30 Ocak 2007

Metro-Gastro buluşması

Perşembe eklentisi. Aşağıda Divriği'ye has bir lezzet var, iç. Bunu gören Özge geçmiş günleri anımsamış ve ne olur bana iç tarifi verin demiş. 'İç'in ustası Fatma Pekşen'dir. Ben de ondan rica ettim. Fatma'cığım bugün Divriği'nin kısırı olan 'iç'in tarifini aktarmış, sevgili Müjgan Üçer'le birlikte hazırladıkları ve yeni baskısı yakında çıkacak olan Divriği'de Mutfak Kültürü kitabından. Merak edenleri Fatma'nın sitesine, mutfak solistine davet ediyoruz efendim. (Biliyorum akşama tamamlarım diye söz verdim ve aradan iki gün geçti bile. Bu aralar ruh halim çalkantılı, kendime gelmeye çalışırken hayatta aksamalar olabiliyor. Affola.)
*
Broşürler, tadımlıklar, fotoğraflar, anılar.
Bir Metro-Gastro buluşması daha geçti. Bu yıl ikincisi düzenlendi ya önceki yıla göre iki kat büyük bir alanda ve daha fazla katılımcıyla.
Vaktiniz varsa mutlaka gidin isterim demiştim, bilmiyorum duyuru üzerine kalkıp giden oldu mu ama Zuhal'ciğim giderek harika bir iş yapmış ve benim ekleyemeyeceğim kadar çok fotoğrafla pek güzel anlatmış. Ziyaret edip fotoğrafları görün, anlatacaklarını dinleyin isterim.


Benim için Metro-Gastro buluşması'nın ayrı bir önemi var. Bir kere Metro-Gastro dergisinin yazarıyım ve Nilhan'la çalışmayı çok seviyorum. Her zaman sağduyulu, çalışkan, yaratıcı ve üretken bir yayın yönetmeni Nilhan. Dergiyi çok seviyorum. Her sayıda çok değerli araştırmacıların her biri birbirinden değerli yazıları yer alıyor. Nilhan Aras her sayıda başka bir ilimize gidip o yörenin mutfak kültürüne dair pek çok değerli bilgi aktarıyor, harika fotoğraflar eşliğinde. Yöre insanıyla konuşuyor, onların tariflerini derliyor, mutfakla ilgili malzemelerle ilgileniyor ve özel bazı yiyeceklerin yapım aşamalarını gösterir fotoğraflara da yer veriyor. Bunu da çok önemsiyorum. Son sayıda da Sivas mutfağını inceliyor ve iki kere gittiğim halde duymadığım, görmediğim, tatmadığım bazı yiyeceklere de yer veriyor.


Hoş benim Sivas'ta iki harika dostum var. Müjgan Üçer ve Fatma Pekşen. Her iki gidişimde de Pekşen ailesine konuk oldum. Pekşenler aslen Divriğili. Fatma'cığım etyemez arkadaşına Divriği'nin etsiz güzel lezzetlerinden tattırdı, Müjgan Hanım da çaya konuk ettiği sefer sırf benim için madımaklı börek ve Sivas lezzetlerini tattırabilmek için peskütan çorbası ve Sivas'ın meşhur tatlısı hurma'yı yaptı. Son gidişimde Fatma'cığımın akrabalarına konuk olduk ve Divriği'nin önemli konuk ikramlarından, buluşma vesilelerinden (yukarıdaki fotoğraf) 'iç'i tadabildim. Anlayacağınız Sivas benim için dostlarla özel bir yer. Bu yüzden de çok etkileyiciydi Sivas'a dair kapsamlı bir yazı görmek. Sivas mutfağı çok zengin. Sevgili Müjgan Üçer'in çok kapsamlı ve yıllar alan araştırma kitabı Anamın Aşı, Tandırın Başı (Kitabevi Yayınları, 2006) bunun en güzel örneği. Sizden ne çok şey öğrendik Müjgan Hanım, elleriniz dert görmesin.

