14 Ocak 2007

Ana fikirsiz bir yazı/Pirinçli tatlar

Damak tadına düşkünler için bu haftasonu şenlik var. 18-21 Ocak 2007 tarihleri arasında Yeşilköy'de, CNR Fuarcılık'ta 6. kez düzenlenen Gourmex Fuarı'na ücretsiz davetiye için burayı tıklayabilirsiniz. Fuarın 3. günü, yani 20 Ocak günü saat 14:30'da Mutfak Dostları Derneği'nin düzenlediği peynir paneli ve ardından peynir tadımı var. Hatırlarsanız size burada Karslı gravyer üreticisi İlhan Koçulu'dan bahsetmiş, peynirlerinin fotoğrafını yayınlamıştım. Ardından gravyer üretimi ile ilgili hazırladığım (İlhan Bey'in değerli katkılarıyla) yazı Atlas dergisindeki ilk yazım olmuştu. Dolayısıyla gravyerin de, İlhan Bey'in de yeri ayrıdır. Panelin konuşmacıları arasında İlhan Bey de var. Konu ile ilgilenenlere duyurulur.

18-20 Ocak tarihleri arasında bir başka lezzet etkinliği daha var, Lütfi Kırdar Kongre merkezindeki Metro-Gastro buluşması. Sevgili editörüm Nilhan Aras'ın düzenlediği etkinlik de bir fuar havasında geçecek. Metro'da satılan ilginç ürünlerin üreticileriyle sohbet edebilir, tadımlar yapabilir, konuşmaları izleyebilirsiniz. Bilgi için burayı tıklayınız.

Son bir duyuru da 21 Ocak 2007 Pazar günü Feshane'de düzenlenen bir lezzet festivali ile ilgili. Bu bilgilere ulaşmamı Yeni Şafak gazetesinden Emeti Saruhan'a borçluyum, kendisine buradan teşekkür ederim. Basın bülteninin kısa bir bölümü şu şekilde:

"21 OCAK 2007 PAZAR GÜNÜ AÇILIŞ SAAT:12.00 DE EYÜP-İSTANBUL FESHANE DE BELTUR A.Ş NİN EV SAHİPLİĞİNDE ,ASOA ORGANİZASYON VE İSTANBUL AŞÇILAR DERNEĞİ İŞBİRLİĞİ İLE ''GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KAYBOLAN YEMEKLER FESTİVALİ'' DÜZENLENMİŞTİR.İSTANBUL'UN ÜNLÜ OTELLERİ,TÜRK MUTFAĞI RESTAURANTLARI VE CATERİNG FİRMALARI HAZIRLADIKLARI TÜRK YEMEKLERİ İLE FESTİVALE KATILACAKLARDIR.TÜRK YEMEKLERİNE SAHİP ÇIKMAYI HEDEFLEYEN PROJENİN PROGRAM İÇERİĞİNDE AŞÇILARIN YAPACAĞI ÇEŞİTLİ SHOWLAR OLACAKTIR.TÜRK YEMEKLERİ TÜM KONUKLARA İKRAM EDİLECEKTİR."

Protokollü (belediye başkanları, valiler...) falan bir etkinlik olacağı ve ikramlık yemekler de olduğu için sanırım büyük de bir izdiham olacaktır. Bu yüzden bir türlü karar veremiyorum gidip gitmemeye. Bilgi için:

Tel:0 216 383 38 14 (Pbx)
Fax:0 216 383 70 76
e-posta: info@asoa.com.tr
www.asoa.com.tr



Pirinç etkinliğine katılmayacaktım. Aslında artık yemek etkinliklerine katılmaya da pek istekli değildim ya hem Sonia'ya olan sevgimden, hem de o güzelim tarifleri görünce dayanamadığımdan haydi dedim kafayı çalıştır ve ortaya bir şeyler koy. Pirincin farklı kullanım alanları da olduğunu gösteren bir şeyler olsun, pilavına bayılsak da.

