10 Mart 2007

Kahvaltı

Bugün muhteşem bir gün. Neden mi? Çünkü nefes alıyorum. Ne kadar basit görünüyor değil mi? Hayır o kadar basit değil. Nefes almanın ne kadar önemli olduğunu hatırlamam için birinin dünyanın taa öteki ucundan seslenmesi gerekti. Evet bugün muhteşem bir gün. Çünkü ben derin nefesler alıp vererek başladım güne. Umarım sizin gününüz de öyle başlar, yahut başlamıştır. Bugün bir güzel yazı ulaştı elime. Teşekkürler Ezgi. İzninle burada paylaşmak istiyorum. Umarım gerçekten layığımdır söylediklerine. Bir kaç mumluk bir ampul tutuyor olabilmek bile büyük bir hediye:
http://www.kurkehayir.org/akd/veg.htm


Rahmetli anneannem, ömrünün son aylarında kahvaltıyı baş tacı etmeye başlamıştı. (Toprağı bol olsun.) Beynindeki tümör büyürken, o da yatağa bağlanmıştı bağlanmasına ya, yaşamaya olan aşkını yitirmeye niyetli değildi. Yemek yemeyi her zaman sever, bizde kaldığı dönemlerde annemin benim için yaptığı (üniversitede okurken yurtta kalır ve oldukça kötü beslenmek zorunda kalırdım, annem de eve geldiğimde beni şımartırdı) kabak tatlısını yerken -mesela- o hemen küserdi. Ona değil de bana yapılıyormuş, ben gelmesem yapılacağı yokmuş... Hastalığının son dönemlerinde, henüz dimağı açıkken, hep şunu der olmuştu: "Sabah olsa da kahvaltı yapsak." İlle de kızarmış ekmek isterdi, ballar, kaymaklar...


Annem de son zamanlarda hep "eskiden hiç sevmezdim ama son yıllarda en sevdiğim öğün oldu kahvaltı" demeye başladı. Allah gecinden versin, ölümle bağdaştırmıyorum bu sözlerini. Ben galiba hep sevdim kahvaltıyı. Her gün aynı şeyleri yemekten hoşlanmadığım için (geleneksel kahvaltımı sevsem de) de sıkça ufak tefek ilaveler yaparım kahvaltı sofrasına. Bir omlet, bazen kızarmış hellim, kimi zaman ufak bir kase salata veya otlu lor gibi. Bu yazının yazılma sebebi olan omlet de işte öyle günlerden birinde yapıldı. Eğer bir tarif için krema kullanmam gerekiyorsa, kutunun dibinde biraz bırakıyorum. Bir iki çorba kaşığı kadar. Omletin tadını da, dokusunu da değiştiren bu katkıdan mahrum kalmamak için. Her gün yediğimiz yok ya diyelim ki haftada, belki on günde bir, şöyle tadından yenmez olsun istiyorum. Yine de yiyoruz ya.


Omlete Artebella'nın enginar pestosundan da ekledim. Değişiklik olsun diye. Çok da yakıştı. Belki 3-4 tatlı kaşığı koydum, daha fazla değil. Maydonoz ve taze soğan doğradım, yumurtaları çırpıp kremayı ve pestoyu ekledim. Tuz çok az, belki hiç koymadım çünkü Konya Ereğli tulumuyla yapacaktım omleti ve onun yeterince tuzu vardı. Biraz taze çekilmiş karabiber, biraz da kırmızı pul biber. Omlet yaparken kısık ateşte, tavanın üzerine bir kapak kapatarak yaparım. O zaman güzelce kabarır. Sonra da dilimler sunarım. Bu seferkinin görüntüsü öyle güzel di ki, fotoğraflamadan edemedim. Yazıdaki diğer fotoğraflar New York'ta çekildi. Reçeller Brooklyn'deki Park Slope Farmer's Market'ta, ekmek fotoğrafı ise yine Brooklyn'de, 5. Bulvar'daki İspanyol fırınında. Bizimkilerin Türk arkadaşları gidiyorlarmış o fırına, ucuz ve güzelmiş ekmekleri. Gerçekten de New York'ta tanesi 5-6 dolara ekmekler almak işten bile değil. Öyle kocaman somunlar da değil, iştahlı 3-4 kişinin yaşadığı bir evde en fazla üç öğün dayanır! Bu ekmekler ise 1.75-2 dolar civarına satılıyordu. Baharatlı, ekşi mayalı ve zeytinlisinden almıştım en çok sanırım. O günleri andım şimdi. Güzel bir aydı. Adı neydi ki bu küçücük dükkanın? (Yanıt 'gelin'ciğimden geldi, canım, biricik Maya'mın annesinden. Tabii ya, Lopez Bakery. Sağol Işıl'cığım!)
(Neredeyse unutuyordum. Bugünün sitesi www.kelimeyiyen.blogspot.com Bu siteyi nasıl ve ne zaman farkettim net olarak hatırlamıyorum. Üzerinden çok zaman geçmediğini biliyorum en azından. Yemeğe dair çoğumuzun görmediği, dikkat etmediği detayları gündeme getirdiği için seviyorum galiba. Farklı malzemelerden yararlandığı için, hem komik, hem ciddi olabildiği için, her şeyden önemlisi bana yeni şeyler öğrettiği için. Cennetten "ağzını aç, dünyayı tut" diye seslenen Sunthing'e -kendini böyle tanıtıyor- sevgilerle!)

