11 Nisan 2006

Büyülü bir ışık

Melisa Gürpınar sevdigim, kalbime dokunan sairlerdendir. Düz yazilari da siir tadindaki Gürpinar'in Salkımsöğütlerin Gölgesinde (Can, 1998) adli kitabindan bir kaç satir. Dün aksam okurken yine yüregimi titretti. Asagidaki resme de uyacak sanki:
"Evin taşı, tuğlası, sözcükler. Bunu herkes bilir. Temeli, iğreti bir akıl. Harcı ise, ölümden. Sızdırmaz dünyayı içeri. Yüreği sıcak tutar ısıtır. Ya kapısı? Özgürlük. Penceresi, anılardır. En solgun resimler yansır ötelerden. (...) Şiirin evi bahçelidir dedim ya, işte o bakımsız bahçe, hayattır. Orta yerde kör kuyusu, çiçeği, otu, ısırganıyla, oyalar bedeni, yorar hırpalar."

Gerçekten de öyle degil mi? Oldum olasi agaçlarin dallari arasindan sizan günes isinlarinin yarattigi oyunlara bayilmisimdir. Oturur seyrederim. Bir tür gölge oyunudur. Renkleri bozar, hareket verir, canlilik katar. Gölgesi de serinletir. Geçenlerde fotograflarini çekmek için mimoza agaçlarinin bulundugu bir mini parka gittim. Hangisini çeksem? Bir sürü de insan var agaçlarin arasinda. Sonuçta biraz uzakta kalmis ama tek basina, dallarini yere –salkim sögüt misali- sarkitmis olani seçtim ve basladim fotograflamaya. Içine girip de günese döndügümde ise böyle bir isik oyunuyla karsilastim. O mavi de nerden çikti? Gönlüm onun bir melegin dokunusu oldugunu düsünmek istiyor. Simdi ben bu agaca mimoza diyorum ya (Nazli’yla agaci incelerken Istanbul’daki mimozadan farkli oldugunu söylemistim. Istanbul’daki agaçlarin yapraklari çok daha farkli oldugu gibi dallari da salkim saçak olmuyordu. Sevgili Tuğrul Mataracı arkadasimin (gerçekten! Yeniköy’de apartman komsumuzdu Tugrul ve arka bahçeye bir sürü agaç fidani dikmisti. Oranin bir orman olacagini söyler dalga geçerdi, ormana girip öpüsmek yok diye!) Ağaçlar kitabina basvurunca isin asli ortaya çikti. Meger bizimki Kıbrıs Akasyası adıyla bilinen (bir diger adi da mavi akasya) Acacia cyanophylla imis. Vatani Güney Avustralya olan bu agaç bize Kibris’tan getirildigi için adi öyle kalmis. 1940’larda Antalya ve Manavgat çevresinde kumullari durdurmak amaciyla getirtilmis çünkü sahillerdeki kumullari durdurmakta önemli bitkilerden biriymis. Iste bugünlerde yolu Antalya’ya düsenler için karsiniza çikacak olan bu nefis agacin adini sanini ögrenmis bulunmaktayiz.

Malumunuz, çesitli sitelere girip çikip gördügüm her tatli, pasta ve hamur isine yalanmaktayim bugünlerde. Periyodik olarak gelen bir tatli krizi bu. Ayda bir falan gelir. Aslinda genelde hiç gitmemeyi tercih eder kendisi ama diger zamanlarda bertaraf edilebilse de zamani geldi mi gerçek bir krize neden olur. Iste bu krizde önce cafe wien, sonra bizim pastane, ardindan sibel’in kahvesi ve bilumum pasta/hamurisine yer verilmis sitenin camini kirip elimi uzatasim geldi. Sonra da Çikolata filmindeki belediye baskani gibi vitrinde çikolataya bulanmis bir halde uyurken bulunabilirdim tabii! Bu riski de göze aldim. Neyse ki sanal dünya sanalligini gösterdi de mantigim agir basti, hiç bir vitrine bulasmadim. Seytan çesitli kereler dürttügü halde, Divan’in vitrinine de bulasmadan atlattim gibi krizi. Hos artçil krizler de gelecektir elbet ya onlari da bir sekilde (yalanciktan tatlilar bularak) bertaraf edecegiz, ya da etmeye çalisacagiz diyelim ki daha gerçekçi olsun. Iste yukaridaki resimde gördügünüz findikli dut pestilleri bu krizi asmamda yardimci oldular. Kendilerine buradan tesekkürü bir borç biliriz. Son bir parça kaldi. Onu da acil durumlar için sakliyorum. Sonra gerisi yok!

