşık beş yıldır Biyogüvenlik sistemine ihtiyaç duyulduğunu Gdoya Hayır Platformu bileşenleri ile haykırıyoruz. Buna karşın gıdayı ve tohumu gdolardan koruyan bir yasayı hükümet çıkarmamak için ayak diriyor. Bu da yetemezmiş gibi Cartagene Biyogüvenlik Protokolün’deki yükümlülüklerinin bile gerisinde bir yönetmelikle Türkiye’nin kapılarını gdolu ürünlere sonuna kadar açıyor. Gıda ve yemlerde gdo kullanımını serbest bırakıyor.

Sınır Kapılarında Denetim Yok

Sadece antibiyotiğe direnç geni taşıyan gdolu gıdalar ile gdolu bebek mamalarının ülkeye girişi yasaklanıyor. Peki bu ürünlerin ülkeye giriş yapmadığının tespitinin nasıl yapılacağını soracak olursanız, bakanlık bu konuda bile hiçbir tedbir almaya gerek duymuyor. Bu konuda gerektiğinde bir düzenleme yapılacağı belirtiliyor. Peki bu hükümetin sayın Bakanlığı siz denetimini yapmadığınız bu ürünlerin ülkeye girip girmediğini nasıl denetleyeceksiniz. Daha önce sorduk bir kez daha soruyoruz, çocuklar için zararlı gördüğünüz gdolar neden büyükler için zararlı değildir.”

Adsız dedi ki...

(2)

Basitleştirilmiş İzin Sistemi

Gdolu ürünleri Türkiye’ye ithal etmek isteyen kişi ve şirketler için basitleştirilmiş bir izin sistemi getiren yönetmelik kapsamında gdolu gıda ve yemlerin risklerinin hangi kriterlere göre yapılacağına ilişkin bir düzenleme yapılmıyor. Bu gıda ve yemlerin hangi koşullarda riskli olacağının belirli koşullara bağlanmamasının tüketiciler ve üreticiler açısından büyük sakıncaları olacağını belirten Ekoloji Kolektifi, “ekonomik ve sosyal risk kriterleri belirlenmediğinde, bu ürünlerin takibi ve denetimi konusunda bir alt yapı oluşturulmadığında, yem olarak giren ürünlerin tohum olarak kullanılmasının önü alınamayacağı gibi, bu gıdalardan kaynaklı yaşanacak sağlık sorunlarının da neler olduğunun tespitinin mümkün olamayacağını” belirtiyor.

GDO’lu Gıdalara Etiket Bile Yok

Genetiği değiştirilmiş ürünleri tüketmek istemeyen tüketicilere seçme hakkı bile tanımayan bu yönetmelik uyarınca ancak binde dokuzun üzerinde gdo içermesi durumunda bu gıda ve yemlerin etiketleneceğini düzenleniyor. Buna göre tüketicilerin hangi üründe gdo olduğunu bilebilme olanağı da tamamen ellerinden alınıyor. Gdosuz ürün üreticilerinin ise ürünlerinin üzerinde gdosuz olduğunu belirtmeleri yasaklanıyor.

GDO’lu Yemler Tohum Olarak Kullanılabilir

Gdolu yemlerin hayvanlar tarafından tüketilmesi ve hayvanlardan da insanlara bu gdoların geçişi karşısında bu ürünleri ithal eden, satan ve kullandıran kişilere hiçbir cezai sorumluluk getirilmiyor. Aynı zamanda bu yemelerin tohumluk olarak kullanılmasının nasıl engelleneceği, tohumluk olarak kullanıldığı zaman yaptırımın ne olacağı da yönetmelik de düzenlenmiş değil. Bu durum ülkenin genetik varlıklarını tehdit edeceği gibi tarım ve hayvancılık sistemlerinde de onarılmaz yaralara yol açabilir.