Aslında kitaplarımda pek çoğu tam pirinçle olmak üzere (beyaz pirinçliler de var elbet) pirinçli pek çok tarif var. Onlardan birini koyabilirdim pekala ancak son dönemde çok severek içtiğim bir çaydan bahsetmeyi tercih ettim. Genmai cha. Japonların patlak pirinçli çayı. Amerika'dan getirmiştim ancak ilk tadışım Taksim'deki Kafe Bunka'da. O kadar sevdim ki görünce almadan edemedim. Şimdi evde kendim demliyor içiyorum, hem de hemen her gün.




Aslına bakarsanız çok da zor bir iş değilmiş evde yapmak, www.fatfree.com adlı sitede bulduğum tarife göre ihtiyaç duyduğumuz şey 2 çorba kaşığı pirinç (çok ufak taneler, görüyorsunuz. Bana kalırsa patlayabilmeleri için kabuklu da olmaları gerek.) öncelikle. Bir de yeşil çay ve sıcak su. Pirinçleri mümkünse demir, yoksa da yanmaz bir tavada, kısığa yakın orta sıcaklıkta arada karıştırarak kavurun. Güzel bir koku çıksın, pirinçler renk değiştirsin. Resimde gördüğünüz gibi arada mısır gibi patlayanlar da olabilir. Artık hazırlar. Yeşil çayla (Japonların yeşil çayı Çinliler'inkinden farklı olarak ince uzun şeritler halinde -resimde görüldüğü üzre-) karıştırın ve demleyin. Bizim çay gibi değil, mümkünse bir porselen çaydanlığa koyup üzerine kaynar su ekleyin ve bir kaç dakika bekletip süzerek için.

Bu fotoğrafları çekebilmek için en değerli çeyiz parçam kabul ettiğim, nasıl paraya kıyıp aldığımı hâlâ bilemediğim döküm çaydanlığım ve onun takımı olan mini fincanlarımı çıkardım, sabunlu bezle temizleyip yıkadım, duruladım ve çayımı demledim içinde. Kafe Bunka'ya yolunuz düşerse, döküm çaydanlıkların benzerlerini orada da göreceksiniz. İnce Japon zevkinin birer ürünü hepsi. Pirinç etkinliği ve emekleri için sevgili Sonia'ya teşekkür ediyorum. Dostlarımızın birbirinden güzel ve leziz pirinçli tariflerini görmek için buraya tıklayabilirsiniz. Sizleri yepyeni bir dünya bekliyor!




Saçma bir başlık. Görünüşte öyle en azından. Neden diyeceksiniz. Neden böyle bir başlığı uygun gördüm ki? Belki de demeyeceksiniz. Benim gereksiz kuruntum.

Durum şöyle. Sabah bir ana tema üzerinde yazmayı düşündüm. Temamız domates idi. Kış günü domatesin ne işi var bu sitede değil mi? Bence de. Her şey geçen akşam (dün akşamdı galiba) bir televizyonun muhabirine kızmamla başladı. Annem korktu. Ona kızdığımı zannetti. Oysa tamamen televizyondaki garip sahneyeydi öfkem.

Kızmasam da olurdu ya kızdım. Domatesin fiyatı fırlamışmış da muzun fiyatını geçmişmiş. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Şimdi muzun mevsimi. Domatesin ise değil. Yine de normal normal giderken birden 3.5 ytl'ye fırlamışmış fiyatı. Nedeni de ihracatmış. Bir başka nedeni de soğuklar. (Bu benim eklentim.) Antalya'yı don vurdu mu sera ürünlerinin fiyatları artıverir. Burada bile arttı. Aynı ilin sınırları içinde. Muhabir pazara çıkmış, domatesle muzu gösteriyor. Sayın seyirciler domatesin fiyatı muzu geçti diyor. Sonra halktan birine soruyor, peki beyamca salatayı neyle yapacaksınız şimdi? Beyamca da diyor ki evladım bir çoban salatanın maliyeti...

Bu beyamcayı 10-15 yıl öncesine döndürsek ve aynı soruyu kışın ona sorsak ne derdi? Salatayı turpla, kırmızı lahanayla, havuçla yaparız evladım, üzerine de limon sıkar, tuzunu ekler, biraz da yağ gezdirdik mi afiyetle yeriz. Ne oldu da domates aşkımız depreşti? Şimdi ben bu beyamcaya mı kızayım, domatesle muzun fiyatını karşılaştırıp şimdi neyle salata yapacağız diyen muhabire mi yoksa garip domatesleri yetiştiren seracılara mı? Kızacak daha nice insan var ya ben şimdi biraz sakinleyeyim.





