07 Ocak 2011

Sahte aşure ve kırgınlık

Önce sahte aşure: Blog komşularımda aşure tariflerini görünce ben de "sahte aşure" tarifimi vereyim dedim. Aşure kadar çeşitli değil ancak çeşitlendirmek mümkün. Bir miktar "tam buğday" suda bekletilir, haşlanır, süzülür. Bir kaseye buğdaydan alınır, üzerine kuru üzüm, ceviz, tarçın ve bal konur (bir kaseye bir tatlı kaşığı bal fazla fazla yeter), güzelce karıştırılır, afiyetle yenir. İstenirse buna eklenecek pek çok malzeme bulunur elbet: Taze ve kuru meyveler, başka kuruyemişler, bal yerine pekmez gibi. Hatta balsız, pekmezsiz de yenir, tam buğdayın öyle bir tatlı hali vardır. Tarçın ve kuru üzüm de kendilerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmektedir.

Kırgınlığıma gelince: Geçenlerde bir kaç arkadaşımızın biz kurslarınıza gelemiyoruz, kursta anlattıklarınızı burada anlatın demeleri beni kırdı. Kırgınlığım onlara değil aslında ne olur üstlerine alınmasınlar. Kaç yıldır damlaya damlaya gelen kırgınlıklar biraraya geldi sadece. Kırgınlığım sisteme ve gidişata. Bloglar, bloglarda paylaşılanlar, internet sitelerinde pek çok şeyi bulur hale gelmemiz büyük bir çeşitlilik getirdi hayatımıza. Bundan memnunum elbet. Böylece pek çok güzel insan tanıdık, acıları, sevinçleri paylaştık, dost olduk. Burada hiç bir sorun yok. Ancak tekrar ve üzerine basarak söylüyorum ki ben yazarak hayatını kazanan (daha doğrusu kazanmaya çalışan) biriyim. Yazarak ve bildiklerini paylaşarak. Bunu kitaplarım, dergi yazıları ve şu dönemde yemek kurslarıyla yapmaya çalışıyorum. Daha önce çeşitli kereler söylediğim (ve hala anlattığımda herkesin çok şaşırdığı gibi) kitaplardan aldığımız telifler çok düşük. Bunu ancak yazan arkadaşlarım biliyor. Ben aylarca emek verdiğim bir kitap için 1250 veya 1800 tl alıyorsam bu işte bir sorun var demektir. Siz çoksatan kitaplar yazmadıktan sonra aldığınız telifler hep düşüktür. Bir kere yayınevleri satış potansiyelini bildiği için telifleri düşük tutar, pazarlık edemezsiniz. İkincisi yayınevleri kitaplarınız için büyük tanıtım kampanyaları yapmaz. Belki bir kaç yere ilan verir, bir kaç köşe yazarına kitabınızı gönderir, onlar da severse kitabınızı yazılarında bahsederler. Hepsi bu. Üçüncüsü, çoğu zaman telifinizi almak için yayınevinin kapısında yatmanız gerekir. Bu tüm yayınevleri için geçerli değil elbet, telifleri söz verdiği tarihte ödeyen yayınevleri var ancak ben bir kitabım için (Mutfakta Zen, Dharma) tam DÖRT sene önce yapılan baskının parasını hala alamadım. Bir başka kitabım için (Turunç Kokulu Düşler, Oğlak) birlikte yapıldığı halde kitap satış miktarı düşük diye 2. baskısının parasını kitap yayınlanalı neredeyse ÜÇ yıl olmasına rağmen alamıyorsam burada da sorun var demektir. Eşiniz dostunuz okurunuz "nasılsa iyi para kazanıyordur, ben kitabını almasam da olur" dedikçe kitaplarınız yeni baskı yapmaz, yapmayınca yeni baskıların teliflerini unutmanız gerekir. Zaten her baskıda lütfen bin adet kitap basarlar. Ondan alacağınız telif de yukarıda söylediğimden farklı olmayacaktır. (Ha zaten bu memlekette kitapçılarda sadece çok satan veya yeni çıkan kitaplar bulunur. Kitaplarınızı görmeyen insanlar satın alamazlar. Bir de bu sorun vardır. Bu yüzden internet üzerinden satış yapan yerleri öneriyorum hep, baskısı bitmedikten sonra bütün kitapları oralarda bulabilirsiniz. Ya da düzenli ziyaret ettiğiniz bir kitapçı varsa onlardan aradığınız kitabı sipariş etmelerini isteyebilirsiniz.) Gazeteler, dergiler adım bir yerde görülsün, şanım yürüsün diye telif almadan yazan insanlar çoğaldıkça tüm zamanını, emeğini bu işe adayan insanlara "kusura bakmayın, artık size telif ödeyemeyeceğiz, bedava yazar mısınız" diyebiliyorsa burada bir sorun var demektir. Peki ben neyle geçineyim? ONÜÇ yıldır bütün yatırımımı yaptığım, tüm zamanımı ayırdığım, gecemi gündüzüme katarak çalıştığım bir iş var elimde. Odamı görseniz, binlerce kitap, fotokopiler, dergiler, kağıtlar... Bütün bunlara harcanan paralar, gözleriniz şaşı olana kadar yaptığınız okumalar, bir kitap yazacağım diye aylarca eve kapanmalarınız, tüm masrafını kendi cebinizden karşılayarak yaptığınız seyahatler... Bütün bunlar PARA ile oluyor. Siz de biliyorsunuz ki bakkala gidip "yayınevi telifimi vermedi", "dergi bedava yazmamı istedi" deyip bedava ekmek alamıyorsunuz. Annemle yaşamıyor olsam, onun emekli maaşı olmasa, kendi evimizde oturmuyor olsak hayatımı nasıl sürdürürüm gerçekten bilemiyorum. İşte ben de bu yüzden diyorum ki, hiç değilse bir kitabımı alarak (kendiniz için veya armağan etmek üzere), kursuma katılarak, etrafınızdaki insanlarla paylaşarak çalışmalarımı destekleyin ki ben de seve seve, arzuyla, istekle paylaşayım bildiklerimi, öğrendiklerimi. Burada ne anlatıyorsam zaten kitaplarımda onu anlatmışım. Burada ne tarifler veriyorsam zaten kitaplarımda aynı bilinçte tarifler vermişim. Yoksa galiba ben de dükkana kilidi takıp başka diyarlara göçmek zorunda kalacağım. (Belki yarın bu yazdıklarıma pişman olup silerim bilemiyorum ancak bildiğim bir şey yazarak geçinmenin gitgide zorlaştığı ve sistemin yazarlıkla ekmek parası kazanmaya çalışan insanları başka yönlere gitmeye zorladığı. Sonumuz nereye varacak gerçekten bilemiyorum. Bazen akıntıya karşı kürek çekiyormuşum gibi hissediyorum ve ne kadar çabalarsam çabalayayım bir adım ileriye gidemiyormuşum gibi geliyor. Galiba bazen kendimi çok yorgun hissediyorum. Bu da o anlardan biri.)