17 yorum:

Adsız dedi ki...

Lopez Bakery.

Isil.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sağol 'gelin'ciğim!
Baş harfinin L olduğunu hatırladım da gerisi ııh gelmedi.

Aybike Ceylan dedi ki...

Sevgili Tijen Hanim,

Oncelikle Allah basimizdan, anamizi babamizi eksik etmesin. Hele bir de bizim gibi uzakta olunca insan daha bir cok dusunuyor ailesini.

Sonra da elinize ve dilinize saglik, o kadar guzel yaziyorsunuz ki, insan okurken dalip gidiyor bir yerlere.

Iyi hafta sonlari ve sevgiler.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Aybike,
Bana hanım deme ne olur! Kimse hanım desin istemiyorum, her seferinde uyarmayı unutsam da. Biz bize değil miyiz? Çok haklısın, uzakta olmak daha bir bağlıyor insanı sevdiklerine. Hepsine sağlıklı ve uzun ömürler dileyelim.

eho dedi ki...

bende denicem bu omlet tarıfını..benim eşim sever omleti.ama şimdi rejimde yapsam dudak bükücek sende hep güzel şeyleri ben rejimdeyken yapıyorsun diyorda:)
iyi haftasonları...
eho

Emel dedi ki...

Canım Tijencim,neyaparsan yap herzaman yenilebilir güzel tadları keşfediyorsun.Ellerine sağlık,en kısa zamanda deneyeceğim.
Emel

birfincankeyif dedi ki...

siten çooook hoşuma gitti saat akşamın 6 sı olmasına rağmen kahvaltı yapasım geldi. Ellllerine Sağlık...

evcilkedi dedi ki...

Benim de favori öğünüm kahvaltı Tijen. Ne yazık ki öğle yemeğinin ana öğün olduğu bu diyarda kimse kahvaltıya önem vermiyor. Kahvaltı etse bile fazla bir şey yemek istemiyor. Bense omlet ya da domates-salatalık yemeyi, reçeller tatmayı, ekmek kızartmayı seviyorum. Kahvaltıda zeytin ya da domates yemek buranın insanı için düşünülemeyecek bir şey. Ama bir konuda çok iyi anlaşıyoruz eşimle: bir kase ev yoğurdu, üzerine bir kaşık bal, ceviz veya ayçekirdeği taneleri...Başlı başına bir öğün değil mi?:-)

Elif dedi ki...

Bizde kahvalti edilmiyor maalesef. Citir bugday bilmemne, o kadar. Onun yerine bazen aksamlari kahvalti ediyoruz biz de. Ayva receli yapmistim, daha bir suru recellrim var. :o) Bir de acili receller var burada. Bayagi aci biberli ama bir de meyvesi oluyor. Nefis bir birlesim. Ekmegimi kendim yapiyorum. Mutlaka zeytin. Sucuk, pastirma, burada satilan baska nefis soguk etler. Cesit cesit peynir. (Ne kadar kokulu ise o kadar severim.) Chutneyler. (onu aciklamak lazim ama burasi dar olur, hem de konu o degildi.) Bazen bir borek. Kaymak da var burada. Quiche bazen. Bizim masa doluyor da doluyor! Bazen yaninda cay ama cogunlukla ya bira, ya sarap. Aksam kahvaltisi ne de olsa.

