28 Haziran 2008

Kötülerden hesap sorulmadı, sorulacak

Mualla Eyuboğlu Anhegger'in hayatını okudunuz mu? Tuba Çandar'ın elinden, Hitit Güneşi adıyla Doğan Kitap'tan yayınlanmıştı. İkinci defa okuyorum. Bir on kere daha okuyabilirim. Bu dizeler ağabeyi Sabahattin Eyuboğlu'nun bir mektubundan, Köy Enstitüleri'nin kapanması üzerine yazmış:

Olagelen yine oldu
Bir gül açtı soldu
Aslını ararsan dünya bozuldu
Daha da aslını ararsan işin içinde iş var
Geri geri gidiyor ki dünya uzun atlasın
Sular bulandıkça bulandı, durulacak
Kötülerden hesap sorulmadı, sorulacak
Bizde sınıf mınıf yok malum
Hürriyet, müsavat, uhuvvet hepsi tamam
Ama buralarda anlaşıldı ki gayri
Zenginle fakirin dünyaları ayrı
Zenginin işi gücü hak yemek
Fakirinse bütün derdi ekmek
...
Post, dost, ruh, beden
Cümlesi gidecek elden...

19 yorum:

Maviye Yolculuk dedi ki...

Ne de güzel ve doğru yazmış. Zenginin derdi parasına para eklemek, fakirin derdi yiyiecek bir yudum ekmek bulabilmek...Ne acımasız bir zıtlık değil mi?

Demet dedi ki...

Bir ah! cekmekten baska ne yapilabilir bilmiyorum... Keske bilsem...

pelin'ce dedi ki...

Zengin ve fakir arasındaki fark hep vardı ama şimdi o fark uçsuz bucaksız bir uçuruma dönüştü ne yazık:(

Su malesef çok bulanık çok.

Ferhanca dedi ki...

Güller taa o zamnada solduruluyormuş şimdi de..Gittikçe daha kötü oluyor gülleri fide iken kırıyorlar.
Artık iki sınıf var çok şükür zengin tam zengin fakir tam fakir ardaki memeur ,emekli yok oldu yazık insanlara..Sadece karın doyurmak amaç oldu, başaka bişey kaldımı..

Punto dedi ki...

Köy Enstitülerinin açılma nedenlerinden en önemlisi, ihmal edilen "Anadolu'yu aydınlatma projesinin" hayata geçirilmesi idi. Konan hedef de köylerde imamların rolünün öğretmenlerce üstlenmesi idi.
Bugün geldiğimiz nokta ortada. Aynen şiirdeki gibi. Yazık emeklere ve harcanan zamana. Babamın Köy Enstitüsü'deki "O" heyecanını hatırladıkça kahroluyorum.

Zeynep dedi ki...

Köy Enstitüleri'nin bir dönemin aydınlanması açısından çok büyük bir önemi varmış.Kapatılmalarının ardından bence gerileme ve kötüye gitme dönemi başlamış.Günümüzde de etkilerini görüyoruz.Eyüboğlu dizelerinde çok iyi ifade etmiş,Tijen.
Sevgilerimle

handan dedi ki...

merhaba, latife tekin için bir zincir başlatmayı düşünüyorum. katılır mısınız?

http://handannkaleminden-handan.blogspot.com/2008/06/latife-tekinin-yanndaym.html

böyle bir yazı; destek cümlesi. selamlar

handan dedi ki...

tijen hanım, olayı yazmadım bilerek; link de vermedim ki aslında insanlar biraz araştırıp bulsun diye, ama şimdi yine de ntvmsnbc den bir link ekleyeyim. http://www.ntvmsnbc.com/news/451491.asp

işte olay budur. selamlar

Hülya dedi ki...

Köy enstitülerinde tüm klasikler okutulurmuşdu o vakitler.Büyüklerimden duydum.Oysa bizim okul yıllarımız tek tük klasik okumakla heba oldu.Hep o zamanlarda okumamış olmama yanarım ve açığı kapamak için hep çabalarım...

Dizeler ne doğru demiş.Gerçekten,aslını ararsan dünya bozuldu ....

munevver dedi ki...

Tijen Merhaba,

Öncelikle yeni kitabın hayırlı uğurlu olsun. Listeme ekledim. İlk fırsatta okumak istiyorum.

Ülke olarak, bu durumda olmamızın en önemli nedenlerinden birisi de Köy Enstitüleri' nin kapanması bence de. "Milletin Efendisi"' nin, dolayısıyla da onların çocuklarının eğitimini önemsemeyerek çok zarar verdiler bu ülkeye. İşte, sonuçlarını görüyoruz.

Umutsuz olmamak lazım; ama, gidişat iyi değil.

Güzel günler hepimize.

Tijen dedi ki...

Sevgili Handan,
Öyle garip bir dönemden geçiyoruz ki, herkes patlamaya hazır bomba gibi. Latife Tekin'e söylenenler hiç hoş değil, buna diyecek hiç sözüm yok. Kesinlikle kınıyorum. Onu yazar olarak da, insan olarak da sever, sayarım ancak böyle bir zamanda sözcükleri daha mı dikkatli kullanmak gerek acaba? (Tartışmaya neden olan konuşmayı dinledim de.) Sanki öfkeden çok sevgiye ve anlayışa ihtiyacımız var gibi, eğer sorunları çözmek istiyorsak. Bu nasıl olur bilmiyorum gerçi ya içim böyle söylüyor. Bilmem sen ne dersin?
*
Sevgili dostlar,
Keşke diyorum, keşke ben de köy enstitülerinden birinden mezun olaydım. Tanıdığım tüm mezunları öyle özel insanlardı ki... Hepsi de araştırmacı, çalışkan, vatan sevgisiyle dolu insanlardı. Öyle yetiştirilmişlerdi. Ah şimdi ne çok ihtiyacımız var o insanlara.