İşte konuyu değiştiren, yok pardon gündemi değiştiren mesele: Tencerenin dibini kim sıyıracak? Çocukken siz de bayılır mıydınız muhallebi tenceresinin dibini sıyırmaya? Kardeşlerinizle kavga eder miydiniz? Biz ederdik doğrusu. Bayılırdık çünkü. Sütlacın dibi pek tutmazdı ya muhallebinin dibindeki hafif kararmış tabakayı önce kaşıkla sonra da sağ elimizin işaret parmağıyla sıyırmaya bayılırdık.

Bugün ben tam da bunu yaptım. Kaşık kullanmadım bile. Oturdum bir koltuğa, aldım tencereyi önüme ve başladım sıyırmaya. O ne güzel lezzetti öyle. Kâselere pay edilenden daha güzel. Geleneksel çikolatalı muhallebimdi söz konusu tatlı. Hani şu pekmezle yaptığım, içine de iki paket bitter çikolata koyup iki portakalın kabuğunu rendelediğim, Halep'ten aldığım portakal çiçeği suyuyla şahlandırdığım... (Yazdan kalma bir resim bu. Yazlıktaki güneşli günlerden. Soğuğun, karın, buzun, rüzgârın hüküm sürdüğü şu günlerde istedim ki yazı anımsatayım, ondan çok da uzak olmadığımızı, göz açıp kapayana kadar geçecek olan kışın geride tortu bırakmamasını istediğimi, yine neşe içinde yazı karşılamayı ümit ettiğimin altını çizeyim.)

39 yorum:

Nazife dedi ki...

Geçen yıldamı böyle olmuştu acaba domatesin fiyatının aniden fırlaması, ama tvden de anımsayacağımız gibi, kış mevsiminde domatesin ne kadar sağlıksız olduğunu iddia ediyorlar, haklılarda, zira kış mevsimindeki hormonun kat kat üzeriyle oluşturuyorlar bu sebzeyi, aman canıım kışında domates yemeyelim değilmi? Biraz marul biraz havuç rendesi, biraz mor lahana ince doğranmış, içerisine de taze nane doğradık mı şahane bir salata olur :)
Tijencim o ne güzel muhallebi öyle bayıldım fotoğrafına, dediğin gibi tencere dibindeki o muhallebinin tadı bir başka oluyor doğrusu. Ablam kek yaparken bende en çok özellikle kakaolu yapmışsa eğerr, off işte ona bayılıyordum, çırpma kalan kakaolu kekin hamuruna:) Eski günlerime götürdün beni, gerçi bu dediğin sıyırma operasyonunu ben şimdi yapamıyorum, hani deriz ya hep nerde o eski günler nerdeee!!
Sevgilerimle.

Berceste dedi ki...

Tijencigim, kizip da kendi sinirlerini harab etme. Yeni yetmelerden biri ise o muhabir, nereden bilecek mevsiminde meyva, sebze yemenin tadini? Gariban kendini bildi bileli sera domatesi yiyorsa, nereden bilecek o mis gibi kokan, kabugu incecik domatesleri... Bizler o gunlerin hasreti ile yasaya duralim, onlar maliyet hesabi cikarsin. Gelecekte cikacak hastaliklarin faturalarindan da Allah bizi korusun!
O muhallebi siyirma konusunda tek cocuk olmanin mutlulugu ile tencereye ben konardim. Derlerdi ki tencereyi siyiranin dugununde cok yagmur yagacak. Dalga gecer, inanmazdim. Berberden iki semsiye esliginde cikip eve giderken araba ile suda baliklar gibi yuzusumuzu, nikah dairesine zor yetismemizi hatirliyorum da... Tovbe dedimdi. Tebrik kisminda bu tovbeden sonra gunes acip bahceye cikinca da yuzum gulduydu. Aman dikkat :D

Mutfakta Zen dedi ki...

haklisin nazife geçen yil da böyle olmustu. ben o zaman da kizip kardesim güzelim kerevizler, pirasalar, ispanaklar dururken niye yaz sebzeleri yiyorsunuz ki deyip kizmistim yine. demek ki tarih tekerrürden ibaretmis!
*
dilek'cigim bak bilmiyordum bu yagmur meselesini, evlenmeye niyet edenleri uyaralim. ama o taddan da vazgeçilir mi be kardesim?

kuzine dedi ki...