Ha, bir de Brian menemeni cok sever. Yer kalirsa artik!

Ben cocukken severdim kahvaltinin kokusunu, cunku haftasonu demekti. Annem calistigi icin, hafta ici sevimsiz olurdu kahvalti, hafta sonu daha guzeldi. Belki oglum buyumeden kahvalti aliskanligini geri getirmeliyim ki hatirasin. En azindan haftasonlarinda.

Annecigin mutlu yasamis, cok sevilmis, ne guzel... Bir dahaki (aksam) kahvaltimda mutlaka ona da kadeh kaldiracagim ben.

www.elifsavas.com/blog

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Eho,
Omlet mutlaka kilo aldırıcı olmak zorunda değil. Bence son derece de doyurucu bir yiyecek. Bir de bu tarafından bakabilirsiniz işe?
*
Emel'ciğim,
Bilmem ki öyle mi? Aslında kimselerin düşünemeyeceği zor şeyler değil bunlar, sadece sevgiyle yapılıyorlar o kadar.
*
Ahmet Kamil'in annesi,
Teşekkürler! Ben de bir fincan çaya geldim...
*
Tülin'ciğim,
Bir gün ziyarete gelebilirsem kocaman kahvaltılar yaparız olur mu?
*
Elif biliyor musun ben de akşam kahvaltıları yapıyorum. Sabahki kadar çok severim akşam kahvaltılarını ve yanında bir kadeh kırmızı şarabım olur. O haliyle bayılırım!

pandora dedi ki...

Bizim Artebella ürünlerimizi kullandığın için seviniyoruz, beğendiğin için de tabii ki :)
Sevgiler..

Hülya YILMAZ dedi ki...

Tijen'cim, bizim evde hepimiz kahvaltıyı çok severiz. Bazen akşamları bugün yemek yapamadım kahvaltı hazırladım deyince çok seviniyorlar. Tabi kahvaltıda mutlaka krep, omlet, börek, tost vb. şeyler oluyor. Zaten o yüzden seviyorlar.
sevgiler

Mutfakta Zen dedi ki...

Umut'cuğum,
Değişik şeylerde kullanıyorum sizin ürünleri evet, fırsat çıktıkça. Bu omleti sevdim, tadını zenginleştirdi enginar pesto.
*
Hülya'cığım al benden de o kadar! Sevilmez mi akşam kahvaltıları? Çay daveti gibi oluyor değil mi? Eğlenceli de bir şey.

munevver dedi ki...

Tijenciğim,kalabalık,gülüş cümbüş kahvaltıların yanında,tek başıma mükellef bir kahvaltıyı da seviyorum ben.Senin yaptığın gibi omlet de olmalı mutlaka.Keyifle çayımı içmeli,şükretmeliyim.Nefes aldığımız,sağlıklı olduğumuz için.Herkes okuluna,işine gitmiş ev bana kalmışken.
Bir gün de; seninle,yemeklerden,sağlıklı beslenmeden bahsedip,bu keyfi beraber yaşamak dileğiyle...
Nane Limon.

Tuba dedi ki...

Tijen'cigim, Bilge'nin selami var, e-mailini istedi sana yazmak icin. Bir sakincasi yoktur herhalde, ama yine de sana sormadan vermek istemedim. Bir de haftaya beraber yemek yiyecegiz. Artik bol bol kulaklarini cekistiririz:)) Bu arada enginar pestolu omlet kulagima da, gozume de cok hos geldi. Dunyanin diger ucundan sevgilerle...

sunthing dedi ki...

Owww, yeni fark ettim yazdıklarınızı, çok teşekkürler :)Cennet'e gelmiştiniz sizde birkaç ay önce,Krep Hanım'la buluşmanızı okumuştum ;)
Sevgiler...

Mutfakta Zen dedi ki...

İnşallah yaparız Münevver'ciğim, ne güzel olur! Ben uzun, keyifli kahvaltıları çok severim, kesinlikle bana uyar.
*
Sağol Tuba'cığım,
Yazdım hemen Bilge'ye...
*
Sevgili Sunthing,
Demek o cennet benim bir kaç ay önce geldiğim cennet. Hmmmm... biraz hafiyelik yapayım ben! Rica ederim, içimden gelenleri söyledim.