Köylüler ve Çiftçileri Zor Günler Bekliyor

Bu ürünlerin kullanılmasından doğacak zararla ilgili şirketlere para cezası dışında bir yaptırım ise öngörülmemiş. Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması Ve Uygulanmasına Dair Kanun, Yem Kanunu, Gıdaların Üretimi, Tüketimi Ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca, gdolu gıda ve yemlerden doğacak zararlarla ilgili adli ve idari para cezası öngören yönetmelik çiftçilerin ve köylülerin bu ürünleri kullanımlarından kaynaklanan doğrudan ve dolaylı zararlarının nasıl tazmin edileceğine yönelik bir ip ucu bile sunmuyor. Bu durumda ekosistem ve tarımsal yapılarda onarılmaz tahribata yol açan gdo üreticisinin ürünlerinin piyasadan toplatılması ve uygulanacak para cezası ile kurtulmasının alt yapısı oluşmuş durumda.

Dipten Gelen Sese Kulak Verin

Ekolojist sosyalist çiftçi, tüketici, kentli ve köylü örgütleri tarafından dava konusu edilmesi beklenen yönetmelik, iklim değişikliği zirvesine hazırlanan Türkiye’nin politik yönelimini de ortaya koyuyor. Aralık ayı içinde BM 15 taraflar Konferansı kapsamında iklim değişikliğine neden olan gıda, su, enerji, tarım gibi konularda, hükümetin gıdayı, suyu, toplum sağlığını önceleyen politikalara ağırlık vermeyeceğini gösteriyor. Gıda egemenliği ekseninde, tohumun ve tarımın kamusal politikalarla desteklenmesi; fosil yakıtlardan vazgeçilmesini, kentlerin kapitalist dönüşümüne karşı yeni bir sürece hazırlanılması gerektiğinin altını çizen Ekoloji Kolektifi, önümüzdeki günlerde, gıdanın, suyun, toprağın ve toplumun geleceği için dipten gelen dalga adı altında pek çok örgütün birleşik bir eylem süreci yaratacağını vurguluyor.

Ekolojistler.org haber
26.10.2009 Pazartesi

(Reda)

nilay dedi ki...

Bursa bu konuda son derec duyarlı. GDO'lu gıdalar konusunda çalıştaylar oluyor belki biliyorsunuzdur.
Biz tüm ulusça , genci çocuğu yaşlısı GDO'lu gıdalarla beslenmek istemiyoruz.
İlgili yerlerede mutlaka bunu duyurmalıyız.
Nilay Durukan

SERAP dedi ki...

Iste sirf bu yüzdende Almanyada son yillarda Organik ürünlerin satildigi dükkanlarin sayisi artti....

Zehra Gürgen dedi ki...

Tijen'cim bugün maillede iletmişlerdi, bu memleketi satmak yetmedi, vatandaşını kobay etmekte yetmedi topradığını zehirlemek ve geleceğini bitirmek için imzalar atılmış,kararlar verilmiş!
Ahh söyleyecek ne çok söz var ama biliyorsun konuşanı Ergenekon'dan içeri atıyorlar :)

zengile dedi ki...

Evet tam bir REZALET 90lı yılardan beri dünyanın başına bela olan bu iş bizi eskiden dolaylı olarak etkiliyordu şimdi ise doğrudan.Mücadele ise zaten bilinçli olan grupların birbirine propağandası dışında bilmeyenleri bilgilendirip kitleleri harekete geçirmekten geçiyor.BU KONU SÜREKLİ GÜNDEMDE OLMALI

Isil Simsek dedi ki...

Tijen'cigim,
cok tesekkur ederim bassagligi dileklerin icin.Cok sagol,selamlar
Isil

funda dedi ki...

biz zehirlenelim onlar için kolay onunda bi aşısını filan bulup getirirler nasılsa ..

ada ve deniz dedi ki...

kendi içlerinde çelişiyorlar. Hem bebeklere yasak (ki demek zararlı) hem de serbest. Peki hamileler ne olacak? Tıpkı domuz gribi aşısında olduğu gibi...Biliyorsunuz hamilelere özel aşı gelecek.
Yani insan sorumlu olduğu halkını kobay gibi kullanıp nasıl geceleri rahat uyur bilmem ki...
Bir dahaki seçimlerde gene bu hükümete oy verecekler bence tam Aziz Nesin'liktir artık
sevgiler Tijen

NarincE dedi ki...

