08 Haziran 2007

Basit bir bahçe salatası


Fotoğraf güzel değil(di), farkınday(d)ım ancak fotoğraflara bakmadan yediğim için (dünkü) salatayı, daha iyi bir ışık kollama şansım olma(mıştı). İçime sinmeyince o fotoğraflar, bugün benzer şekilde hazırladığım salatayı birazcık süsledim. Hafiften allık sürdüm yanaklarına, renk geldi. Takılar taktım, göze hoş görünsün deyi. Sosunu da koymadım ki, ışıkta parlamayı. Böyle daha güzel oldu sanki... Söyleyeceğim şey oldukça kısa aslında. Bizim nefis kayısılar olgunlaştı, altın altın bakınıyorlar. Kimileri dala ağır geliyor, pat, düşüyor domateslerin arasına. Gidip alıyorum onu. Ballarını akıtarak yiyorum. Sonra çok kayısı yemekten karnım ağrıyor. Bazıları ise olgunlaşmadan düşüyor, belki geldiğimiz günden beri yağmur ve rüzgarın (bugün hariç) varlığından. Olgunlaşmadan düşen kayısıları ziyan edecek halim yok. Onları salataya koyuyorum. Rokalarla maydanozlar da bahçeden. Dereotu pek az çıkmış henüz, onlara kıyamıyorum. Ama roka öyle bol ki, salata malzemesinin yarısı roka oluyor. Göbek marul da ekledik mi, sonra bir de son Suriye gezisinden aldığım Zeynep'ciğim kulakların çınlasın, kıvrık badem (yani cashew nut) de ekledim mi alın size bir güzel salata. Zeytinyağı geçen yıl gitmeden alıp bir kısmını burada bıraktığımız Laleli zeytinyağı, tuz Ayvalık tuzlasından, deniz tuzu, limonları ise Antalya'dan getirmiştik. Ne garip şu yolculuklar. Sadece insanlar değil, yiyecekler de sürekli oradan oraya gezinip duruyorlar günümüz dünyasında.
*
Geçtiğimiz günlerde burada tanıttığım İstanbul'da 40 Yıllık Kırk Lezzet Durağı adlı kitap için Radikal kitaba yazdığım yazıyı okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

20 yorum:

meltem dedi ki...

merhaba tijen

NE KARIŞIM AMA :))

AFİYET OLSUN,ELLERİNE SAĞLIK.

SEVGİLER...

Hande dedi ki...

Afiyet, şeker,bal olsun sevgili Tijen... O kayısılardan benim için de ye olur mu?

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Meltem,
Elde ne varsa...

Mutfakta Zen dedi ki...

Sağol Hande'ciğim,
yerim tabii!

Adsız dedi ki...

TİJEN'CİM,
KİTAP TANITIM YAZINI SABIRSIZLIKLA BEKLİYORDUM, BİRAZ ÖNCE ZEVKLE OKUDUM VE FARK ETTİM Kİ RAKİKAL'DEKİ YAZILARINI NASIL DA ÖZLEMİŞİM...
SEVGİYLE,
DERYA

fethiye dedi ki...

ben de dun aksam bahceden semizotu toplayip domates, sogan, salatalikla salata yapmistim. ;)

Kayisilar olgunlasmadi bahcede bizde, bakalim ne zaman!

Bu sene girecek misin denize? :)

ekmekcikiz dedi ki...

Tijen Hanım,
Yazınızı okurken, "ne kadar içten, İstanbul'u bilerek yazılmış bir yazı olmuş" diye düşünmüş ve göz pınarlarımda iki damla gözyaşı biriktirmiştim. Elinize sağlık! Kitabı bulup almayı istiyorum.

Ayrıca, bahçeden toplananlarla yapılan salatanız beni çocukluğuma götürdü. Kasbalarda bahçeli evlerde otururken, hemencecik bahçeden toplananlarla yapılan güzelim salataları hatırladım.

Hülya dedi ki...

Tijen'ciğim gerçekten de öyle hakikaten.Biz insanlar peşimiz sıra neleri sürüklemiyoruz ki yanımızda;)Bu bazen bir anı,bazen bir giysi,yemek,kap kacak vs.vs...
Yani kültür taşıyor insanoğlu;)
Salatan da global bir yan gördüm bu arada...Ne hoş di mi?
Yüreğine ve bir okadar da ellerine sağlık...

Mutfakta Zen dedi ki...

Sevgili Derya,
Ben de özledim aslında o yazıları ama yapacak bir şey yok galiba şu sıra. Çok sağol okuduğun, paylaştığın için.
*
Fethiye'ciğim,
Deniz bana bakıyor, ben denize ya henüz çaba göstermedim girmek için.
Yağmurdu, rüzgardı derken zaten henüz pek çekiciliği de yok.
*
Ah ekmekçi kız,
O kasaba ve köy yaşantısı hep özlediğimiz, dilediğimiz şeydir değil mi? Burada bunu azıcık yakalıyoruz ya isterdim ki kocaman olsun bahçem, yıl boyu orada oturayım ve doğanın ritimlerini izleyeyim. Belki bir gün...