68 yorum:

Serap dedi ki...

Ne kadar doğru ve net anlatmışsınız. Keşke sistem bu olmasa, keşke biz daha bilinçli olsak, keşke,... Ama lütfen umudunuzu yitirmeyin, eğer hepimiz pes etmeye kalkarsak, her şey daha kötü olur. Sevgiler.

Miskokulu Lezzetler dedi ki...

Tijenciğim kitap yazma işi kanayan bir yara gerçekten bende eşimden biliyorum verilen ücretler ne kağıt ne fotokopi ne de kartuş parasını karşılıyor emeği hiç saymıyorum bile. Yıllarca verilen çaba göz nuru bunların karşılığı yok zaten, seni çok iyi anlıyorum.. Sahte aşurene gelince İzmirde bebeklerin ilk dişi çıktığında diş buğdayı yaparlar o da böyle bir şey.Haşlanmış buğdaya ceviz dövülmüş yemişler katılıp süslenir ve ikram edilir hatta bir kaç tanesi bebeğin başından aşağı serpilir bereketli olsun diye birden bunları hatırladım tarifini okuyunca sevgiler mutlu hafta sonları diliyorum.

Delfina ; dedi ki...

Tijenciğim,

Kırgınlığında öyle haklısın ki,bu yaşadıklarını bilmiyordum.Yani kitabı basılan ve belli satış değerinde olan tüm yazarlar rahat bir yaşantı sürüyorlar sanıyordum,bağışla...

Bir gün Cafe Fernando~Cenk telif hakları konusunda yazdığı yazıyla anlamıştım ki bu ülkede insanlar bedavayı seviyor,sömürmeyi seviyor...

O yüzden, mücadeleyi bırakmayalım,sen bahsetmezsen ve u yazıyı silersen kimse bilmez ki.Bizler sana destek olmak için herşeyi yaparız.Umudumuzu kaybetmeyelim,Serap'ın dediği gibi...

Sevgiler çokca...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Tijenciğim,
Bizim şu güzel ülkemizde sadece yazarak geçinen kişi sayısı bir elin parmağını geçer mi?
Ne yazık!
Bence bu yazıyı silme ki, senin gibi bir işte uzman olan kişinin bile ne zorluklarla uğraştığı bilinsin.
Kaldı ki, emeğin karşılığı para ise ödenmelidir.
Şimdilerde, yurt dışında internet üzerinden gelişen kendi kendinin yayıncısı olmak, sorunlara kısmi bir çözüm olabilir, belki.
Ne diyeyim, kolay gelsin!

Aşura tarifine bayıldım, hazır haşlanmış buğd ayım varken deneyeceğim.
:))

Adsız dedi ki...

İyi ki yazmışsınız, aman silmeyin, bu kadar net değildi bildiklerim. Hepimiz öğrenmeliyiz.
Teknolojinin bu kadar gelişmesi emeksiz çabasız tüm bilgilere ulaşmamızı sağlıyor ve farkında olmadan daha talepkar oluyoruz. Üstelik hızlanan hayatımızı daha da hızlandırmaya çalışıyoruz bunlarla.
Sevgiler

GÜL'ÜN MUTFAĞI dedi ki...

Sevgili Tijen bileğinin hakkıyla kimse çok kazanamıyor bu ülkede kimler kazanıyor televizyonlarda seyrederek görüyoruz onların çağımı desem bilemiyorum karamsarlığa kapılma elbet bir gün hakkıyla kazananalarada sıra gelecek canım sevgiler

Sıcak Paylaşımlar Aysel dedi ki...

Ahh ne kadar haklısın Sevgili Tijen Abla, emeğe saygı burda işte. Bence telif hakları yasası baştan ele alınmalı, bu bütün sanat eserleri için gerekli. En çok üzen de o kadar emek verilen bir eserin karşılğını tam olarak alamamak olsa gerek...

aslı dedi ki...

o kadar güzel ifade etmişsinizki düzenin çarpıklığını ve ne kadar haksız olduğunu silmeyin lütfen. Evet yazması ve söylemesi kolay biliyorum ama lütfen yazmaktanda vazgeçmeyin. herşeyin çok kolay ulaşılabildiği bu düzende yazarak ve emek vererek para kazanmak çok zor ama siz iyiki yazıyorsunuz ve bizimle paylaşıyorsunuz. bize düşende kitaplarınızı alarak sizi desteklemek sanıyorum. sevgiler.

Adsız dedi ki...

Sevgili Tijen hanım,
Sistem bu ülkede yaşayan,bileğinin hakkıyla çalışan ve ekmeğini arayan bir çok dürüst insanı yoksullaştırdı
insanlar gerçekten çok zor durumdalar
Hiç bir şey göründüğü ve gösterildiği gibi değil.Emekli maaşı nedir ki üç gün gitmiyor...
Umarım herkes için sonumuz iyi olur.
iyimser olmak istiyorum her şeye rağmen........
Sevgiler

Esma dedi ki...

Mutfakta zen i kitapçıma sordum arattırıyorum.Her yerde bulunmuyor.
Güzel günler diliyorm tüm insanlığa
yeni yılımızda
Esma

Esas Kız dedi ki...

Sevgili Tijen,
Bu yazıyı ben yazmış olsaydım, sen beni teselli edecek, gaza getirecek, moralimi düzeltecek ne bilgece şeyler bulup yazardın. Nerede bende o bilgelik.

Haklısın demekten başka bir şey gelmiyor elimden. İnsan yazmaya emek verdikçe her kelimenin kıymetini daha iyi anlıyor. İnsanlar bir blogda gördükleri "2 su bardağı buğday" diye başlayan bir tarifin o tarifi yazan kişiye nelere mal olduğunu bilmiyorlar. Bir yandan da şunu bil isterim. Senin tariflerin, düşüncelerin, yazdıkların onların gözünde değerli ki daha fazlasını okumak istiyorlar. Başka her şeye olduğu gibi o tariflere de şimdi ve bedava sahip olmak istiyorlar. İnsanlık hali.

