
30 Haziran 2009
Karadut

29 Haziran 2009
Bozcaada'da bir kahvaltı

24 Haziran 2009
Yemek kursu ve nohutlu salata
Ektir. Bu haftasonu Bozcaada'da şarap tadım günleri var. Hem de beşinci kez düzenleniyor. Güzel olur tadım günleri. Her şarap firması müzik dinletileri düzenler. Bir yerde klasik müzik, öte yanda çigan orkestrası, gitar dinletileri... Ada şarapları tadılır, şarkılara eşlik edilir. 26-28 Haziran 2009 tarihlerinde. Ayrıntılı bilgiyi şuradan alabilirsiniz.
*
Bir ay kadar önce yemek kursu hakkındaki fikirlerinizi sormuştum, sizler de yüce gönüllülükle düşüncelerinizi paylaşmıştınız. Bir kez daha teşekkürler. Bu kurs projesi Berna Tunalı'nın telefonuyla başladı. Datça Domuzçukuru'nda yeni açılan bir kampingde yaz boyu kurslar yapılacaktı. Benden de yemek kursu istiyorlardı. Neden olmasın dedim ve şu programı hazırladım (sağ tarafta kamp alanı, yaz boyunca düzenlenen aktiviteler ve hazırladığım "Mutfağım da Sağlıklı Ben de!" başlıklı kurs programının bağlantı adreslerini görebilirsiniz.) Sizden ricam bu bilgiyi ilgileneceğini düşündüğünüz dostlarınızla da paylaşmanız. Şimdiden teşekkür ederim. Nohutlu salataya gelince, tahminimden de güzel oldu. Börülcelerim çok körpe diye fazla haşlamadım, bir kaç dakika daha haşlansalar olurmuş. Azıcık suda önce börülceleri haşlayıp çıkardım, sonra nohutları. Sosumu zeytinyağı, limon suyu, sarımsak ve deniz tuzuyla hazırladım. Börülce ve nohutlar sosla buluştu. Onları tabağa aldım, üzerine de doğradığım sepet peyniri, kiraz domates, körpecik uçlarını kopardığım semizotları ve hafifçe kavurduğum çam fıstıklarını koydum. Bayıldım bu işe. Haftaya pazardan demetlerce taze nohut alıp ayıklayacak ve donduracağım. Sevgili ailem geldiğinde onlara da sunmak istiyorum bu leziz salatayı. (Bir demet nohuttan bir ufak kase kadar nohut çıkıyor, bilesiniz.)
*

23 Haziran 2009
Elbette taze nohut

Bilin bakalım bu nedir oyunu

22 Haziran 2009
Ah kayısı sen nelere kadirsin

19 Haziran 2009
Urfa-Balıklıgöl

18 Haziran 2009
Teras bahçeleri

http://www.nytimes.com/2009/06/17/dining/17roof.html?_r=2&ref=dining
The New York Times'dan, teras bahçeleri haberi. (Bizde de balkonda, terasta ürün yetiştirenler var. Eminim aranızda da ufalak tefelek saksılarda yeşillikler, otlar yetiştiren dostlarımız bulunuyordur.) Amerika'nın her tarafında teraslarda, balkonlarda yetiştirilen ürünleri anlatıyor. Bu haberi bahçemizin ilk biberini koparttıktan hemen sonra gördüm. Daha da anlamlı geldi. Bir tanecik biberim büyümüştü. Rokalar, maydanozlar, semizotları da kopardım, salatamı renklendirmek için. Kayısılar dökülmeye başladı, biz de kurutmaya. Oh be dedim, dünya varmış. Bir kaç tane de gök kayısı varmış düşenlerin arasında, onları salataya doğrayacağım. İnsanın bahçesi olması gibisi var mı? Küçücük bir bahçe bizimki ve önceden yetişmiş ağaçlar yüzünden (bir tarafta bir kayısı ve bir meyve vermez mandalina, öte tarafta bir kayısı daha) istediklerimi bir türlü yapamadım ama olsun, şu nimetleri toplamak bile ne güzel şey. Kiraz domateslerimiz de çıkmaya başlamış, yakında kızardıklarını görürüz. Keyfim yerine geldi resmen. (Fotoğraftakiler geçen yılki domateslerimiz. Yakında yine bu güzelliğe kavuşacağım için pek mutluyum.)
Gaziantep Deyince, Nilhan Aras