Beni bu güzeller mahvetti diyorum inanmiyorsunuz. Baksaniza su güzellige? Onlarin resmini çekmekten isimi gücümü yapamaz oldum. Her bakisimda resim çekme arzusuyla dolup tasiyorum da yeterince çektim zaten daha ne? Artik dalga geçecek zamanim kalmadi. Çalismam gerek. Ne konusacagimi tam bilmesem de bir konusma hazirlamam gerekiyor. ‘Yemek ve Sanat’ Ben de sizlere sormaya karar verdim. Sizce yemek bir sanat midir? Bu konuyu bir cümleyle anlatin desem ne derdiniz? Ben baslayayim: “Yemek bir sanattir ancak digerlerinden farki onun yenebilmesidir.” Hakikaten de öyle degil mi? Yenebilen sanat eserleri her yanimizi sarmis durumda. Bizi bastan çikarmaya hazir ve de nazir bekliyorlar! Ayrica sanatta yemege de bakmak mümkün tabii. Sinemada, edebiyatta, fotografta, müzikte... Yeterince genis bir konu bu. Olabildigince basite indirgeyip ilgi çekici bir forma dönüstürmek için sadece 4-5 günüm var. Helppppp! Ben iyisi mi isime döneyim. Sizi de bu yazi ve resimlerle basbasa birakayim.

Son olarak feslegenlerim tabii. Geçen hafta pazarda görüp de almadan edemedigim feslegen fidelerim küserler sonra bana. Henüz onlari saksilara dikemedim ama simdilik iyi durumdalar. Belki hiç kullanamayacagim ama olsun. Seyretmek bile güzel onlari. Yazin Burhaniye’de bol bol feslegenim olur insallah. Elbet oraya da bilumum aromatik otlar ekecegim. Erhan bana söz verdi, yetistirdigi fidelerden verecek. Mine’cigim de domates ve salatalik fidelerimi gönderecek. Daha ne, doldu bile mini bahçe! Bahçe güzelliginde bir gün dileyerek veda edeyim. Kalin saglicakla.
(Son not: Kuşadalı Belma'mizin sitesine de bir bakin. Gününüzü güzellestirecek seyler yazar Belma'cigim!)

25 yorum:

begüm dedi ki...

Tatlı krizleri başımızın tatlı belaları... Tijen krizi en hafif şekliyle atlatmışsın tebrikler...Resimleri dört göz bekliyoruz.

Sevgiler

Begüm

Mutfakta Zen dedi ki...

ben de öyle zannediyordum begüm'cügüm ama sonu tam bir fiyasko oldu! o da bir sonraki yazinin konusu olsun, simdi utaniyorum anlatamayacagim..

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

kulaklarim cinladi geldim :-)

Lisianthus fotgorafi süper olmus bu arada.
Artik bahar geliyor tabi enerjiye ihtiyacimiz var,gelsin tatlilar,lüp lüp yiyelim,güzelleselim dimi ama

slmlar

TD

Mutfakta Zen dedi ki...

söylediklerin dogruysa ben dünya güzeliyim td!
(yiyelim güzelleselim demissin ya..)
hosgeldin bu arada!
seni neyle agirlasak acaba??