Yarı bilgece bir laf söylemiş olmak için şu sözlerle bitireyim. Bugün karanlığı, kırgınlığı ve yorgunluğu yaşa ve bitir. Onların da farkedilmeye hakkı var. Yarın sabah uyandığında sabah rutinine kitap satışlarından gelen teliflerin banka hesabını kabarttığını hayal ederek başlamayı bir dene. Ne demiş Nasreddin Hoca, "ya tutarsa."
Çok sevgiyle.

Özgen dedi ki...

Yazdıklarınız çok dokunaklı ve sonuna kadar katılıyorum size.Siz benim çok sevdiğim bir yazarsınız ve eminim yemekle alakalı herkes siziçok iyi biliyordur.Üzülmeyin sizi sonuna kadar destekliyorum. Sevgiyle kalın...

Handan dedi ki...

tijen yazını silme lütfen önce bunu yazayım; yazdıklarının her sözcüğü doğruyken silme!

evet, internet hepimizi ''bedavacılığa'' ucundan kıyısından göbeğinden bulaştırdı ancak kursta anlattığını burada yaz diyenler değil sen haklısın ve yazma da yazını da silme lütfen

biliyorsun bir zamanlar ben de sana karşı böyle bir taleple gelmiştim dergiye yazmanı istemiştim ve tabii hiç bir yazana ne yazık ki bir şey ödemiyorduk reklamla ayakta kalıyor olmamız savunma değildi hala da değil

tijen cim haklısın devam et mücadelene lütfen

Adsız dedi ki...

lütfen silmeyin bu yazinizi . günlerdir benimde aklimdan gecenleri dile getirmissiniz . bir elin on parmagini gecmeyen yemek bloglari disindakilerin ( kabalik yapmak istemem ) verdikleri yanlis tarifler , eksik bilgiler sonucunda bir sürü malzemem cöpe gitti .sizinki farkli bir blog saglikli yasamayi icine alan hafif tariflerle dolu ...gün gelicek umarim gec olmaz , kitaplariniz kapis kapis gidicek ..lütfen güclü olun .
züleyha

ada ve deniz dedi ki...

Malesef emeğin, bilginin ucuz olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnsanların çoğu "nasıl beleşe getirebilirim" derdinde. Bundan da büyüy gurur duyuyorlar. Oysa emek o denli değerli ki...

**kalpkurabiye**deniz** dedi ki...

Tijen Hanım;
anlattıklarınız o kadar doğru ki..
verdiğiniz emek hem yetenek hem meziyet kesinlikle yazmakla da bitmiyor belli ki telif hakkı baskısı satışı...
bir de insanların böyle emekleri anlamsız yok sayışı..
haketiğiniz en güzel yerlere ulaşabilmniz dileği ile.
sizin gibi insanlara ihtiyacı var bu milletin içinde bulunduğu acizlikten kurtulması için..

Selhan dedi ki...

Sevgili Tijen,

Lutfen yazini silme! Ne kadar da guzel anlatmissin! Telif haklarindan durum maalesef burada (Amerika'da) da pek farkli degil! Telif hakkinizi zamaninda aliyorsunuz ama cok satan kitap yazmadiginiz surece kazanc cok sinirli!

Bazi yemek bloglari gercekten cok kotu! Seninki bunlarin icinde bir yildiz gibi parliyor. Senin yazilarini kahve icerken okuyorum cunku kendimi seninle sohbet eder hissediyorum! Bu da dertlesmelerimizden biri! Kitap satin almak, korsan yayin satin almamak, bir alinti yapiyorsak kaynak gostermek gibi basit cozumleri hepimiz uygulayabilsek keske!

Sevgiler,
Selhan

SERAP dedi ki...

Canim Tijencim kirginligini anliyabiliyorum..
Türkiyede maalasef emekcinin parasi cok az..Bak müzik sektörüne...!
Yayinevleri icinde ayni sey gecerli...
Her sene izine geldigimde korsan satilan CD ve kitaplari görünce icim gidiyor..
TR de aldigim kitaplarim baskilarini görünce rakamlar cok komigime gidiyor.Korsani daha cok satiyor.
Bunu önüne gecilebilinir.Nasilmi.?Cok büyük cezalarla....
Yani o kadar büyük olmali ki birdaha kimse böyle bir seye tesebbüs etmemeli...
Ancak böylelikle satilan kitaplarla yazarin ve müzisyenin hakkettigi emeginin karsiligi verilebilinir...
Böylelikle orjinaller satildikca yayinevleride yazarina yapim sirketleride müsisyenlerine ödemeleri yaparlar diye düsünüyorum.Öyle degil mi..
Bu arada
Ben seni tanimadan kitabini almistim zaten.
Ama ilk firsatta Tr ye geldigimde idegr bir kitabinida almak arzussundayim.Sevgiler

caferengigül dedi ki...

Ben sizi ilk 2004 yılında tanıdım.Bir dergideydi sanırım "Bir Ot Masalı" isimli kitabınızın küçücük bir tanıtımı vardı.Çok ilgimi çekti kitabınız.Bodrum'a geleli henüz 3 yıl kadar olmuştu.Bodrumluların ot yemekleri meşhurdur.Onları aile büyüklerinden kısa zamanda öğrendim.Derdim o güzelim otlarla daha neler yaratabilirimdi.Siz hem onların tarifinden hem kendi yaratıcılığınızdan öyle güzel bir kitap hazırlamışsınız ki benim rehberim oldu.
O gün bu gündür takipteyim sizi.Sadece burada Buğday restoranda bulunduğunuz zamanı kaçırdığıma çok üzgünüm.
Sorun bence birazda toplum olarak kitapları sevmememizden kaynaklanıyor.Oysa ki kitap bambaşka bir dünyadır.Evet artık her şey internette de var ama ne kadar güvenilir, ya da ne kadar profesyonel.
Yazınız beni çok üzdü ama birileri de bir şeyleri duymalı ve bilmeli.Ve bu ülke artık yazarlarına hak ettiği değeri vermeli.Ve tabiki bizlerde.
Siz yazmaya devam edin ki kitaplarınız gelecek nesillere hediyeniz olsun.
Sevgiyle ve umutla kalın.

E.E. dedi ki...