Uzak Doğu'da hangi ülkeydi hatırlamıyorum. Geleneksel tarım yapan yerli tohum kullanan pirinç üreticisine bankalar kredi vermiyor. Zaten alan da yıl boyu ancak bankaya çalıştığını, ancak karnını doyurabildiğini söylüyordu. Bizim de sonumuz bu olacak. Yerli tohum kullananı da sık boğaz edip, bizlerin sağlığıyla, topraklarımızla canlarının istedikleri gibi oynayacaklar. Ne için? Üç beş büyük şirket için. Daha da bilmediğimiz kimbilir hangi pazarlıklar için.

ayşegül dedi ki...

Bilmediğimiz neler neler var böle
Tijen ablacığım.Artık çok dikkatli
alışveriş yapmalıyız ama.

Sevgilerrr

pelince dedi ki...

Bizi geçtim çocuklarımızı ne kötü bir gelecek bekliyor böyle :(

alis dedi ki...

TV'de de izledim, çok üzücü... GDO'yu kullanma niyeti olanlar kendi bacaklarından asılsa, ördükleri çorap sadece kendi başlarına geçecek olsa neyse, ama bu GDO işi bizim gibi kendi kabuğuna çekilerek bu alçaklıklardan kaçmaya çalışanları dahi avlıyor.

GÜL'ÜN MUTFAĞI dedi ki...

Sevgi Tijen Geleceğimiz çocuklarımız için üzülüyorum bizler çok şanslıydık herşey doğaldı güvenerek yiyebiliyorduk herşeyi şimdi güven duygularımızı iyice sarstılar çok yazık .

SeyyAh dedi ki...

Bu GDO lar hakkında yıllardır uğraşı veriliyor, dünya tartışıyor, yeni kurallar getiriliyor, yılların birikiminin nelere yol açtığı gözlemlenerek neticeler tartışılıyor... Ya bizde ?!...
Gene de toplumun bu düzeye gelebilmesi de sevindirici, bir de yönetici idari sistemin zihniyet olarak buna ulaşabildiğini görebilsek...
Ürünlerin üzerine fiat koyduramayan, içeriklerinin ve ürün kullanımlarının türkçe açıklama zorunluluğunu uygalatamayan yasal zorunlulukların gida da GDO lu ürünlerin üzerine yazılma zorunluluğunu nasıl uygulatabileceği de ayrı bir tartışma konusu...
Toplum olarak, birey olarak olabildiğince bilgilenip bu tür ürünlerin tüketiminden uzak kalmaya mecbur olduğumuzun bilincine varmak gerek..
Sağlık içinde toplum olabilmek bireysel sağlığın korunması ve kollanması ile ancak sağlanabileceği artık zorunlu bir gerçek olarak kabul görmeli...
Selam ve sevgilerimizle..
Sağlıcakla kalınız...

EBRULİ dedi ki...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun..

Sinek Sekiz dedi ki...

Sevgili Tijen ve mutfakta zen'in sıkı takipçileri dostlar,

Sağlıklı ve doğal tohum çok mucizevi ve özellikle yaşadığımız çağda giderek daha kıymetli...
GDO'ların yasallaşmasına inat küçük bir kampanya başlattık; "yerel tohum toplayın, tohumlarınızı saklayın,ekim zamanı yeniden toprakla buluşturun" diyoruz. Tohumlarınızı koyabileceğiniz pratik bir zarf tasarladık, yapması oldukça basit, görünüşü güzel. Blogumuzdan zarf şablonunu bilgisayarınıza kaydedip, çıktısını alabilirsiniz.
işte bu da linki:

http://sineksekiz.wordpress.com/2009/11/04/yerel-tohumlariniza-sahip-cikin/

Sevgiler