Metro-Gastro buluşması 18-20 Ocak günlerinde idi. Çok kısa bir süre önce yine Metro'nun düzenlediği bir basın gezisine katıldığım için oradan tanıdığım güzel insanları görmek sevindirdi. Yazı İşleri Müdürü Ayla Ceylan mesela. Onu hep gözlüklerinin ardından kibarca gülümseyen ve her daim sakin kalabilirmiş gibi hoş duruşuyla hatırlayacağımı biliyorum. Geçen yıl tanıştığımız Satınalma Müdürü Birol Bey'le yeniden karşılaştım ve Metro'nun sebze-meyve reyonlarıyla ilgili bilgiler alabildim ondan. Bodrum mandalinası tattım sonra.


Hala mevsimi dışında yemeye bayılmasam da, hakikaten çok lezzetli hibrit domatesler tattım. Şaşırtıcıydı doğrusu! Fuar alanında onlarca çeşit domates tattırıyorlardı. Bir kaç tanesini tattıktan sonra yine de Bodrum mandalinalarını seçtim. Veritas'ın ithal ettiği meyveler de vardı Metro standında. Onlardan birini tattım. İri bir Malta eriği (yenidünya) görünümündeki granadilla'ya bayıldım! Geçtiğimiz yıl da yine aynı fuarda Veritas'ın getirdiği başka ithal meyveleri tatmış, sonbahardaki New York ziyaretimde buna yenilerini eklemiştim.


Erüst Tarım'a 'Ege otları' yetiştirtmişler. Ebegümeci, şevketi bostan, arapsaçı, radika, turpotu, labada. Her mevsim bulunacakmış Metro'da bu otlar. Sebzelerden sonra mantarlara geldi sıra. Resimde gördüğünüz istiridye mantarlarını oracıkta koparıp yiyebilirdim. Bir başka standda soya filizi ve yonca filizi yapımını gördük. Oracıkta yapmıyorlardı da plastik sandıklar içinde, üzeri çuvalla örtülmüş, yeterince uzamış soya ve yonca filizleriyle karşılaşmak pek sevindiriciydi. Bilirsiniz, kaç yıldır filizlendirilmiş besinlerin ne değerli yiyecekler olduğunu söyler dururum. Yonca filizini bazen ben de evde yapıyorum ya Türkiye'de hazır olarak satıldığını görmemiştim. Onlar da Yeşim Gıda tarafından üretiliyormuş.


Sonra dolaşmaya devam ettik sevgili Muzi ile. Balık standları, et standları, süt ürünleri, ithal ürünler derken üst kata çıktık. Orada sevgili dostlarım vardı, gördüğüme çok sevindiğim markalar vardı. Güzel insanlarla tanıştım. Yukarıdaki fotoğraftaki leziz salatalar Dimyat Gold markalı bakiyat firmasının ürünleriyle yapıldı. Yirmi civarında ürün var listelerinde, birbirinden ilginç. Pirinç türleri arasında yabani pirinç var mesela. Türkiye'de yabani pirinç aklına gelir miydi insanın? Basmati ve kepekli dedikleri kabuklu (ya da tam diyelim) pirinç de var ama bombay fasulyesi, börülce, maş fasulyesi ve firik de var. Sonra Doğalsan. Yıllar önce ilk Ankara'da keşfettiğim bir firma. Neredeyse on yıldır sektördelermiş. Ürün çeşitliliğini artırmışlar. Kuru bezelye var mesela. Aa bizim Antalya pazarlarında bazen bulunuyor dediğimde çok şaşırdı Ufuk Ilgaz. Türkiye'de hiç görmemişler. Oysa İzmir Kemeraltı'nda, Değirmen'de de bulunur. Değirmen'de her şey bulunur zaten. Tam bir yemeksever cennetidir bu ufacık zahireci.
(Şimdilik burada kesmek durumundayım. Akşama devamını yazacağım.)

20 yorum:

damak tadı dedi ki...

Sevgili Tijen,
Metro_Gastro ne kadar ayrıntıları ile anlatıp resimlemişsin ellerine sağlık,teşekkürler..
Bizler burda yaşamamıza rağmen ve de çok istememe rağmen bir türlü gidemedim..Ama gitmeyi çok arzu ederdim yazık olmuş.((
Senin ve sevgili Zuhal'in sayesinde resimlere bakıp vermiş olduğunuz bilgileri okumakla yetindik arkadaşlarımızla.))
En çokda ilgimi çeken Tropikal meyvelerdi.))