Geçen hafta izlediğim bir yemek programında sunucu z.yağlı kabak yemeği tarifini "şimdi tamda kabak zamanı bunu deneyin" diye verdi daha ne diyelim ?

Mutfakta Zen dedi ki...

ben bayiliyorum zaten bu sunuculara sevgili kuzine!
bir de tariflerinde 250 gram margarinler falan kullanmiyorlar mi ekrani yarip alinlarindan öpesim geliyor. o kadar seviyorum onlari...

Sonia dedi ki...

Sevgili Tijen, pirinc etkinligi icin gelen mailleri siraya koyarken birden kendimi burda buldum. Domateslere gelince Almanyada agaclar cicek acti umarim yazida kis yasamayiz da bahcemde taze mis gibi aromali domateslerimi yetistirebileyim.

Muhallebiye gelince, birak cocukluk günlerimi, ben hala bayilirim tencere dibi siyirmaya.
Yani cok iyi geldi bu yazi iyiki gelmisim buraya biraz soluklandim.
Hoscakal sevgiler...
Sonia.

Punto dedi ki...

Kızıp ta tansiyonunu fırlatmana hiç gerek yok Sevgili Tijen. Televizyonlar, program sunucuları ve muhabirlerin ne alt donanımı var ki? Bir şeylerini takdir ediyorum. Cahil cesaretlerini.Sıkılmadan bilmedikleri ya da öğrenmedikleri konularda şakır şakır soru soruyorlar.
Bizim memleketin muhlamasının(biz böyle diyoruz)dibi tutar. kızarmış mısırı oradan kazıyıp yemek için kavga ederdik. O günleri hatırlattın.

Mutfakta Zen dedi ki...

hosgeldin sonia'cigim,
birazcik dinlendirebildikse ne mutlu bize (yani bana ve siteme). kolay gelsin!
*
sevgili punto agabey,
sitenin fontunu nasil degistirecegimi bulamadim ancak bu sefer paragraflar ekledim, türkçe karakterleri kullandim (bazilari okuyamaz diye endise ediyordum ondandi), güya bir de cümle aralarinda çift bosluk biraktim ama onlar gözükmüyor, ah bir de karakteri bold yaptim. aslinda belki biraz büyütebilsem o bile daha anlasilir olabilir. durun bir deneyeyim... mihlama da ne güzel seydir ama!

hera dedi ki...

kizmakta da neselenmekte de hakkin varmis tijen. derim ki sera domatesini adiyla "sera domatesi" olarak satmalilar.. domates degil ki cunku yedigimiz. bilelim neyin mevsimi neyin degil.. oyle degil mi?

akçahan dedi ki...

Merhaba;

Çok haklısınız Tijen Hanım. Arkadaşların ifade ettiği gibi sunucuların donanımı belli de asıl sorun yazın-kışın aynı sebzeleri tüketmek isteyen bizlerde. Halbuki Allah kış sebzesini ayrı yaz sebzesini ayrı yaratmış, zamanında ve doğal yetiştirilmesi halinde de şifa deposu malum. Nerede şimdi şalgam çorbası, pırasa dolması, güzden toprağa gömülen havuçlarla yapılan mercimekli yahnilerin ve de kahvaltıda yine güzden küplerle toprağa gömülen peynirlerle tüketilen çocukluğumun mutfağı ? Sevgiler efendim.

öznur dedi ki...