Ailemden midir, kendimden midir bilmiyorum nerden geliyor bu saplantım ancak iyi bir kitaba verilecek para paha biçilemezdir. Ayrıca internetten bilgi edinme konusunda şüphelerim var. Bazen bir konuyu merak edip, araştırdığımda karşıma birbirinin kopyası olan cümle yığınları çıkıyor, sonrasında bilginin doğruluğundan şüpheleniyorum. Ayrıca, bilgisayardan oku oku, insanın gözleri mahvoluyor. Bunun yanı sıra, ne zaman bir şey için araştırma yapsam, internetten, mutlaka elimde kağıt ve kalem olur yani illa o bilgileri kağıda geçirmem gerekir. İtiraf etmem gerekirse; bir iki yıl önce "Mutfaktaki Yaban"ı gördüğümde kitapçıya gittim, geldim, gittim, baktım... Çok kızmıştım, bir kitaba bu kadar parayı nasıl verebilirim diye... O zaman öğreciydim ama bir miktar öğrenci indirimi sayesinde mutlu bir şekilde edindim kitabınızı... Yanlış anlamayın bu arada; kitabınıza verecek param olmadığı için kızmıştım... Diyeceğim şudur ki, param olsun ya da olmasın bir konuda araştırma yapacaksam, bilgi edineceksem bunu somut bir kaynaktan edinmeyi seviyorum. Düşünüyorum, bu zamanda güzel şeyler yapmak isteyip, bir yandan da nasıl ekmeğimi kazanacağım... Yazdıklarınızı okuyunca, gelecek endişelerim konusunda haklı olduğumu gördüm. Yine de siz yazmaya, araştırmaya devam edin... Sıkıcı, kirli bir kış gününü böyle bir şeyle daha da sıkıcı hale getirmeyin; keyfinizi yerine getirecek güzel bir çayınız vardır mutlaka...

ARNAVUTcigeri dedi ki...

Tijen hanim, lutfen umutsuzluga kapilmayin. Maalesef teknoloji ilerledikce insanlarimiz "ucuza getirme" amacli olarak, gerek yemek tariflerini olsun, gerek muzikleri, hatta ve hatta romanlari bile internet ortamindan saglamaya calisiyorlar.Bana gore; hem bu isi yapananin emegine saygi olarak hem de elinizin altinda, kitapliginizda sevdiginiz bir kitabin olmasi acisindan cok yanlis bir davranis. Ben Kanada'da yasiyorum ve su an elimde, gecen yaz kuzenimin bana hediye ettigi "Mutfakta Zen, dharma" kitabini tutuyorum :) Bakin kitabiniz okyanus otesine bile gecti, umutsuzluk ve kirginlik yok...

http://arnavutcigeri.blogspot.com/2010/07/beyqz-peynirli-cevizli-eriste.html

Bakin bir tarifinizi paylasmisim bile...

Sevgiler,
Asuman

Vintage Duygular dedi ki...

Bu duruma üzüldüm gercekten. Sitemde elimden geldigince emege saygi ile ilgili yazilar ve savunurum.Benim degindigim konular taklitle ilgilide olsa,sonucta emegin karsiligi verilmeli,emege saygi duyulmalidir. Dilerim bu kirginligin yerini birgün tamamen mutluluk alir. Sevgiler ;)

fatma dedi ki...

Tijen hanım
Bu ülkede üreten insanın gerçekten değeri yok.Sizin sahip olduğunuz bilginin yarısına bile sahip olmayan insanlar tv'de program yapıyor.Sizin anlattıklarınız beni ilgilendiriyor.Özellikle şekerle ilgili olanlar.İnanın aynı şehirde olsak kursunuza katılacak ilk insan belki ben olurdum.Ama küçük bir yerde oturmanın dezavantajları böyle kurslara katılmamzı engelliyor.Size kolaylıklar diliyorum.İnsanların emeğe saygı duyacağı günlerde gelecektir diye umut etmeye devam edelim.Fatma

mine dedi ki...

bu kadar az olduğunu tahmin etmemiştim haklısınız kırılmakta

karadenizsofrasi-Balıkesir dedi ki...

selam,
yaşayan bilir derler ya seninki tam da öyle olmuş,uzaktan davulun sesi hoş gelir insanlara ,kitabı var yazıyor satıyor ,kazanıyor sanırız,demekki kazın ayağı öyle değil,resim öğretmeni bir arkadaşım var o da kendi çabasıyla şiir kitabını yayınlatmış çoğunu da hediye olarak arkadaşlara sunmuştu,bir kitaptan başkada bastıramadı arada bana şiirlerini okur ,şu dergiye yolladım,şunda yayınlandı der mutlu olurdu,evet teknoloji insanları kitap okuma özrüne itti,dur bakalım ya pes etme ben bile kaç sene(8-10) sonra elime kitap aldığıma ve okumaya başladığıma göre dönüşümler başlayacaktır.
insanın umtsuz anları olur ama yarına umutla bakman 2011 de kitap satışlarında patlamaların yaşananacağı güzel günler dilerim.
sevgiler görüşmek üzere.

Zehra Gürgen dedi ki...

Tijencim son derece haklısın, eşim biliyorsun illüstrasyon sanatçısı ve devlet öyle büyük bir vergi koymuşki kazandığı üç liranın yarısını devlete vergi olarak veriyor, kaldı ki telif hakları apayrı bir olay..kazandığında yarısı vergi olarak gidince olmuyor.bu derece büyük olmamalı vergi ama nerde?

zencefil dedi ki...

Herseyi o kadar kolay tuketiyoruz ki. Malesef buna emek de dahil...Bu kadar emek, gozlem,etud,yatirim hic kolay is degil..Lutfen yazini silme.Silme ki okuyanlardan ihtiyaci olanlar tuketmemeyi ogrensinler...

Her Gune Bir Guzellik dedi ki...

Tijencim asure tarifini paylastigin icin cok tesekkur ederim. Sen bana yorum birakinca "Tijen kesin bal veya pekmezle yapmistir" demistim kendi kendime:) Denemek lazim mutlaka bu tarifi. Sahte diyerek hakkini yeme bence asurenin. Degisik ama sahte degil:) Kirginligin konusunda da cok haklisin, ne diyeyim. Ama bazen dogru bildigimizi karsiligini alamasak da yapmak gerekiyor. Sen devam et sayisi az da olsa insanlarin hayatlarina dokunmaya. Bu sayi da artacaktir, yaptiklarinin degeri de anlasilacaktir insallah. Verdigin kurslari sadece bulundugun sehirde mi veriyorsun? Tam bilgim olmadan yaziyorum ama eger denemediysen diger buyuk sehirlerde de kurslar vermeyi denesen? Biraz isi buyutsen? Nasilsa kursu once ilan edip yeterli sayiyi tutturursan hayata gecirirsin. Boylece cok buyuk bir risk de alinmamis olur. Ne bileyim iste, aklima geldi... Kolay gelsin sana...

hepsusluydum dedi ki...