Herşey için teşekkürler Tijen'cim o güzel gönlüne sağlık..

Mutlu bir hafta diliyorum..

Sevgilerimle.

fatma dedi ki...

selam arkadaşım. az önce geçtim bilgenin karşısına. okuyarak iniyorum. aa... o da ne! tanıdık bir yemek! bizim iç'imiz yani. eee?... deyip devam ediyorum. bizim eller anlatılmış demek ki. keşke geldiklerinden haberim olsaydı. gerçi misafirsever hemşehriler icabını yapmışlardır. ama en azından tanışırdım.
diğer etkinlik de güzel olmuş, güzellikleri paylaşmışsın. darısı diğer yıllara... sevgiler anadolunun ortasından

GULENAY dedi ki...

Tijen'cim merhaba,

Ben bu kultur mantarlarina hayranim.Zaten mantari cok severim bride onlarin yetsimesi cikmasi ne kadar orjinal degilmi.Cok guzel resimlemissin...Sevgilerimle...

Mutfakta Zen dedi ki...

Gül'cügüm,
Umarim bize güzel haberlerin vardir. Dur bir ziyaretine geleyim. Güzel günler için duaciyim.
*
Fatma'cigim,
Sen olmasan ben Divrigi'ye dair hiç bir sey bilmiyor olacaktim. Biliyorsun dostlugunun benim için önemini arkadasim.
*
Gülenay'cigim,
Ben de ne zaman yetismekte olan mantarlar görsem, dayanamaz fotograflarim. Ne muhtesemler degil mi?

Adsız dedi ki...

erustun ege otlarina ben de cok heyecanlandim. ankarada nasil bulacaktik zaten "bir ot masali"nda okuyup da meraklandiklarimizi. En son turp otundan corba, kavurma ve omlet yaparken hep sizi andim :)

bir de yonca filizi nasil yapiliyor acaba?
sevgiler, damla.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Damla,
Filizlendirmeyle ilgili kapsamlı bir yazıyı Dr. Kuşhan dergisinin Şubat sayısı için hazırladım. İlgini çekerse bilgin olsun. Evde yapmayı düşünüyorsan önce organik yonca tohumları bulmalısın. Tohumculardan alacağın bütün tohumlar ilaçlıdır büyük ihtimalle. Sonra diğer filizler gibi, önce bir süre suda bekletip sonra sabah akşam sudan geçirerek üzerine bez örtülmüş bir kasede filizlendiriyorsun. Firmanın ürünleri sanırım Ankara'da da var, internet sitesine girip bakabilirsin.

NİLAY dedi ki...

sevgili Tijen ;
bilmediğin yok vallahi :)Kemeraltı'ndaki Değirmeni İzmirlilerin çoğu bilmezkennn sen kalk oralardan Değirmeni anlat...harikasın :)

egeden dedi ki...

Tijen hanım
Sibelden dolayı buldum sizi, İstanbulda yaşayan bi Antalyalı olarak ne kadar sevindim anlatamam. Takip edeceğim sürekli çünkü mutfağa çok düşkünüm, gerçi bu aralar bolca ekmek pişiriyorum. Bahçemde bişeyler yetiştirmeye çalıştım beceremedim. Ne güzel yazılarınız.
Sevgiler
egeden

pecete dedi ki...

farklı bir bakış açısından okudum fuar yazısını. çok sevindim ve gidipte neleri atladığımı gördüm. ellerinize sağlık..sevgiler ayşem
pecetedennotlar.blogspot.com
not: kitaplarınızı beşiktaş " kırk ambar" da gördüm ve çok gururlandım.tebrik ederim. keşke daha erken tanısaymışım sizi... umarım güzelliklerle devam ederiz yollarımıza.

Ozde dedi ki...