Nese dedi ki...

Merhaba Tijen, iyi oldugunu umarim, paskalya tatili sebebi ile ufak bir seyahate cikacagim, dönüste, özel mailden uzunca yazarim, unutmadim...aklimda...
cok sevgiler ve selamlar...Nese

Not: fotolar da pek güzel, eline saglik.

Mutfakta Zen dedi ki...

nese'cigim saglikla git saglikla gel.
güzel haberlerini bekliyorum.
fotograflari begenmene sevindim!
tijen

sibella dedi ki...

selam Tijen Abla,bence mavi isik ilham perisi,konusmana yardimci olsun diye..

Fotograflar super,mimoza da bana her bahar adalara yaptigmiz seyahatleri animsatti,illa ki alirdik..kokusunu cok seviyorum bende..

Bence yemek bir sanattir,herkes pisirebilir ama herkes yaratamaz..sefle ahci arasindaki fark da bu oluyor sanirim..yemek sanati,hem ruha,hem goze hitap ediyor,ustune ustluk,doyuruyor...

sevgimle..

Mutfakta Zen dedi ki...

düsüncelerini paylastigin için çok tesekkürler sibel'cigim!
adalardaki mimozalar ne güzeldir sahi degil mi? burnuma kokusu geldi bile..
tijen

tata dedi ki...

Sevgili Tijen,
Ne güzel soru sormussun, hep kafamda gezer durur. Ben sahsen su sonuca vardim. Tüm malzemeleri Tanri fazlasiyla sunmus, mutfaga girebilen herkes birseyler ortaya cikarabilir. Bunlarin degerini bilerek yemek, bence sanat orada basliyor. Yemekten bir lokma aliyor, icinde neler var kesfetmeye calisiyorsun ve tüm cesitler icin sükrediyorsun. Bence sanat bu, düsünerek, bilincli yemek!
Cektigin fotograflarda da ayni sey söz konusu.Kac kisi o agaclara bakarak birseyler düsünür? herkes önünden gelir gecer, onlara deger verdigin an sanat baslar.
Sevgiyle kal.

Mutfakta Zen dedi ki...

çok tesekkür ederim tata!
ne güzel bir yorum bu. ufkumu açtigin için de tesekkürler.
yavas yavas zihnimde bir seyler toparlanmaya basladi. ama daha da önemlisi bir seyler paylasabiliyor olmamiz çok güzel.
tijen

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

@mutfakta zen
valla beni agirlamak icin,senin sohbetinin yeter sanirim,tadi eminim benim burdaki pastalardan daha az tatli degildir.

cok güzel laf oldu, bende begendim.
bir de copyright koyayim bari :-)
©2006 All Rights reserved

Mutfakta Zen dedi ki...

laf güzel de türkçe berbat bay td!
lütfen yeniden okuyunuz ve bir gözlüklü, topuzlu, agir ve eli masali bir ögretmenin basinizda dikildigini farzediniz ve daha düzgün bir türkçe kullaniniz. gözünüzü seveyim!
kopirayti sonra koysan hakkindir da simdi..
(görüyorsun ya sohbetim tatli olsa da dilim sivri!)
sen sagol yine de..
tijen

burcu-mutfak camı dedi ki...

evde tatlı malzemesini fazla bulundurmamaya çalışıyorum. canım istediğinde ya da sıkıldığında gidip gidip tatlı yapmayayım diye ama geçen gün havuçları rendeleyip, göz kararı şeker ve biraz da ceviz ekleyip ocakta kendi suyunu çekene kadar kaynattım. biraz fazla gelmiş şekeri ama yine de yedim. sonra da kendimi yediğim nasılsa havuçtu diye kandırdım. sizin dut pestillerini de mozaik pastaya benzettim. aklım fikrim hep kakaolu şeylerde olduğundandır belki de...

yuvakuran dedi ki...