Merhaba Tijen hanim,ziyaretiniz icin tesekkür ederim.Bende kücükken aynen dediginiz gibi hafif dibine tutmus muhallebiyi parmaklarimla siyiriridim,ama simdi ben yapiyorum tencerenin dibi bana ait kimse yemedigi halde o lezzet yok sanki,zaten hicbirsey eskisi gibi degilki.
Sunuculara gelince bu kisi mankende oluyor yada sanatcidanda sunucu oluyor öyle oluncada kendi aalnlari olmayan konuda bilgili olmadiklari icin atiyorlar kafadan aklina ne gelirse.
Sevgiler öznur

Punto dedi ki...

Böylesi eskisinden daha iyi okunuyor sevgili Tijen. Ama ben taktım bu karaktere. Herkes memnunsa ne ala. Ben okuyorum okumasına da. Sen okurken zorluk çekmiyor musun? Bana mı öyle geliyor? Yaşlandık mı yoksa?

Mutfakta Zen dedi ki...

bilmem ki punto ağabey,
hepimiz yaşlanıyoruz sonuçta. başka bir font kullanma meselesini araştırıyorum, denemeler yapacağım. bakalım neler çıkacak?
*
sevgili öznur,
muhtemelen o saf halimizi yitirdiğimiz için farklı geliyor tadlar, haller, durumlar. ne yapalım, biz de olduğumuz halimizle sevdiğimiz tadlara bakacağız...

munevver dedi ki...

Tijenciğim,ben de senin çayını çok beğendim.'Kafe Bunka'ya uğramak istiyorum.Zinnur bahsetmişti.'Japonların yeşil çayını(toz halindeki) orada bulabilirsiniz belki' demişti.Sen de geçen yıl,yeşil çay kremalı profiterolden bahsetmiştin.Şimdi gitmek farz oldu.Hem döküm çaydanlıklara da bakarım.Sana nasıl imrendim bilsen...
Sevgiyle,nanelimon

Behiye dedi ki...

Tijenciğim, çaydanlığa bayıldım. Zaten burada da böyle bir demlik görüp bayılmıştım ama pahalıydı doğal olarak. İndirim zamanında yine baktım, hiç düşmemiş fiyatı:( Sen iyi günlerde kullan. Ben hiç tencere dibi filan sıyıramam.Evleneceğim zaman havalar hep yagmurluydu, açık havada olacağı için endişeliydik hepimiz. Ama hava normalin üstünde sıcak oldu o gün, sebebi buymuş demek ki:))Sevgilerimle.

Mutfakta Zen dedi ki...

behiye'cigim ilginç bir inanis degil mi? bundan sonra evleneceklere duyurmus olalim buradan.
sagol canim çaydanligimi severek, mutlulukla kullanacagim. aslinda o kadar da büyük bir para vermedim. onun bana verdigi sevinç benim onu almak için verdigimden kat kat büyük.
*
münevver'cigim,
kesinlikle gitmelisin, bence her seyiyle insani mutlu eden, huzur veren bir yer. çayi da profiterolü tatmalisin.

SEDA dedi ki...

Tencerenin dibini sıyırma zevkini büyük fedakarlık yapıp kardeşime bırakıyorum her defasında :( Muhallebiyi malzemelerle öyle güzel özetlemişsiniz ki, ne güzel bir tada sahip olduğunu tahmin edebiliyorum.Ellerinize sağlık.

seda
tarifname.blogspot.com

NİLAY dedi ki...

Sevgili Tijen ;
çaydanlıkların harika :)güle güle kullan...sözünü ettiğin çay da ilginçmiş...pirinç patlar mı merak ettim ,sanırım şu kabuklu pirinçlerden söz ediyorsun...
muhallebi pişirdiğimde ben kimseye bırakmam tencere dibini sıyırmayı :) en lezzetli yer orasıdır aslında...büyüsem de bundan vazgeçemem :))parmağımla hemde...eskiden kek hamurunu çırpınca da kabı böyle parmağımla sıyırmaya bayılırdım...o da çok lezzetli oluyor :)ama çiğ yumurta artık pek içime sinmiyor...
Yorumlardaki şifre ile ilgili tavsiyene teşekkür ederim arkadaşım.Hemen dikkate alıp uyguladım ;)

sevgiler

Berceste dedi ki...