Cocuklugumda bitisik komsumuz Divrigiliydi. Ic yaptigi gunlar dirseklerimden sizan sulu sulu caaaanim icleri unutamiyorum. Ne iyi etmissiniz Tijen ic`i yazmakla. Yalniz canim cok istedi simdi. Nasil yapildigini biliyor musun? Ya da bilen arkadaslar var midir Divrigi ic`ini?

Noooolur tez yazsin birisi.

Sana da yasadigin uzuntulerin tipki her geceninki gibi aydinlik bir sabaha ulasmasini diliyorum. Lutfen uzulme.

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Özde,
İç'i en güzel Fatma Pekşen anlatır, ondan sitesinde yazmasını rica edelim, ben de oraya link vereyim.
*
Sevgili Peçete,
Güzel sözlerinize teşekkürler. Hepimizin farklı bir bakış açısı var. Birimizin gördüğünü öbürümüz göremeyebiliyoruz. Kimbilir ben de senin gördüğün neleri kaçırmışımdır!
*
Sevgili Egeden,
Demek bir Antalyalı var okurlarım arasında ne güzel. Ben Antalyalı değilim ama burada olmayı seviyorum. Hele de pazarlarını...
*
Aaa Nilay'cığım,
Değirmen benim yıllardır hayatımda olan bir yer. Orayı taaa Buğday'da gönüllü aşçılık yaptığım dönemden biliyorum. Az mı çorba yaptım onların bezelye, mercimek, nohut unlarıyla...

fatma dedi ki...

selam arkadaşım.
az önce yazınızı okurken yorumlara takıldı gözlerim. iç tarifi isteğinde bulunan vardı. resimsiz ama sayfasında "bugün bize iç yemeğe gelesiz" diyen bir mutfaksolisti var. sevgiler

Mutfakta Zen dedi ki...

Sağol Fatma'cığım,
Hemen ekledim. Ellerine sağlık. Ne güzel yapmıştın da yemiştik Sivas'ta. O gün geldi aklıma.

Rabia dedi ki...

Tijen Hanım merhabalar.
Zuhal hanımın sitesinde de mantar resimlerine bayılmıştım. Siz de çok güzel bir resim çekmişsiniz. Bir mantar sever olarak en çok dikkatimi çeken o tabi.
Ah keşke buralarda da olsa bu tür buluşmalar.
Bu arada aşağıda ki konu çok üzücü. Zamanla herşeyin düzeleceğine inanıyorum. Ve bunların üstesinden gelecek kadar güçlü olduğunuza inanıyorum.
Saygı ve sevgilerimle...

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Rabia,
Çok teşekkürler. Aslında hepimiz çok güçlüyüz ancak bazen elimiz kolumuz bağlanıveriyor, ne kadar güçlü olduğumuzu ve hiç bir şeyin üzülmeye değmeyeceğini unutuveriyoruz.

Sonja dedi ki...

Güzel bir haftasonu diliyorum. Sevgiler Sonia...

Ozde dedi ki...

Tijen ve Fatma Hanim her ikinize de cok cok tesekkur ederim. Sabah olsa da ic yapsam diyorum icimden :)

Mutfakta Zen dedi ki...

Çok teşekkürler sevgili Sonia,
Sana da!
*
Sevgili Özge,
Rica ederim. Asıl teşekkür Fatma'ya, tarifi verdiği için kendisine teşekkür edelim.

Z dedi ki...

Yonca filizini evde nasıl yetiştirdiğiniz konusunda biraz daha bilgi verebilir misiniz? teşekkür ve saygılarımla

zeynep

Tijen dedi ki...

Zeynep merhaba,
Yonca tohumlarına dikkat ama, ben organik yonca tohumunu filizlendiriyorum sadece, bizde tohumculardakiler ilaçlıdır muhtemelen!
1 çorba kaşığı tohumu suya koyup bir gün beklet, sonra süz, üzerine bir bez koyup oda sıcaklığında beklet. Sabah akşam sudan geçirip süz, bu şekilde 2 gün kalsın. Filizler yarım santim falan olacak, sonra kapaklı bir kaba alıp buzdolabına koyabilirsin. Dolapta da uzamaya devam ederler, sorun yok. Salatalara ekleyebilirsin. Afiyet olsun!