01 Ağustos 2007

Üçü bir yerde

Yanıbaşımda üç kitap var sizinle buluşturmak istediğim. Hepsi de birbirinden değerli. İkisi çok sevdiğim iki insanın elinden çıkma. Birinin yazarını tanımıyorum ancak kıymet verdiğim bir kitap. Bugün, Ağustos'un ilk gününde sizi kitaplarla başbaşa bırakıyorum. Hani derler ya yeni yıla ne yaparak girersen yıl boyu onu yaparsın, ben de yeni aya kitapla girelim, bol bol okuyalım diyorum. Tabii serin, sağlıklı, neşeli, iştahlı, yenilikler ve güzelliklerle dolu bir ay da diliyorum.

Candan'ın kitabın girişindeki özgeçmişi pek hoş. Şöyle diyor: "1969'da İstanbul'da doğdu. Kimya mühendisliği ve işletme okuduktan sonra İstanbul'da bir süre gazetecilik yaptı, bir süre de kafe-restoran işletti. 2003 yılından bu yana Ege'nin bir dağ köyünde köpekleriyle birlikte huzur içinde yaşıyor ve yazmakla iştigal ediyor." Gerçekten de öyle. Yazılarının bal tadında olduğunu (tabii taşlama yazıları da yazıyor arada), yaşamının sade ve huzur dolu olduğunu, bu kitabın onun daha pek çok kitabı için yol açacağını ve Candan'dan tarif okumanın ne kadar eğlenceli olduğunu söyleyeceğim. Yaz sıcağında çorba mı olurmuş demeyin. Soğuk çorbalar da var. Hem yaz dediğiniz nedir ki, göz açıp kapayana kadar geçip gidecek.






İkinci kitap sevgili Nihat abiden. Sitesinden de tanıdığınız Nihat Akkaraca'dan. Onu tanımış olmaktan şeref duyuyorum. Kendi kendini eğiten insanlara en güzel örnektir Nihat abi. Onun elinden çıkma Datça öykülerinin bir kısmını sitesinde yahut üyesi olduğu gruplarda okumuşsunuzdur eminim. Bu kitaptakiler ise bir başka güzel. Hele de yerel ağızlara meraklıysanız, Datçalıların nasıl konuştuğunu, yerel dilde yer etmiş sözcükleri bilmek istiyorsanız bol bol gülümseyerek, hatta arada kahkaha atarak okuyacağınız garantisiyle Datça'da Zaman'ı sunuyorum sizlere. Ellerinize sağlık Nihat abi! (Kitaptan alıntılar ve sipariş bilgileri için şu adresi ziyaret edebilirsiniz.)







Üçüncü kitap ise İletişim Yayınları'ndan çıktı geçtiğimiz haftalarda. Adı Yemek İçin Yaşamak. Yazarı Felipe Fernandez-Armesto. Tarihten bugüne yemekle olan ilişkimizi sekiz devrimle anlatıyor. Henüz sadece bir kaç bölümünü okudum ya okuduğum yerlerde en çok dikkatimi çeken paragrafı paylaşmak istiyorum. Zimbabwe'den yaşlı bir ziraatçinin sözleri bunlar: "Siz, sizler cadısınız. Bizi geriye götürüyorsunuz, bizi geliştirmiyorsunuz. Geçmişte, ailemin hiç sorunu yoktu, çünkü geleneksel küçük taneli buğdayı üretiyordum. Siz bizi öldüren insanlarsınız, bizi geriletiyorsunuz çünkü bize kötü ürünler ürettiğimizi söylüyorsunuz. Sizin sattığınız gübreler bile küçük taneli tahıllar için iyi değil. Biz bir numara ürünün küçük taneli mahsuller olduğuna inanıyoruz. Onlar bizim ata yadigarımız, bizim dayanağımız... Ah, siz yok musunuz, siz bize onları attırıyorsunuz." Size bir şey anımsatıyor mu bu paragraf? (Celal Üster'in geçtiğimiz hafta Radikal kitap ekinde çıkan kitap tanıtım yazısını okumak isterseniz buraya tıklayın.)





Üçü bir yerdeye ek:
Site komşularımızdan sevgili Devletşah güzel bir sürprizle çıktı karşımıza. Ücretsiz, sanal yemek dergisi Yemek.Name ile. Yüz sayfalık bu dergide fotoğraflar, tarifler, yemek fotoğrafçılığı, yine site dostlarımızdan tarifler, yazılar var. Hepinizin ellerine sağlık dostlar. Dergiyle ilgili bilgi almak ve bilgisayarınıza yüklemek için burayı tıklayın.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