Aaaah Tijen, valla icimden Tijen de pirinc etkinligi icin her zaman cok sevdigini soyledigi caydan yapsa diye gecirmistim.

Onceki etkinlikteki olaylardan dolayi ben de katilip katilmama konusunda tereddut ettim, sonra da Sonia'nin gunahi ne dedim! Kac zaman bu etkinligi bekledi...
Bu arada tavsiye uzerine esimle birlikte Bunka'ya gidildi...Ortam cok begenildi. Kucuk ama huzurlu bir yer. Cay ilginc ama biraz alismam lazim tadina. Sekersiz cay icenlerden oldugum icin, degisik geldi bana. Alisinca sevecegime eminim...
Kokusu geldi simdi burnuma ;-)

deriella dedi ki...

merhaba tijen (artık tijen hanım demiyorum sakıncası yok değil mi;),
akşam üzeri postunu okudum. gece 02:00 gibi de çayımı demledim. içtikten sonra sana yorum yazmak için bilgisayarın başına geçtim ama çayım bittikçe doldurmaktan bir türlü yazamadım:) kabuksuz pirinç ve lipton yeşil çayla (dökme) yaptım çayı. kokusu ve tadı o kadar güzel oldu ki kabuklu pirinç ve japon çayıyla yapılırsa kim bilir ne kadar güzel olur hayal bile edemiyorum. tarif için çok çok teşekkür ediyorum.
sevgiler

GULENAY dedi ki...

Tijen'cim,
Sen sakin ol ama illada kizicam diyorsan bence muhabire kiz.Zira halki boyle galeyana getiren basin ve mensuplari.Bu arada domates resimleri cok guzel cikmis.

Sevgiler
Gulenay

Mutfakta Zen dedi ki...

gülenay'cigim,
bu fotografi yeni çekmedim, herhalde 2 yil olmustur çekeli ama tesekkürler. yok yok korkma sakinim, arada öyle kiziyor sonra sakinlesiyorum.
*
sevgili deriella,
tabii ki hanim demene gerek yok, ben herkese hanimi kesin diyorum zaten firsat buldukça, bu resmiyete gerek yok. çayi yapmana çok sevindim. normal pirinçle olabilmesine daha da çok sevindim, ellerine saglik ve paylastigin için tesekkürler.
*
dilek'cigim,
cafe bunka'yi begenmenize sevindim. benim huzur köselerimden biri, istanbul'da sayisi az bu köselerin biliyorsun. çaya da alisirsin bence ama ille de alismaya çalismak da sart degil belki. ben de çayi sekersiz içen biri olarak bu çaya bayiliyorum.
*
sevgili nilay,
deriella denemis normal pirinçlerle ve olmus, ben patlamasi için misir gibi kabuklu olmasi gerektigini düsünmüstüm. kek kabi siyirmayi ben de yumurta meselesi yüzünden hiç sevmedim ama muhallebi türü seylerde bu tad bambaska!
*
seda ne kadar fedakarsin! ayrica çok da beceriklisin, siteni gezince bayildim yaptiklarina. ellerine saglik.

deriella dedi ki...

sevgili tijen, eklemek durumundayım normal pirinçle senin fotoğraflarındaki gibi bir görüntü olmuyor yani tam olarak patlamıyor patlamaya ramak kalmış (haiff yarık) bir görüntü oluşuyor ancak rengi ve en önemlisi kokusu çaya renk ve tad verecek oranda değişiyor. şahsen ben beğendim ama orjinalinden mutlaka farklı olacağı için yanıltmak istemem kimseyi.
sevgiler

Mutfakta Zen dedi ki...

yok yok yaniltmis olmazsin deriella. benim fotograftaki patlamis pirinçler misir örneginden yola çikarak onlarin kabuklu olduklarini düsündürdü. ev ortaminda kavurmayla fabrika ortamindaki kavurma da farkli olabilir elbet. önemli olan pirincin kavrulmasi ve çaya hos bir tat vermesi. evde de yapabiliyor oldugumuza göre daha ne? çok sagol katkin için.

Isil S. dedi ki...

Tijencigim,
bebegimiz dogdu! kisacik yazabildim bloga.
Sevgiler

LaMa dedi ki...