Shura yazimi okumana sevindim. Ankara ya yaz geldi agaclar cicek acti. Hava acik masmavi ve sicak. Bugun bir is toplantim var. Ankara iyi guzel hos ancak yurunecek deniz kiyisi yok. Memleketinizin kiymetini bilin- dermisim. Aspendos opera festivali yakindir. Mma Butterfly'i sakin kacirmayin, firsatiniz varsa birkac defa gidin.

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili burcu,
vallahi bu pestillere takilmis kalmis durumdayim kaç yildir. pek severim! istanbul'da da kadiköy çarsisi'ndaki brezilya kurukahvecisinden alirdim hem!
*
haluk festival basladiginda ben antalya'yi çoktaaaan terketmis olacagim. malum yazin egeli oluyoruz! ama buyur sen izle benim için. amam aman, ankara'daki bahar bunalimlarimi hatirlarim!
tijen

Küçük Evin Mutfağı dedi ki...

Kristal berraklığında resimler bunlar. Hele eflatun çiçekler muhteşem.

Yemek ve sanat konusunda düşündüm biraz. Sonunda hani geçen gün sana yorum yazdığım ruh meselesi var ya... Oraya geldim.

"Sanat da, güzel yemek de doğrudan ruha dokunuyor. Her lokma ile tadılan lezzet haz veriyor insana. Tıpkı güzel bir tabloya ya da yıllara meydan okuyan bir sanat eserine dalıp gittiğinde olduğu gibi ruhu besliyor her ikisi de."

İşte böyle bir şeyler... Çok felsefi oldu galiba:-)))

EvA yasam mektuplarim dedi ki...

meraba, blogumu ziyaret etmissiniz. bende sizinkileri okumak istedim. cok begendim. artik ugrarim size :) ara sira. sevgiler

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili eva,
her zaman beklerim.
(ne zaman vaktin olur, canin isterse tabii!)
*
küçük evin mutfaginda duran tatli kadin,
haklisin. her ne olursa olsun, ruhu beslemesi çok önemli. tabii önce yapanin. sonra da bakanin, tadanin, dinleyenin..
tijen

EvA yasam mektuplarim dedi ki...

ben dun eva diye yazdim ama siz bana o cok sevdiginiz maya ismiyle hitap edin istersiniz :). bu arada ben feslegenleri cok severim hani soyle elinizi surtersinizde o cok hos kokusu kaplayi verir ya ortaligi. dun bende gittim tohum aldim. kekik, lavanta ve maydanoz ekicem. gerci burda su aralar hala kar yagiyor ama ben umudumu kesmedim bahar da birgun gelicek buraya. sevgiyle kalin.
maya

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili maya,
çok tesekkür ederim. maya adini gerçekten çok seviyorum ve yegenimin de adi olsun istemistim ama ben sadece bir halayim, anne ve babasi karar verecekler..
disarida kar yagsa da ev içinde yetismeye baslayabilir bu güzelim aromatik otlar degil mi ama?
tijen

akçahan dedi ki...

Yazılarınız ve çiçekleriniz. İkisi birbirinden güzel.Teşekkürler, iyi geceler.

cennet dedi ki...

resimlerinizi çok beğendim sayfanızda çok başarılı.başarılarınızın devamını dilerim.sayfama yorum bırakmanız beni çok mutlu etti.

Mutfakta Zen dedi ki...

sevgili akçahan ve cennet,
gelmenize çok sevindim. her zaman beklerim!
sevgiyle kalin.
tijen

Adsız dedi ki...

blgn 2006 yılında açıklanan bildiride şimdiise ben 2014 yılı açıklaması 8 yıl geçmiş demek nekadar güzel lutuf bu açıklama için tşk ederim

Adsız dedi ki...

ben belgin tşk ederim 2006 yılından tam 8 yıl geçmiş sabır sebat sukut ile sabırlılıkla bekliyorum