Adsız dedi ki...

Merhabalar; bizim özelliğimizdir vur deyince öldürürüz. Severkende yererkende farketmez yani ölçü izan endaze herneyse bizde ya az ya fazla GARER diye bişey yok AMCAM TEYZEM DAYIm büyük TEYZEmin oğlu.Bunlar birinci derece akraba ikinci ve üçüncüleri yazsam burda yer kalmaz Bunlar köy enstitülerinin ilk mezunları (ANTLAYA AKSU) Burada yorum yazan arkadaşlar bu işleri fazla büyütmeyin bunlar derin ve sosyolojik konulardır anca üzerinde çokyönlü düşünme ile sonuca varılabilir: Ayrıca TİJEN hanım Latife hanım için doğru bir tesbitde bulunmuş ZNGL

Feyza Fidan dedi ki...

Ayy benim canım Tijenim, azcık uzaklaşmışım blogundan neler yazmışsın sen neler :)
Hangi birinden başlasam bilemedim, sırasız gideyim en iyisi..Buralarıda cayır cayır yanıyor, nefes almak bile bir zulüm, hep derim kış, mevsimlerin en güzeli diye..Üşüyünce alırsın bir kat üstüne, olmadı bir kat daha, hoop ısınıverirsin ama bu sıcaklarla boğuşmak zulüm..Ben yemeden içmeden kesiliyorum, Allah'tan böyle iyiliği var benim için sıcaklarında azcık kilo vermişim :)) Ama senin menün harikaa..Sadece mis kokulu cacık bile yeter artar, birde yanına Gaziantep kahkesi :))
Geleyim kitaplara, şu an elimde malumunuz zaatalinizin kitabı var (bitmek üzere olan),her bir sayfasını mest ola ola ,tekrar tekrar yüreğine, ellerine sağlık diye diye okuyorum :))
Vee bu yazına gelince..Ne denir ki ???? Taa o zamandan göz dikmişler milletin efendisinin okumasına, kalkınmasına, ilerlemesine, emeğine.. Bilmiyorum ki ne zaman kötülerden hesap sorulacak,ne zaman bu milletin önüne örülen duvarlar yıkılacak :((

Sevgiler ...

semiramis dedi ki...

bugunlerde oyle cok geliyor ki aklima koy enstituleri. önce onları kapattık sonra normal köy okullarını ne yaptık??
esim isi geregi tum bati karadeniz bolgesini dolasiyor. gectigi koylerde terkedilmis okul binalarinin fotograflarini cekmeye basladi. o binalar nasil huzun veriyor insana anlatamam. Koylerden cocuklarin tasimali egitim denen bir sacmalik uzerine, evinden, topragindan, anasından, babasından, kardeşinden, gunluk hayat pratiklerinden koparilip koca betondan yiginlar içinde herşeyden uzak egitildiklerine inanmak için epey saf olmamız gerekiyor ki oyleyiz sanırım. Oyle korkunç görünüyor ki o bölge yatılı okulları. hapishane gibi.
eğitim adı altında çocuklarını hayattan bunca koparan başka bir memleket var mı bilmiyorum. Başka memleketlerde çocuklar aynı bizim gibi ağaçtan, kuştan böcekten kurbağadan uzak mı büyüyor bilmiyorum. bize bütün ağaçların adı "ağaç" bütün kuşların adı "kuş". durduk yere çok ağırıma gidiyo!
köy enstitüleri kapatılması idi, bütün kalbimle inanıyorum ki Karabük o kadar çirrkin bir şehir olmazdı. Bugüne kadar gördüğüm en çirkin şehir, gerçekten çok çirkin!

. dedi ki...

Merhaba Tijen Hanım,

Nasılsınız? Ziyaretiniz için çok teşekkürler....Bu arada yeni yayımlamış olduğunuz kitabınız da hayırlı olsun. Arşivimde mutlaka bulunması bir kitap, doğrusu..... Tam benlik! Alınacak kitaplar listeme ekledim bile....
http://cafebrunch.blogspot.com
http://adanasofrasi.blogspot.com

meleginmarifetleri dedi ki...

Tijencim..
Çok güzel anlarmış harika gerçektende zengin hak yemekte öbür dünyayı düşünen yokki:(
Allah fakire acısın ne diyelimki.
Sevgiler bay.

birdutmasali dedi ki...

sevgili tijen bir anlamda kendi kapılarına kilit vurdular.
halkın kalbini elleriyle oyarak almış oldular.

vede keşke,astın üst, Üstünde ast olmadığı bir hayat olabilseydi..

sevgiler NuNu

zero dedi ki...

Bazen yazılmış olana ekleyecek bir cümlem olmaz. Öylece kalakalırım. Çünkü söylenmesi gereken en etkili, en güzel kelimelerle ifade edilmiştir. Ben daha iyisini bulamayacaksam susmalıyım diye düşünürüm. Şimdi de böyle yapıyorum. Sadece son bir dilek: cümlesi gitmesin elden...

Tijen dedi ki...

KEŞKE.
Keşke daha güzel bir dünyada yaşayabilseydik...