Tijen ,
Su Cin cayinda bahsettigin tam pirinc whole grain rice mi?ben esmer/kepeli diye yazmistim senin de fikrini almak istedim/Bir de wild rice var ki acep onun ismi ne ola Turkce'mizde?
Simdiden sagolasin,
Sevgiler

damak tadı dedi ki...

Tijen'ciğim canım benim lütfen sinirlenme tatlım..
Bundan yaklaşık 10 yıl belkide daha fazla olabilir,o zamanlar kışları domatesmi yiyorduk Allahaşkına.Bence her meyve ve sebze zamanında yenmeli.))Nazife'ye katılıyorum..
Vallahi ben halen tencerelerin dibini kazımaya devam ediyorum bunun sanırım yaşla hiç alakası yok veya ben hep geçmişi yaşıyorum.)))

Çaydanlığın super görünüyor Tijen'ciğim iyi günlerde kullan ve güzel güzel çaylar iç canım..

Herşey gönlünce olsun canım,sevgiyle kal..

Mutfakta Zen dedi ki...

sagol gül'cügüm,
etkinlik sayesinde paketinden çikarip kullanmaya basladigima sevindim. pek hos onunla çay içmek, bir gün birlikte de içmek nasip olur insallah.
*
sevgili LaMa,
ben tam pirinç diyorum ancak diyet pirinç ya da esmer pirinç diye de kullaniliyor piyasada. ben tam demeyi daha çok seviyorum. dogrusu ne diyeceksin? diyet pirinç demek hiç dogru degil, zayiflamak için mi yiyoruz yani? bilakis, saglikli oldugu için seçiyoruz. kabuklu pirinç de denebilir tabii, esmer ve diyetten daha iyi. yabani pirinç türkiye'de olmadigi için bir adi yok. ona pirinç dense de bildigim kadariyla o yabani bir yulaf veya çavdar cinsi. yani aslinda pirinç degil. ne de güzeldir ama degil mi? ufak bir paket almistim, henüz kullanmadim.

Mutfakta Zen dedi ki...

isil'cigim sana yazacagim ama bir kere de buradan kutlayayim. anali babali ve sevgi dolu bir ortamda büyüsün bebecik!

hatice dedi ki...

Nekadar güzel bir site, içim açıldı doğrusu, muhallebi tadını yazınızı okurken damağımda hissetim..küçükken annem hep pirinç unlu muhallebi yapardı, tencerenin dibini sıyırmamız da en çok annemin hoşuna giderdi ve her defasında bol bol bırakırdı dibinde..sevgiler.....

Adsız dedi ki...

tijnecigim, ben de domatesle ilgili bolumu okurken kisin salata icin havuc ve turp ne gune durmus diye dusunurken senin de ayni tepkiyi verdigini gordum. biz kisin nerdeyse hic domates almayiz -sadece kahvaltiya misafir gelecekse aliriz. yemeklere buzluktaki bahcemizin domatesleri eslik eder, menemen de yapariz onlardan. salata da marul salatasi olsa bile renklendirsin diye havuc ve kirmizi lahana koymak yetiyor. hem fiyatlar el yakiyor - 4$ civari guzel gorunuslu domateslerin yarim kilosu- hem de tat yok.

ha bu arada sizin kucuk kelebek nasilmis? emekliyor mu? bizimki mutfak dolaplarina dadandi bu siralar:)

9 aylik ahmet'in annesi

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili ahmet'in sevgili annesi,
desene seninki basladi ortaligi karistirmaya! bizimki daha yerde emeklemeye baslamadi, sanirim son bir kaç ayimiz, sonra baslar bizimki de ortaligi dagitmaya. iyi ama, gittikçe daha tatli oluyor. çok haklisin dediklerinde, yazla kisi ayirabilmek çok önemli çünkü zaten mevsim disi aranilan tatlar olmuyor.

Elif dedi ki...

Merhaba,

Döküm çaydanlığı sonunda kullanmaya başlamış olmanızı tebrik ediyorum ,hayırlı olsun :)Sonuçtan memnun kaldınız mı?

Pirinçli yeşil çayı en kısa zamanda deneyeceğim çok güzel ve değişik bir fikir.