Mutfakta Zen dedi ki...

Hülya çok doğru söylüyorsun. Bu taşımalar bizi geçmişe bağlıyor bir anlamda değil mi? Gidilip görülen yerlere, nenemizin köyüne, en sevdiğimiz yerlerin anılarına...

Cano dedi ki...

Elde ne varsa diye bir yemek blogu acsam mi ki diye dusunuyorum ben de ne zamandir :)) Benim yaptigim hic birsey ne olcuyle, ne tarifle, evde ne varsa ondan oldugundan... :)

Ama tiolar aliyorum yemek bloglarindan simdi oldugu gibi :) Salataya meyve , nut katilinca hos oluyor gercekten Tijen, kopye cekecegim bugun senden, dun kayisilar gordum aldim, tabii malum kocaman ve bizimkiler kadar lezzetli degil, cekirdeklerini kirdim, aci cikti, yoksa onlari da salataya yakistiracaktim. Yine de aci aci yedim malum B17 onlar, gunde 6-7 tane yenmesi lazim (fazla degil) kanseri mutlaka onluyor deniyor (allah korusun) ;) Sen de kayisilarin cekirdeklerini bosa giderme diyecegim o ki :) Aslinda orada pazarlarda kayisi cekirdegi kiloyla satiliyormus, ne sanslisiniz .

Mutfakta Zen dedi ki...

Vallahi hiç fena olmaz Cano! O kadar çok insan bilirim ki, bir tarifi içindeki malzemelerden biri evde (ya da elde) yok diye uygulamaktan kaçınır. Hani 70 gram yağ, 82 gram un, 93.5 gram bilmem ne içeren bir tarifse amenna, doğru uygulamazsan bozulur ama pek çok yemek içindeki malzemeleri değiştirmemize bırak alınmayı, memnun bile olur, kendimizden bir şeyler kattık diye.

Berceste dedi ki...

Tijen, o bloglar arasındaki ödülü en çok hak eden kişi sensin! İlk bulan, duyuran... Sen kazanmalı ve bizim yemeklerimizi dünyaya tanıtmalısın. Mutfakta Zen kazanırsa bunu yapma şansı yükselir! O yüzden lütfen bana oy vermeyi unutmayın de! Bırak bizleri... Ay ne kadar az oy almışım diyenler öne geçiyor, taktik bu ;-)

Salatana bayıldım. Kayısıları lütfen benim için de ye. Geçen gün hasret kalıp, özenip aldım. Tenis maçı yapsan, top diye kullanarak, yapılır o kayısılarla, öyle sert! Bırak tad almayı... Biz de Türk malı kuru kayısılarla nefsimizi körlüyoruz :P

barbie dedi ki...

ah biriciğim teşekkür ederim. nasıl oldu da ikinci sıradayım ben de bilemedim.
bu arada dün akşam senin ve sevgili dostumuzun enerjileri işe yaradı...muhteşem güzel bir geceydi..
ne mutlu bana, senin gibi bir arkadaşım var..
öperim seni kocaman!

canan's culinaria dedi ki...

sevgili tijen,
salatana bayildim hele cashewlu olusuna, fakat neden basit onu anlamadim??
ellerine saglik ve mutlaka denemem lazim.
sevgiler,
canan

Mutfakta Zen dedi ki...

Dilek'ciğim haklısın sizin oralarda güzel kayısı bulmak zor olur. Burda bile büyük kentlerde adam gibi kayısı yemek çok zor. Şanslıyız ki bahçemizde iki tane kayısı ağacımız var. Gönül isterdi ki bahçe daha büyük olsun, başka ağaçlar da dikelim ama buna da şükür.
*
Barbie'ciğim ben de sana soracaktım nasıl geçti diye. Merak ediyorum anlatsana bana.
*
Bilmem ki Canan. Yapması çok kolay olduğu içindir. Sonra eldeki malzemelerle yapıldığı içindir. Ondan basit yani. Değil mi sence?

Elif dedi ki...

Dun arka bahcemizde kayisilarimizi ham hum yapan bir ceylan gorduk biz! Sesimizi cikarmadik, bu sene agacin kollari kayisidan asagilara sarkiyor!

www.elifsavas.com/blog

Mutfakta Zen dedi ki...

Ne güzel Elif! Ceylan görmeyeli ne çok oldu. Bizimki ufacık bir bahçe. Ceylan da yok içinde. Kelebekler var ama. Domatesler, rokalar, biberler de...

canan's culinaria dedi ki...

tijencigim,

hayir kolay olabilir ama basit degil, icindekiler cok güzel bir uyum saglamislar. ben bu salatayi yazdim bir kenara :-)

sevgiler,
canan

Mutfakta Zen dedi ki...

basiti 'simple' anlamında kullanıyorum aslında canan. belki 'sade' mi demeli?