Tijenciğim merhaba, yazını LÜTFEN SİLME.Tam isabet bir yazı,olması gerektiği gibi..Ne yazık bedava yaşamaya alıştırıldı insanlarımız..Ayıplarını farketmelerinin neresi kötü?Umarım ders çıkarabilirler..Sevgilerimle Zehr@

gia dedi ki...

sevgili tijen. bunca zaman sonra bloga girip ilk iş olarak seni okumak istedim. ama karşılaştğım şey senin sitemlerindi. ne kadar haklısın bu sitemde ve de kırgınlıkta. güzel arkadaşım, haklısın ama yılgınlık da asla çözüm değil. bak ben yine canlandım. hala kendi kuyruğumu yeniden yaratmaya çalışıyorum. sen ve senin gibi insanlar herkese pozitif enerji veriyor. seni sevenler var unutma...

dory dedi ki...

Tijenciğim, sakın yazmaktan vazgeçme. Dört kitabını almıştım, bloguna rastlamadan önce; şimdi ilk fırsatta birer birer diğerlerini de alacağım. Senin kitaplarını okumayı ne kadar sevdiğimi hatırladım, yazın sayesinde, yeniden...
sevgilerimle

sevilay dinçer dedi ki...

tijencim...seni kitaplarından ve buradan tanıyorum..basından da tabii..sevgi dolu,paylaşımcı,naif ve çok duyarlı bir insan olduğunu biliyorum...şu kısacık yazıda bile samimiyet ve yüreğinin sesi var..ama en önemlisi yürekli olduğunu biliyorum....çok az insanın bu ülkeye yaptığı katkıyı yapıyosun fedakarlıkla...insanlar ne yazık ki emeğinin karşılığını alamıyorlar...hiç haketmeyenlerin büyük ihtişamlarının yanısıra ...senin gibi değerlerin pes etmemesini arzu ediyorum ..tek dileğim maddi sıkıntılarımızın artık sona ermesi..ve iyilerin hakettiği yerlerde ve imkanlara erişmesi...kucak dolusu sevgiler ve umutlarla...

SerpiL dedi ki...

üzülme be tijen ablam.para kolay kazanılmıyor.hele teknoloji geliştikçe hiç.genede emek emek emek

Berceste dedi ki...

Tijen sakin ama sakin silme! Silme ki, unlu olmak adina, hicbir arastirma yapmadan, senin kadar okumadan, senin kadar gezmeden ve kendini senin kadar isine adamadan oturup iki satir karaladigini zannedenler gorsun ve utansinlar!
Silme ki, bir kose yazari kendilerinden bahsetsin de adlari duyulsun, bloglari duyulsun, kitap cikartsinlar, kose yazilari yazsinlar diye dusunup, onun esine Facebook'ta methiyeler yagdiranlar durup bir dusunsunler. Silme ki, cesitli etkinliklerle aldiklari hediyelerin dolaplarindan evlerinden tastigini yazanlar kendilerini bir sorgulasinlar. Hele hele sirf bu yuzden blog acanlari hicbir kefeye koyamiyorum bile! Sen verici bir insansin. Paylasan bir insansin. Benim blog actigim 2005 yilindan beri en sevdiklerim arasindasin ve ne zaman imdat desem, yanimda idin. Hic gocunmadan, cekinmeden elindekini paylastin. Su siralar insanlarin gercekten kendi kendilerini sorgulama zamani olmali. 2011 dileklerimiz arasina bu da girsin. Durup, nefes alip, neredeyiz ve ne yapiyoruzu sorgulayalim. Bu isi layiki ile yapanlara rakip olmayi hayal edecegimize birlik olmaya, kuvvet vermeye bakalim. Sevgiler...

Barisbasak dedi ki...

Canim,siteni ilk ziyaret ettigim zamanlar ben de kirmistim seni istemeyerek, cok sonra bir e-mailinde bu konudaki hassasiyetinden bahsettigin zaman hatami anlamistim.

Bu yazi bence sayfanin bir kosesinde bir 'click' altinda durmali, herkes okumali, herkes bilgilenmeli. Cok guzel bir yazi yazmissin, okuyunca cok mutlu oldum, icindeki herseyi doktugun icin. Hem de muhtesem bir dille :-)

Tijencigim, seni cok seviyoruz, her konuda seninleyiz ayni senin bizimle oldugun gibi.

Nergislerden bir demet :-) sunmak isterdim sana ama benim buradan aldigim nergis benzeri cicek nasil kotu kokuyor anlatamam, bir de Nergis zamani gelicem Turkiye'ye anlasilan.

Canikom.

ycurl dedi ki...

Tijen,
Yazdiklarini okuyunca yazar olmanin ne kadar zor oldugunu bir kere daha hatirladim. Bilim alaninda arastirmaci olarak calisan birisi olarak seni cok iyi anliyorum. Sonucta arastirip konu uzerinde uzmanlasmak cok farkli bir sey. Yoksa internetten google'da arama yapip kendini uzman sananlar gittikce artmaya basladi. Ama soyle dusun ki temeli olmayan bu kisiler Andy Warhol'un dedigi gibi 5 dk.lik sohret pesinde o yuzden zaten kalici olmayacaklardir. Ama senin adin kalici. Bak ta Amerikalarda kitap rafimda senin yazdigin iki kitap duruyor. Uzerine dusunulmus arastirilmis ve yazilmis kitaplar. O yuzden kendini uzme ama bunlari herkesin bilmesi gerek.
Turkiye'de emegin gittikce rencide edildigini gorup uzuluyorum ama dunyada her yer az cok oyle galiba :((

Punto dedi ki...

Sevgili Tijen. Medyanın içinden geldiğim için seni en iyi anlayanlardan biriyim. Çok haklısın. Beleşe alışmış ya da alıştırılmış, korsan ürünleri piyasaya süren ve bu ürünleri kapış kapış alan bir toplumda verdiğin mücadeleyi takdir ediyorum. Merak ettiğim bir husus da şu; sana yorum bırakan dostlarından kaçta kaçı senin yayımlanmış kitaplarından almıştır acaba?

feray dedi ki...

Tijencim yazdıklarında ve kırılmakta çok haklısın.Emeğe değer verilmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Herşeyi bedavaya elde etmeye çalışıyoruz.
Yazını sakın silme sen gerçekleri yazarken üzülüyorsun bu senin ne kadar duyarlı olduğunun kanıtı. Unutulan senin emeklerin.
Seni çok seviyorum.
Kocaman öpüyorum..

Adsız dedi ki...