Benim de son günlerdeki favorim yurtdışından getirttiğim gül çayını demleyip içmek.
Adresinizi bana emaille bildirirseniz denemeniz için size de göndermekten memnuniyet duyarım.

sevgiler ve selamlar,

Elif

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili elif,
insanın 'çeyizim' dediği bir şeyi kullanması zor hakikaten değil mi? hayran hayran seyrediyorum onu. çok teşekkür ederim ince teklifin için. bende de güllü bir şeyler var ya nedense çayda gülü çok sevemedim, kokusuna bayılsam da çiçek olarak. bir kaç kere denedim ancak ben daha baharatlı tatları seviyorum galiba.

acemi aşcı dedi ki...

Merhaba Tijen,
Çaydanlığa bayıldım. Pirinç çayını ilk defa duydum ve her gün yeni bir şeyler öğreniyor olmanın keyfine bir kere daha vardım.
Kış domatesleri için yazdığın son derece sempatik yazının içerdiği mesajlar çoğumuzun yarasına parmak bastı eminim.
Sağlıklı bir nesil yetiştirmek, onlara bilinçli beslenme alışkanlıkları kazandırmak için hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şey var/olmalı diye düşünüyorum.
Bu anlamda, blogların büyük katkısı olduğuna inanıyorum.
Paylaştığın herşey için binlerce teşekkürler
Sevgiler
İpek

nesrin dedi ki...

merhabalar

Sevgili tijen hanim duyarliliginiza hayranim gercekten. Aslinda ekran basindaki herkes bu sekilde yapilan haber tarzi seyleri eleyerek inceleyebilse heralde bundan sonra bazi insanlar daha kaliteli haber yapma yoluna girerler.

Muhallebi gayet guzel gorunuyor. Ben cocukken siyirirmiydim bilmiyorum ama benden 13 yas kucuk kizz kardesimin her seferinde tencereyi siyirmak icin annemin arkasinda bekledigini hatirliyorum. Hatta birinde televizyondaki yemek tarifinde tenceredeki pudingi kaselere bosalttiktan sonra sunucunun tencereyi kenara koydugunu gorunce anne neden parmagiyla siyirip dibini yemediler diye anneme sormustu.
Islerinizde basarilar.
Nesrin

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Nesrin,
Benimki duyarlılıktan çok kişisel tercih sanırım. Herkesin farkında olmasını diliyor ama bunun mümkün olmadığını da biliyorum. Elimden geldiğince çevremdeki herkesi etkilemeye çalışıyorum ama en yakınımdaki annem bile kahvaltıdan domatesi eksik etmediğine göre yeterince etkili olamadığımı düşünüyorum.
Kardeşinin hikayesine bayıldım. Çok haklı, nasıl sıyırmazlar? (Yayın dışında birileri hallediyordur kesin, stüdyolarda programdan sonra insanların gelip yapılan yemeklere saldırdıp anında silip süpürdüğünü çok gördüm!)

Hanife dedi ki...

Merhaba Tijen'cigim,
Domateslerde yazdan kalma galiba, kan kirmizisi herbiri. Ben de nasil kiizyorum o fabrikadan cikmis gibi domateslere. Burada arada buluyoruz guneyden gelen yaz domateslerini ama fiyatlar ucuk tabii. Ben de takiliyorum buna, eskiden yaz kis meyvasi vardi, ciksada yesek diye beklerdik.
Minik (!) pirincleri pek begendim:) Herhangi bir pirinc cesidiyle yapabilir miyiz bunu?? Gerci evdeki yesil cayi hic sevmedim ama denemek istiyorum. Aksamlari icecek sicak yeni bir lezzet hic fena olmaz..
Guzel ve gunesli bir hafta sonu diliyorum size..

fethiye dedi ki...

tijencigim, evdeki kabuklu pirinclerden patlattim, yesil cayimin icine kattim. enteresan bir tadi oldu. sekersiz ictigim icin iyice tadina vardim. japon yesil caylarindan da alip denemek lazim, cinliydi benimkiler. ne kadar farklari var tat olarak, bilemiyorum gerci...