merhabalar; Öncelikle şunu belirteyim sizde daha önce bu yayınevi ile çalışmıştınız (OĞLAK) belki sizin sitenizi okuyorlardır diye yazıyorum birkere kitaba sana yaği paketi muamelesini bıraksalar iyi olur. Ne öyle o kitabı kundakdaki çocuk gibi Jelatine sarıp sarmalar? kitabı kitapçıda birkere okurdan kaçırıyorlar.Üstelik çok pahalı .Okur incelemediği şeyi niye alsın? Ozaman bende diyorumki (benim fikrim) ambalajlı yani jelatinli kitap boş kitapdır kim nederse desin özellikle yazarları alınmasın.Eğer kendilerine güveniyorlarsa JELATİNsiz yayınevi seçsinler.İletişimin kitabı süper.Daha önce ayrıntıda Christian Boudan nın MUTFAK SAVAŞI üst damak zevkinin jeopolitiği alt başlığı ile aynı formattan bir kitabı çıkmıştı. Bu işi gerçekten sizin gibi olayları manüple etmeden yazan aynı duygularla yazdıklarınızı takip edenler için.Tijen hanım biraz uzun oldu ama blogda yorumcular arasında birşekilde kurallar içinde kültürel tartışma olması gerek tabii izin verirseniz. İyi çalışmalar dileği ile ZNGL

Mutfakta Zen dedi ki...

Zengile dostum,
Jelatine sarılı kitap konusunda haklısınız. Bu beni de hep rahatsız etti. Yayınevinin bu konudaki düşüncesi kitabın temiz kalması. İade edilen kitapların jelatinsiz olduğunda eskimiş olduğunu söylüyorlar. O konuda haklılar ancak okurların kitabı görmeden almak istememesini de çok doğal karşılıyorum. Ben de aynı sınıftanım. Kitabı görüp almak isterim. Yayıncım Senay hanım kitapçıdan bir tane kitabın jelatinini açmasını isteyebilir okurların demişti şikayeti ilettiğimde ancak herkes böyle bir hakkı olduğunu düşünemez, yahut kimi kitapçılar açmayı reddedebilir. Yoksa Oğlak'tan çıkan kitaplar arasında (bu dizidekiler için konuşuyorum öncelikle) boş kitap yok. Hepsi de değer verdiğim insanların elinden çıkma.

Adsız dedi ki...

MERHABALAR Kitabı sadece D&Rlarda açıyorlar oda yüzünüze baka baka. İade temiz dönsün boş laf Türkiyede böyle birkaç yayınevi var biriside BOYUT Bu tip yayınevlerinin kitapları en ücra sahaflarda bile kilo ile satılıyor Bunun içinmi temiz olmasını istiyorlar? Gerçek okurun onlara tavsiyesi şudur: Kütüphane ve kitaplıklar için 1hamur ciltli jelatinli GERÇEK OKUR için okunacak kalitede ve kitapcı raflarında okşanacak güzellikde baskılar yapsınlar .Tekrar iyi çalışmalar. Bu sıcaklarda aslında biraz Liğht olsa daha iyi olurdu ama buda benim uslubum ama içden.ZNGL

PASTARDA dedi ki...

Tijencimmmm !!! İade-i ziyarete geldim..Ben kitap okumayalı - okumaya fırsat bulamayalı çok uzun zaman oldu..
Devaltşahın dergisini göz attım gerçekten ışıl ışıl..
Umarım bir gün kitap sayfalarına gömülmeye yine vaktim ve fırsatım olur..
Sevgiler

Hande dedi ki...

Sevgili Tijen ben de kitabı dokunarak, okşayarak, kısa bir süre de olsa içinde kaybolup kaybolmayacağımı anlayarak almaktan yanayım. Bu konuda tüm yazılanlara katılıyorum. Kitapların hepsi de birbirinden güzele benziyor. Kitap tanıtımları yapman çok hoşuma gidiyor. Yeni kitaplarını zevkle okumanı diliyorum. Güzellikler...

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili B,
Sevdiğim bir gazeteci dostum var. Her akşam uyumadan önce 70 sayfa okumayı kendine düstur edinmiş olduğunu söylerdi. Bir dönem ben de denedim ama sayfa saymak bana göre değil. Uykum geldi mi kitabı bırakıp uyuyorum çünkü.
*
Hande'ciğim,
Sevgili dostların kitaplarını tanıtmak benim için bir şeref. Hepsiyle de gurur duyuyorum. Daha nice güzel dostum kitap yazsın, ben de tanıtayım istiyorum.

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Son kitap alışverişimde "Yemek için Yaşamak" dikkatimi çekti raflarda ama çocuklar çekiştirdiği için elime alıp bakamadım. Bir daha ki sefere mutlaka bakacağım.
Bu güzel bilgiler için çok teşekkürler.
Sevgiler,

Mutfakta Zen dedi ki...

Ah bu çocuklar!
Ama çocuklar için de bir kitap duyurum olacak. Eylül'ü bekliyorum...