05 Mayıs 2008

Çözümün mü yoksa sorunun mu parçası olacağız?

Ekolojik Pazar hatırlatması:
1-19 Mayıs 2008 tarihleri arasında Ümraniye'deki Meydan Alışveriş Merkezi'nde
sabit bir Ekolojik Pazar var. Cumartesi günü Ayşen arkadaşım gitti, çok beğenmiş. Bilgilendirici konuşmalar da yapılıyormuş. Eğer tutulursa kalıcı olacakmış!
Cumartesi günleri Şişli Feriköy'de Buğday Derneği ve Şişli Belediyesi işbirliğinde %100 Ekolojik Pazar,
Pazar günleri Antalya Cam Piramit'in bahçesinde Buğday Derneği ve Antalya Belediyesi işbirliğinde %100 Ekolojik Pazar (pazara geliş gidişler için belediyenin servis aracı koyacağı söyleniyor),
Çarşamba ve Cumartesi günleri (10:00-19:00) Bursa'da, Nilüfer Belediyesi sınırları içinde, Fatih Sultan Mehmet Bulvari'nda kurulan ekolojik pazar ise özellikle Bursa köylerinde başlatılan projeler kapsamında, yerel üreticilerin ürünlerini tüketiciyle buluşturması açısından önemli. (Önümüzdeki sonbaharda pazarın üzeri kapatılacakmış ve Nilüfer Belediyesi pazara gelen üreticilerden para almıyor, aksine, pazarın gelişmesi için büyük çaba harcıyormuş. Nilüfer Belediyesi'ne teşekkürler. (İlk üç pazar için Buğday Derneği'nin internet sitesinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Sonuncusu için nereden bilgi bulunur ben de bilmiyorum, önümüzdeki günlerde belki daha ayrıntılı bilgi verebilirim.)
*
GDO'ya Hayır Platformu'nun "BİYOGÜVENLİK HEMEN ŞİMDİ, GIDA TOHUM HAKTIR KAMPANYASI" sembolü olan mısır balonuyla Türkiye turuna çıkıyor. Şu iki paragraf, kampanyanın basın bülteninden:

"Türkiye tarımı üzerine baskılar ve tarımı yok etme girişimleri hızla sürmektedir. Kamu, tarımdan çekilmekte, küçük çiftçi tarımdan koparılmakta ve tohumundan suyuna, toprağından tarımsal ürünlerine kadar herşey özel sektöre, uluslararası sermayeye, ulusal ve uluslararası tohum, tarım ve gıda tekellerine terk edilmekte, hatta pazarlanmaktadır.

Halbuki biliyoruz ki yaşam için gıda, gıda için tarım, tarım için ise gereksinim duyulan öğeler toprak, su ve tohumdur. Toprak, su ve tohumdan bir tanesi eksik ise gıda olmaz, gıda yoksa yaşam bitmiş demektir. Tohumun, toprağın ve suyun yaşam ve hak olduğuna inananlar olarak gıda egemenliğimizin yok edilmesi ve bize özürlü gıdalar dayatılmasına karşı çıkıyoruz."

Balon mısır 10 Mayıs'a kadar Bursa'da. 9-11 Mayıs tarihleri arasında Ankara'da olacakmış (herhalde iki tane balon var). Ardından Bursa'ya dönüyor, Haziran ayında da Dikili ve İzmir'i ziyaret edecekmiş.
*
Aşağıdaki yazıda bahsettiğim en çok ilaçlanan sebze ve meyveler listesinin tamamını veriyorum. Yine Çevre Çalışma Grubu'ndan. En çok ilaçlanan en üstte ve ona 100 puan verilmiş. Diğerleri ise onunla orantılanarak listelenmiş. Burada puanları belirtmeyeceğim, isteyenler verdiğim bağlantı adresinden gidip bakabilirler (en üstteki en çok ilaçlanan): Şeftali, Elma, Tatlı iri biberler, Kereviz (Amerika'da sapları yenen tür kerevizden bahsediliyor), Nektarin, Çilek, Kiraz, Marul, İthal üzüm (başka ülkelerden gelen üzümlerde daha çok tarım ilacı kalıntısı bulunmuş), Armut, Ispanak, Patates, Havuç, Taze fasulye, Acı biberler, Salatalık, Ahududu, Erik, Portakal, Yerli üzüm, Karnabahar, Mandalina, Mantar, Kavun (kantalop tarzı, bizde de artık seralarda yetiştirilip bu ara piyasaya verilen kavunlar), limon, "Honeydew" kavunu (bizde pek rastlamadım), Greyfurt, Kış kabağı, Domates, Tatlı Patates, Karpuz, Blueberry (likapa, çay üzümü -bizde sadece Karadeniz'de, doğal olarak yetişiyor, marketlerde görüyorsanız muhtemelen ithal edilmiştir, Karadeniz'de yetiştirme çalışmaları vardı bir kaç yıl önce başlayan ancak gelişmeleri izlemedim), Papaya, Patlıcan (enteresan değil mi? Belki de patlıcanın yetişme süresi daha uzun olduğu için atıyordur ilacı), Brokoli, Lahana, Muz, Kivi, Kuşkonmaz, Bezelye (dondurulmuş), Mango, Ananas, Tatlı mısır (dondurulmuş), Avokado, SOĞAN!!!! (En düşük notu soğan almış, yani en ilaçsız olanı oymuş. Bakın sarımsağı koymamışlar listeye, bilseler bizim ne çok sarımsak tükettiğimizi!)