Sen zenginsin canım benim:) bak seni seven,yazını anlayan,sana hak veren bunca insanla yoksun olamazsın...Emeğinin madde olarak tam karşılığını alamasan da sevgi olarak,güzel yürekler olarak alıyorsun:) ne mutlu sana...hakkından fazlasını alan,buna itiraz etmeyen hatta daha daha diyen ama gönülleri fakir olan nicelerine ders olsun bu yazın ve sana yazılanlar...sevgilerimle öpüyorum yanacıklarından..

Ayşen

NarincE dedi ki...

Canım, bugün daha iyisin umarım. Bu durumlarda konuşmayı pek beceremem. Ama bi şarkı yollasam iyi gelir belki hıı?

http://www.dailymotion.com/video/xaosut_akntya-kar-ezginin-gunluu_music

ayşegül dedi ki...

Cok ama cok haklisiniz Tijen ablacim!Lutfen siz bildiginiz yoldan gidin ama.
Isvecte de bu isin mafiyasi var,korsan kitabevleri cd ler satiliyor.
Telif hakkinin cook dusuk oldugunu zaten biliyordum!!
Sevgilerrr

Berceste dedi ki...

Tijen'im su sag ust kosedeki kekin goruntusu bile beni bitirdi :) Lezzetini hayal etmek bile guzel.

Akin amca, sorunuza cevap! Bende var Tijen'in kitaplarindan :) Hem de en guzellerinden. Yurtdisinda iken, geldigim kisitli zamanlarda her kitapevinde bulamamakti en buyuk sorunum. Ama donunce aradim, taradim buldum. Sonra internetten satinalma kolayligi cikti. Dolayisi ile konusurken, bazi laflari soylerken, icim rahat!

Tijen dedi ki...

Arkadaşlar,
Tüm destek mesajlarınıza teşekkürler. Genelde duygularımı kendime saklamaya çalışıyorum ancak bazen yaşanan şeyler üstüste gelince insan dostlarıyla paylaşmak istiyor galiba.

Tijen dedi ki...

Akın abi,
Sorduğunuz soruyu ben de sormayı düşünmüştüm. Ben de merak ediyorum aslında.

Adsız dedi ki...

Sevgili Punto,ben Tijen'le kitap imza gününde tanışmıştım ve kitaplarından evimde var hem de çevremdekilere kitaplarını öneririm.Hani kefilim denir ya,ben Tijen'in kitaplarındaki tariflerden hangisini yaptı isem leziz yemeklere ulaştım.Onunkilerle aynı lezzetteler miydi bilemem ama...Kitaplarının en önemli özelliği bence sadece tarifler değil,hikayeleri...

Otların bol ve taze olduğu bir yerdeyim artık:) vee elimden düşürmediğim "Bir ot masalı" kitabından bir küçük notla bitireyim...
"Talat halman'ın çevirdiği bir Sümer şiirinde,
Tarlalara su verilmiyordu
Kuyu da kazılmıyordu,hendek de
Bitki vermez olmuştu toprak gözün alabildiğine,
Isırgan otundan başka.

sevgilerimle,
Ayşen

Özge B. dedi ki...

Konuşur gibi yazmanı seviyorum, kitaplarını okurken muhabbete sanıyorum bizi, o yüzden sürekli olarak mail de atıyorum! Silme lütfen silme!!! Kitap yazmak kolay iş değil, hele senin kitapların gibi başucunda durması gerekeni yazan çok yok!!! Kimse okumuyor evet, bir bestseller diye tutturmuş gidiyor herkes, arkadaş arası konuşmalarda geri kalmamak için, ondan öteye geçmiyorlar! Konuşmalardan, dağarcıktan zaten anlaşılıyor, kimse okumuyor! Yazar oldum sanan, o bu dergide köşe sahipleri bile anlatamıyor kendini olması gerektiği gibi... Naber,nolcak bu işler, felan vb derken geçiyor, gidiyor günler kısaltmalar ile kısala kısala! Okumamaya, okumak için zaman yaratılamamasına, hak edenin değil, korsanın kazanmasına da karşıyım ben, bunlar da farklı mevzular tabi! Yılma lütfen! Hiç olmadı harika bir miras bırakıyorsun bunun için bile keyiflenmeye değer! Hiç olmadı basın bülteni yayarım "Tijen İnaltong'un tarifleri ile 25 kilo verdim, o bir sihirbaz" diye, iki günde kaçıncı baskıya girer kitapların bilinmez:))) Ferah tut gönlünü sevenin bol işte belli!

Zeynep dedi ki...

Tijen lütfen çabalamaktan vazgeçme...iyi ki varsın iyi ki kitapların,yazdıkların var...Seni tanımış olmaktan dolayı o kadar mutluyum ki.
Sevgilerimle

Özgül dedi ki...

Canim arkadasim, bu yazin bile sahane, o kadar hisli ve güzel yazmissin ki. Senin bütün kitaplarin var elimde ve kütüphanemin baskösesin de. Yemek tarifleri aramaktan ayri icimi acmak, dinlenmek icin hemen basvurdugum senin kitaplarin. Ellerine kollarina ve gözeline saglik. Emegin benim icin daima önde. Arkadasim diye basladim cünkü kendi yemek sayafama basladigim andan ihbaren en güzel yorumlar, en güzel fikirler daima senden geldi, seni görmeden hakiki bir arkadas oldugunu icimden hissetim. Türkiye'ye gittigim ikinci günü ilk isim bir kitabciya gidip senin kitaplarini sormak oldu. Senin kiymetini ve yazdiklarinin kiymetini hic bir zaman inkar edemem. Ah keske oralarda olsam da o ögretici kurslarina katilabilsem. Duydugum zaman ne kadar üzülüyorum cünkü taa buralardan katilmam imkansiz. Ama seni bütün gücümle destekliyorum. Sakin bu yazdigin yaziyi silme, silme ki, bu kadar emegin ne degerini herkez ögrensin.
Sevegilerimle
Özgül

Sevgi Küçük dedi ki...

Tijenciğim...Yeni yıl mesajı bırakmak için gelmiştim ama yazdıklarını okuyunca o kadar üzüldüm ki, mesajımı sonra yazmaya karar verdim. Ne desen haklısın. Davulun sesi uzaktan hoş geliyor insana tabii.
Akıntıya kürek çektiğini ise hiç düşünme. Biz hep yanındayız.
Çok sevgiler

inci dedi ki...

