30 Mayıs 2010

Ve pencereler

Sadece kapılar değil, pencereler de özeldir. Dilleri olsa neler anlatırlar. Nelere şahit olmuşlardır kimbilir, yaşadıkları sürece. Evet elbette onlar da yaşar, ne sandınız. Etten kemikten yapılmamışlardır ama eski pencereler ahşaptandı, şimdilerde pek kullanan kalmadı ahşap pencereleri ya ben inatla o eve hiç hava aldırmayan içerdeki havayı boğan, dışarı çıkmasına izin vermeyen ve sonu çoğu zaman "pen"le biten o plastik çerçevelerden uzak duruyorum. Sevmiyorum onları. Ne kadar kampanya yaparlarsa yapsınlar bana ne almayacağım işte. Cam şeffaftır ancak çoğu zaman bir perdeyle içeriyi görmeniz engellenmiştir. Kimi perdeler ipucu verir içerideki yaşama dair. Birazcık olsun görmenizi sağlarlar dantellerin arasından. Bazen bir masa vardır hemen camın önünde, bazen bir koltuk. Kimi pencerelerin önünde saksılar vardır, kiminde bir okuma gözlüğü ve belki yanında bir kitap, yarım kalmış bir kahve, belki bir ufak tabakta kurabiye kırıntıları... Ben pencerelere bakarak hayal kurmayı da seviyorum sanırım ve galiba pencereleri kapılardan daha çok seviyorum. İki taraflı görüş var çünkü, hem dışarıdan içeriyi hem içeriden dışarıyı görebiliyorsunuz, açmak zorunda olmadan. Kapıların ise sadece gözleme delikleri size bu imkanı sağlıyor, o da içerideyseniz. Neyse, uzun sözün kısası, bu manzaraya dair bir öykü hayal ettim, yüreğimin bir tarafına kondurdum. Belki bir gün zaman olur, yazarım o öyküyü.

16 yorum:

sahika dedi ki...

Eski pencereler beni de hayallere götürür, içerideki yaşamlar konusunda düşüncelere dalarım.

Pencereler hakkında hissettiklerimi yazmışsınız resmen. Öykünüzü de merak ettim doğrusu :)

Zehra Gürgen dedi ki...

Aa benim en kötü huyumdur. Çocukluğumdan beri yolda arabayla olsun yürüyerek olsun gezerken etraftaki evleri izlemek, pencereden görünen kadarıyla evin içini görmek.Ankara'da Çankaya'da o yokuştan otobüse giderken ışığa takılmak beni nasıl mutlu ederdi, Ahşap pencereli bir bina vardı, çok güzeldi..bende penlere ısınamadım şimdi oturduğum ev penli, kendi evim olursa birgün tamamen ahşap kullanmak istiyorum.

Adsız dedi ki...

Merhaba Tijen hanım, yazdığınız kısa öyküden öylesine etkilendim ki yorum bırakmadan geçemedim. Ben de, ahşap eski pencere ve
kapıların gizemini, nostaljisini severim. Görsellik ve sağlamlık açısından, yeni çıkanlardan daha verimli olduğunu düşünüyorum. Ancak, bir kaç yılda bir, macun ve yağlı boya ile bakımlarının yapılması gerekiyor. (Dedemin 1959 yılında yaptırdığı apartmanın doğrama işlerini bir yahudi yapmıştı.) İnanın eski binaların sağlamlığı şimdikilerde yok. Kapı konusunda ise, çelik yerine yine ahşap tercihimdir.Batı ülkelerinde
de eski binaların revizyona tabi tutularak 200-300 yıl kullanıldığı bilinir. Bu değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız ve tekrar
düşünerek, yaşattığınız için çok teşekkür ederim. Reda

Özlem'in Doğası dedi ki...

Sevgili Tijen,

İstanbul'a gelmiyor musun?

Ege dedi ki...