13 yorum:

nino dedi ki...

uyyyyyyy hasret cektiklerimden biri iste bu resim :)

Zeynep dedi ki...

Tijen Şişli Feriköy bana fazla uzak sayılmaz.Gitmeyi çok istiyorum,merak ediyorum.En çok da çay ve yumurta almak istiyorum.
Keşke yediğimiz tüm ürünler organik olsa ve doğal yiyeceklerle beslensek.
Sevgilerimle

pinarbk dedi ki...

Liste için teşekkürler. Haftasonu Meydan'a gitmeye çalışacağım. Süt bulabilir miyim acaba?

zerrin dedi ki...

okurken karnim acikti

asevi.blogcu.com dedi ki...

Tijencim selam,margarin konusunda destek vermek isterim.Bende uzun süredir eve margarin almıyorum.Reklamlarda diyetisyenleri gördükçe acaba zararsız olan margarin varmı diyordum, açıklamaların benim için çok faydalı oldu sağolasın:)
Listeyi dikkate alacağım, tamamen ekolojik beslenmek mümkün değil tabiki ama dikkat etmekte fayda var...Belirttiğin gibi tarım politikası çiftçiyi zor duruma soktu...
Sevgilerimle
Emel
asevi.blogcu.com

Adsız dedi ki...

Merhaba Tijen Hanım
Blueberry Karadeniz de doğal olarak olduğu gibi bizim üniversiteden doçent bir arkadaşımız önemli çalışmalar ve üretim yapıyor. (Ondokuzmayıs ünv. Samsun)çeşitli yerlerde (rize trabzon ve giresun) da da yetiştiriliyor. Yani blueberry (Maviyemiş) Kardeniz de üretiliyor. İyi çalışmalar kolay gelsin
Tahsin ÖZBEK
SAMSUN

Tijen dedi ki...

Tahsin Bey merhaba,
Bir ara üniversitedeki çalışmaları okumuştum. Hatta Doğu Karadeniz'de kimi yerlerde fide dağıtıldığını ve üretime geçileceğini de ancak sonradan gelişmelere dair bilgi alamadım. Ayrıca maviyemiş adını da çok sevdim. Bugüne kadar Türkçe'de verilen en güzel isim!
*
Emel'ciğim,
Desteğin için çok teşekkürler!
*
Zerrin,
Karnını acıktırdıysa ne güzel, ben okuyanın iştahının kapanmasından endişe ederdim.
*
Sevgili Pınar,
Köy sütü bulabileceğini zannetmem, Feriköy'deki pazarda Pınar'ın organik sütü satılıyordu ama o zaten marketlerde de var.
*
Keşke Zeynep!
Ben de çok isterdim.
*
Nino hatun,
Tez zamanda kavuşasın özlediklerine.

Cafe Nino dedi ki...

Tijencim,benim yıllar sonra Tekstili bırakma sebeblerimden biride Turkiyede tarimin ve tarımcılık yapanların desteklenmemesi nedeniyle pamuğun ülkemizde çürüyüp yokolmasıdır ve pamugu bile ithal eder hale gelmemizdir..Yakında yiyecek bir sey bulamadıgımız gibi giyecekte bulamayacağız gibi geliyor.Ve bu çok acı.Çok zengin olan bir ülkeyi fakirliğe itiyoruz ve ekolojik düzeni mahfediyoruz hersey soframızda bulunsun istegi nedeniyle.Belkı zamanında herseyı soframızda istesek bukadar hormon,bukadar ilaclama yapılmayacak ve eskisi gibi herseyı mevsiminde üretecekler.Ama arz talep meselesi sanırım.Ayy ne çok yazmısım:(

yeşikivi dedi ki...

merhaba Tijen Hanım.Ben "Komşu" diye başlayan yorumlarınıza hasret kaldım :)

zero dedi ki...

Merhabalar,

Biraz evvel geldim Meydan Alışveriş Merkezi'nin ordaki ekolojik pazardan. Ya ben o yeşillikleri, sebzeleri görünce kendimden geçiyorum resmen. Alacağım yoksa da poşetleri doldurmadan edemiyorum:)

Özellikle çilek almanızı öneririm ekolojik pazardan. Ben yıllar sonra ilk kez gerçekten çilek yediğimi ve bu güzelim meyvenin gerçek tadını unutmuş olduğumu anladım. Lütfen pazarcılar kazansın diye değil, kendi sağlımız ve dünyanın sağlığı için bu pazarlardan ilgimizi esirgemeyelim!

disal dedi ki...

çok şanslıyım bu konuda....

öyle bir yerde oturuyorum ki... çevre köylerden kendi ürettikleri taze sebze meyve satan kadınlar geliyor.....bizde miss gibi sebzeleri alıp yiyoruz.....

zaten hep ufak yerleri sevmişimdir....doğayı hissederek yaşıyoruz.....

öptüm tijenim...

nilay dedi ki...

Bu sıralama ne yazıkki çok acı. Elmayı sanırım Uğur Dünnad gibi bir gece su da bırakıp sonra diş fırçası ile fırçalayıp yiyeceğiz de Şeftaliye ne yapacağız. Merak ediyorum.

Yasemin/Beril dedi ki...

Merhaba Tijen,bugün gidebildim nihayet meydan'daki ekolojik pazara. Güzeldi çok güzel. Huzur içinde doyuracağım Berilimi. İmzamıda attım pazarın devamlılığını sağlamak için. Umarım her pazar kurulur artık anadolu yakasında da. Sandviçin bir harika. karnım tok bu satırları yazarken ama ağzımın suları aktı. Ne diyeyim...