Tijen Hanım,
Emek olmadan yemek olmaz sözünü tarihe havale edenler var belli ama emeğe saygı gösterenlerin onlardan daha fazla olduğuna inanalım ve umudumuzu kaybetmeyelim derim ben... Yazdıklarınızı "güvenerek" okuduğumu ve çok da keyif aldığımı söylemek isterim. Bizi bu güven ve keyiften mahrum bırakmamanız dileğiyle...
Selamlarımla,
inci

pembe dedi ki...

Tijen Abla,
ne kadar haklısınız.. TV izlemiyorum burnu büyüklük değil bu yaptığım, TRT belgeseller için sizler gibi insanlarla ortak iş yapmamaya devam ettikmedikçe, Türk Mutfak Kültürü gibi programlar iki kelimeyi bir araya getiremeyen ağız şaplatarak halktan olma adı altında avam bir Türkçeyle günümüz ünlülerinden seçildikçe ben o programları izlemeyeceğim..belgesel fotoğrafçıları işini yapamadıkça bloglarda ve gazetelerdeki tariflerde sağdan soldan çalma fotoğraflarla yemek tarifleri paylaşıldıkça ben onların yaptığı işlere de saygı duymayacağım.. Neresinden tutacağımı bilemedim ama bilgilendirmeniz çok yerinde olmuş.. Umarım gerekli birkaç kişi üzerine alınır, kafasına takılır.

Ozlemaki dedi ki...

Yazık ki haklı kırgınlığını çok iyi anlıyorum Tijen. Temelde aynı sebeplerle, çok sevdiğim çeviri işini bıraktım. Öyle kolay olmadı, bir sene aralıksız sızlandım, sancılandım,yaş döktüm ama sonuçta bu kararı vermek zorunda kaldım. Sistem galip geldi, ben yeni prangalarımla başka bir yol çizdim. Çünkü tek ebeveyn olarak yetişmeye, yetiştirmeye çalıştığım bir Yunus'um var.
Nedense umutluyum, bir gün asıl işime geri döneceğim. O günü göreceğim, görmeliyim.
Bu arada iki arkadaşıma senin kitaplarını yılbaşı hediyesi olarak verdim. Konak'taki Remzi kitabevinde tükenmişti, bilgine.

handan dedi ki...

Sevgili Tijen Hanım,
Büyük bir samimiyetle yazdığınız yazı beni öylesine üzdü ki? Neden bu ülkede emeğe hak ettiği değer bir türlü verilmez?Kendi adıma çıkan tüm kitaplarınızı aldığım gibi, bir yılbaşı öncesinde çıkan "Her Güne Bir Yemek" kitabınızı da bütçemi zorlayarak 4 arkadaşıma hediye olarak almıştım. Bir Ot Masalı kitabınızı ise tüm arkadaşlarıma.. (az da olsalar)
Benim gibi davranan bir çok insan olmasına rağmen demek yetmiyor, yetemiyor. Bunda bizim de suçumuz var demek ki..Acaba yayınevlerine okuyucu olarak protesto mailleri mi yağdırsak? Lütfen kırgınlığınızı ve yılgınlığınızı çok iyi anlıyorum ama bunlara bir son verin. Yarın yeni bir gündür.Hakettiğiniz hedefe ulaşacağınızdan eminim. Sizi ve blogunuzu çok seven biri olarak bizi tüm dürüstlüğünüzle ve paylaşımınızla bilgilendirdiğiniz için sonsuz teşekkürler.Sevgilerimle.
Handan

deafmute dedi ki...

Tijen gitme.....

Yaptığınız iş her ne olursa olsun,o işi iyi yapabiliyorsanız yapmalı , en iyisini yapmak için uğraşmalı ve daha sonra da o işten hakettiğiniz kazancı alabilmelisiniz. Sevmeden, istemeden,yapamadan ve yaptığınız işten yeterli kazancı sağlamadan mutlu olamazsınız.

Adsız dedi ki...

sevgili tijen hanım ben ne yazarsanız yazın, nerede yazarsanız yazın sizi takip eden bir okurunuzum. benim için sizi okumak bir tür terapi. ağzım sulanarak okusam da tariflerinizi pek denemiyorum sanırım ben daha çok kitaplarınızdaki öykülerin, duyguların tutkunuyum, bir de dilinizin ve hayata karşı özeninizin. bu internet işlerinden çok anlamıyorum ancak şöyle bir yöntem işe yarayabilir mi acaba? siz söz konusu kursunuzda anlattıklarınızı bu blogunuzda ya da bağlantılı bir başka blogda anlatsanız ancak bu blogu okumak ücret mukabilinde mümkün olsa. böylelikle hem kurslarınıza coğrafi ya da zamansal nedenlerle katılamayanlar katılım gösterirler hem de internet üzerinden sizi takip edenlere de kolaylık sağlamış olursunuz. siz de ananızın ak sütü kadar helal hakkınızı, alnınızın terinin karşılığını almış olursunuz. dediğim gibi bu internet işlerine pek de kafam basmaz ama böyle bir yol olabilir mi? sevgiler, saygılar, ruken.

Ege dedi ki...

Tijencim, yazını üzülerek okudum, yazdıklarında o kadar haklısın ki... Ve anlattıkların o kadar tanıdık ki... Malesef farklı alanlarda yazan ve aynı durumu yaşayan pek çok kişi var. Emeğe değer verilmiyor. En yakınımızdakiler bile gidip kitabı almak yerine bizden imzalı kitap isterse nasıl satılır kitaplar :) Yayınevlerinin yazarlara ödediği telifler ise hakikaten komik! Yazacak ve söyleyecek çok şey var aslında... Umarım bunların değiştiği ve düzeldiği zamanları görürüz :)

Bu arada aşuren tam bana göre, ellerine sağlık...

birdutmasali dedi ki...

canım benim :((
seni bu hale getirmelerini kınıyorum öncelikle :(

emek sadece gözle görünendir sanıyorlar :(
kişideb başka kim bilebilir ki O AN'LARI !

Ben kendi adıma ilk kez söylüyorum, kitaplarını armağan ediyorum yakın ilgili dostlarıma ve çevreme !

BU SATIRLARI YAZMANI DA ALKIŞLIYORUM.
Biraz daha DUYARLI OLMASI GEREKEN MERCİLER VE ŞAHISLAR daha NET ANLASINLAR DİYE !!
Başarıların çok, doğacak kitapların nice olsun ARKADAŞIM !

Banu Çakıroğlu dedi ki...