Yine ne kadar hoş bir yazı olmuş, çok teşekkürler paylaştığın için :) sevgiler...

Hülya dedi ki...

Pencere önüne oturduğumda sokağı görebilmeliyim kafamı uzatmaya gerek kalmadan... Çayımı yudumlar sohbet ederken..
Kar yağışını izlemeliyim. Ya da oyun oynayan çocukları..
Bence de pencere paylaşımdır biraz; içeriyle dışarı arasında..

ORDAN BURDAN HAYATTAN dedi ki...

Tijencim nasıl bir pencere gerçekten. umarım öyküyü de okuruz yakında. sevgiler

daimamutfak dedi ki...

Öykünü sabırsızlıkla bekliyorum komşum..sevgiler

Barisbasak dedi ki...

Ben en cok icerisi tavana kadar kitaplarla dolu odalari gordugumde heyecanlaniyorum, onune oturup saatlerce seyredesim geliyor ve hafiften (tamam aslinda acaip bisekilde) kiskaniyorum o insanlari :-) Birgun boyle bir odaya bakarken sahibinin gelip beni iceri davet edecegini umid ediyorum, insallah ne diyim :-))))

ayşegül dedi ki...

Cok ama cok guzel bı yazı olmus Tıjen ablacım.,dıgr oykunuzu de sabırsızlıkla beklıorum..Sevgılerrr

Mimosa Café+Design dedi ki...

Tijencim bir ara çeşitli pencere ve kapı fotoğrafları çekiyordum. Hatta bir kısmını reginarcana blogumda yayınlamıştım. her kapının her pencerenin arkasında yaşanan hayatlara dair hikayeler, keşfetme arzusu uyandırır bende. ben kapıları biraz daha ilgi çekici buluyorum bu manada, görünmeze ulaşmak için açılması gerekiyor :) senin düşlediğin hikayeyi merak ettim.

beste dedi ki...

ahsap pencere gibisi varmi yasayn bir metaryal oncelikle, bizimle birlikte yaslanir oda:) ben perdeleri acik evleri seviyorum iceriye bir goz atip hikayeler kurmayi da. Perdesiz sehir amsterdam cok sey vaad eder, bir pencereden resim yapn birini digerinde violensel calan birini gorur kanal boyunca yurursunuz. Yapilan bir arastirmaya gore dunyanin en mutlu insanlari Hollanda da yasiyormus bence perdeler olmadiginda:)))

NarincE dedi ki...

Fotoğraftaki pencerenin çok benzeri küçükken oturduğumuz sokağın sonundaydı. Ben hep söz ederdim, annem böcek çok gelir o eve derdi. Yine de büyüdüğümde sarmaşıkların sardığı bir evim olmasını hayal ederdim. Oldu mu? ı-ıh!

Damak Tadı dedi ki...

Çok etkileyici yine..Bende Beste'nin anlattığı gibi birden Rotterdam'a gittim..Perdesiz, alçak,yanyana bitişik olan pencerelerinin ardındaki farklı kişilikleri düşündüm birden..Ayrıca gece yapılan yolculuklarda,ışıklı pencereleri görüp hayale dalmak,sonrasında yine karanlığa doğru yol almak..)Hem hayale dalıp,hem yazmak bu kadar oluyor benim kalemimden canım..)Sevgiler..

Oglak Kizlari dedi ki...

Tijen, merhaba,

Uzun zaman oldu yazmayali ama hep okuyorum yazılarini, kitaplarindan da receller ve likorler yapıyorum. Hep anılıyorsun bizim evde. sagol, varol.

Bu pencere bana Ingiltere de kaldigim evdeki odayi hatirlatti. Ah... ah.. yurdum insanida layik oguzel yesilliklerde yasamaya amma..

operim cokcana
Ada Kiz ve Cigdem

acupofcaffein dedi ki...

Benimde bir armağanım var size. Sayfama pencereler koydum...:-)
sevgiler
arzu-acupofcaffein