Sevgili Tijen
Kaç yıldır sizi takip ediyorum bilmiyorum tek bildiğim sizden çok şey öğrendiğim..
Sağlıklı yeme içme, daha bilinçli tüketme üzerine kendime oluşturmaya çalıştığım iskeletin çok önemli bir yerinde duruyorsunuz.
Yazınızı okuyunca utandım evet utandım.
Emeğe çok saygı duyduğunu her fırsatta dile getiren, bedavanın değeri yoktur, iyi olana verilen para sonuna kadar değer diyen ben, sizin kitaplarınızda bir tane bile almamışım..
İyi ki bu yazıyı yazmışsınız..

tekrar teşekkürler herşey için

sevgiler saygılar

Mimosa Café dedi ki...

Sevgili Tijen, ne desem çok da bilemiyorum aslında... O kadar haklısın ki... Fikir ve emek hırsızlığının adeta moda olmaya başlaması bir yana saygı ve takdir de kalmadı ortaya bir yapıt koyan insana. Bu yolda yürüme kararlığına gıpta ediyorum. Ayriyeten birkaç hafta önce 2 kitabını birden almıştım, bunu da buradan belirteyim :)

zerrin-misss dedi ki...

canım tijenim, ne değerlisin biliyormusun...

daimamutfak dedi ki...

Kırgınlığını ta derinden hissettim...

minimalist dedi ki...

çok önemli bir mevzuya değinmişsiniz gerçektende. İnsanlarımızda herşeyi bedava almak gibi bir hobi gelişmiş durumda; emeklerinizi tahmin ediyorum umarım daha da fazla karşılığını bulursunuz ve buradan seslenerekte çok çok iyi yaptınız.

Mutfak Havlusu dedi ki...

Ben şimdi ne desem ki!
Utanmak güzel bir erdem ve ben kendi arkadaşımın dükkanında birşeyi beğenince onun yanında beğendim diyemiyorum ola ki ona bana hediye etmek ister bende zor durumda kalırım diye..Bu bir meziyet değil ama ben böyel bir duruma düşmemek için onun yanından ayrıldıktan sonra gidip alabilirim onu değil mi?
Ama bakıyorum ki bu beğenisini bilinçli sahibinin yanında yapıp ona bunu hediye ettirmeye çalışanlar var yaa bu nasıl birşey?
Aynı şey bu duruma da geçerli..Ki senin de dediğin gibi herşeye netten ulaşmak eee nerede kaldı diyalog?Ben üniversiteye ilk gittiğim günlerde bu ne böyle dedim herşey bir fotokopi parçasında böyle mi olucak derken baktım ders anlatan sana bilginin sunulmasını bunun nasıl dağıtılıcağını öğretenler de varolduğunu gördükten sonra o zaman anladım evet bilgi alışverişi ancak canlı diri bir şekilde bir arada olur..Senin şuraya yazdığın herşey desteğimdedir ama inan şu yazı kesinlikle en en fazla desteği hakediyor..Ne demişsen doğru,Allah inşAllah açık olan yolunu daha bir açık etsin ve sen bize tuttuğun o aydınlatan ışığını daha da bir aydınlık hale getirene kadar bizimle olasın!
selam ve sevgiler..

oyuncu dedi ki...

Sevgili Tijen,
Lütfen yazınızı silmeyin.İçinde yaşadığımız toplum giderek üretmeyen,üretmediği gibi yaratan emeğe saygı duymayan,bedavacı bir ruh haline bürünüyor.

Bizler, sizin gibi üretici kişilerin kitaplarınızı alarak,kurslarınıza gelerek vb. edindiğimiz bilgilerin karşılığını maddi ve manevi olarak size döndüremezsek sizlerin niye,nasıl yeniden üreteceğinizi hiç düşünüyor muyuz acaba?

Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.

Adsız dedi ki...

tijen hanım, serzenişinizde çok haklısınız, özellikle söz verdiği, yapmak zorunda olduğu ödemeler konusunda sorun çıkaran yayınevlerini ifşa ettiğiniz için teşekkür ederim. pek çok kişi bu durumlarda isim vermekten çekiniyor ne yazık ki, halbuki bunların bilinmesi gerekiyor...
ama acaba düzgün çalışan, sözünde duran yayınevlerinin de adını vermeyerek siz de onlara haksızlık yapmış olmuyor musunuz? bence yazının içinde onların da adı geçmeli ki kimin doğru bir şey yaptığı görülsün, bilinsin.

Tijen dedi ki...

Sevgili adsız konuk,
Benim bugüne kadar çalıştığım yayınevleri ortada zaten. Okyanus Yayınları sanırım artık pek kitap çıkarmıyor, onlar için 2 çeviri yapmıştım. Dostlarım olduğu için birbirimizi zor durumda bırakmak istemezdik sanırım. Sonrasında Dharma, Okyanus, İletişim ve Yapı Kredi ile çalıştım. İletişim ve Yapı Kredi ile telif ödemesi konusunda hiç sorun yaşamadım. Günü gününe ödendi söz verilen telifler.

Adsız dedi ki...

dediğiniz gibi tijen hanım, kitaplarınızı basan yayınevleri kısacık bir internet aramasıyla görülebiliyor, ama pek çok kişi kitapçıya gittiğinde yayınevinin adına bakmıyor gözlemlerime göre... sizin kitabınızı gördüklerinde insanların aklında iletişim ve yapı kredi için de olumsuz kanaatler oluşabilir. umarım blogunuzu ziyaret edip de bu yazınızı okuyanlar 66. sırada, bana cevaben yazdıklarınızı da okusunlar da düzgün çalışan yayınevlerini desteklesinler.

önceki mesajda ismimi yazmayı unuttuğum için özür dilerim, ismim deniz.

Tijen dedi ki...

Sevgili Deniz,
Keşke iş teliflerin zamanında ödenmesiyle bitseydi. Bugüne kadar yazar-çizer herkesin anlatacağı bir sürü yayınevi hikayesi birikmiştir eminim. En düzgün çalışan yayıneviyle bile bir sürü sorun yaşayabiliyorsunuz. Teliflerimi alıyor olmam o yayınevleriyle sorunsuz ve pürüzsüz çalıştığım, hakkımı tam anlamıyla aldığım anlamına gelmez elbet. Sonuçta yazara verilen telif her zaman çok düşük. Ayrıca hiç bir yayınevi bizimkiler gibi kitaplar için kampanyalar, tanıtımlar yapmıyor. Mesela bugüne kadar hiç bir yayınevim beni TÜYAP kitap fuarına imza gününe davet etmedi! Ayrıca telifleri zamanında ödememiş olmaları da diğer yayınevlerine tamamen kızdığım anlamına gelmez. Onlarla çalışmaktan keyif aldığım konular da olmuştur, ileride de olabilir. Dediğim gibi, konuyu telif ödemesine indirgemek sorunu çözmez!