17 Haziran 2009
Halfeti'nin büyüsü

16 Haziran 2009
Buluşmamız çok güzel geçti
Hemen yazamadım affedin. İstanbul benim tempomda yaşamıyor, fettan bir kadın o, insanı zorla kendi temposuna uyduruyor. Eh köyden gelmişsin, şehir seni ne yapsın? Bebek şenlikleri mi istersiniz, sergi gezileri mi... Üç güne herşey sığar mı? Sığmaz. Dost ziyaretleri aksadı tabii. Neyse ki kazasız belasız buluşmamızı gerçekleştirdik. Gelirim diyen herkes gelemedi ama gelenlerle pek güzel vakit geçirdik. Kıskandırmak gibi olmasın ama NuNu'nun şımşık (kendisi gibi) pastası, Işıl'la Münevver'in muhteşem makaronları ile Fenerbahçe parkında Marmara denizine karşı püfür püfür sohbetler ettik. Artık yazıların devamı eve varınca. Yolcu yolunda gerek.
14 Haziran 2009
Hayvan, Sebze, Mucize
Bu kitabı çok sevdiğimi söylemiştim. Bir kez daha okurum, seve seve. Radikal kitap ekine anlattım bu sefer. Okumak isteyenler için linki:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=940420&Date=14.06.2009&CategoryID=40
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=940420&Date=14.06.2009&CategoryID=40
12 Haziran 2009
Yarın geliyorsunuz değil mi?
Sevgili dostlar, Delfina'cığım çok hoş bir öneride bulundu. Birbirimizi kolay tanıyalım diye yaka kartları hazırlayacakmış. Benden yarın buluşmaya geleceklerin isimlerini bildirmemi istedi ancak çok yoğun ve yorucu (ama bir o kadar da keyifli) bir geziden geceyarısı bir arkadaşıma misafir olarak döndüğüm için henüz kendime gelmiş değilim. Becerebilirsem şu ana kadar bende olan isimleri kendisine ileteceğim ama olmadı boş kart getirirsen herkes kendisi doldursun dedim. Katılmak isteyenler için iki aşağıdaki yazıya bakınız diyorum, yer, gün, saat bilgileri orada var. Yarın görüşmek üzere. Antep-Urfa resimlerini bilgisayara yüklediğimde elbet geziyi de anlatacağım. Halfeti'yi, Halepli Bahçe'yi, Göbekli Tepe'yi, katmeri, sevgili Nilhan'ın ellerinden çıkan muhteşem kitap Gaziantep Deyince'yi...
11 Haziran 2009
Dün Urfa, bugün Antep, yarın İstanbul
Urfa'dan, Antep'ten lezzetler anılar gelecek tez zamanda. İstanbul buluşmasına katılacak dostlarla buluşmak için sabırsızlanıyorum. İşi olup da gelemeyen, başka kentlerde, ülkelerde olup da katılamayanlar için de keşke birlikte olabilseydik ama üzülmeyin, yaşadıkça bir şansımız hep var nasılsa.
08 Haziran 2009
İstanbul buluşması bilgileri
Olur da yollarda fırsatım olmaz diye İstanbul'da yapacağımız gayrıresmi imza günü ama daha da çok tanışma, sohbet buluşması bilgilerini kesinleştireyim, hem de kimler gelebilir sorayım istedim. Böylece tahmini sayımızı biliriz, ben de ona göre telefon edip yer ayırıp ayırmayacaklarını sorarım, ya da en azından ilk gelenler ona göre yer tutarlar. Şu ana kadar gelebileceğini belirtenler: Zerrin, NuNu, Işıl, Yasemin, Gül, Sevgi, Tubikko, Hayat, Yeşim, Hilal, Dilek, Özlem, Funda, Delfina, Ayşegül, Münevver.
13 Haziran 2009 Cumartesi
14:00-17:00
TURING Romantika Cafe
Fenerbahçe Parkı
(216) 336 38 28
13 Haziran 2009 Cumartesi
14:00-17:00
TURING Romantika Cafe
Fenerbahçe Parkı
(216) 336 38 28
Radikal kitap ekibi mutfaktaydı bu hafta
Ben de. Son aylarda çıkan yemek kitaplarından tarifler denendi, yazıldı. Yetişip eki alamadım. Daha doğrusu bulamadım iyi mi? Antalya'ya o kadar az sayıda geliyor ki Radikal, cennetten dönüp de sokağa çıktığımda etraftaki gazete bayilerinde hiç kalmamıştı. Ben de internetten okudum. Okumak isterseniz işte burada:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=939140&Date=08.06.2009&CategoryID=40
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=939140&Date=08.06.2009&CategoryID=40
07 Haziran 2009
13 Haziran-İstanbul buluşması
Pazartesi günü eklentisidir:
NuNu, Gül, Yasemin ve Işıl demiş ki Fenerbahçe Parkı'nda olursa gelebiliriz. Onlar da olsun istediğim için yeri Fenerbahçe Parkı içindeki Romantika olarak belirleyelim diyorum. Saat olarak da öğleden sonra çay saati diyelim ne dersiniz? 14:00-17:00 arası uygun mudur? Belki şehir dışından konuklarımız da olabilirmiş. Olabilir mi acaba? Hatta Başak hatun taaa Boston'lardan duymuş, ah diyor ben de gelmek isterim. Gel, gel hatuncuğum, sen de gel. Boston-İstanbul nedir ki? Bak taaa Sofyalardan gelecekler bile var (!?!?) Güzel ve keyifli bir gün olsun. Kitap olarak yeni, eski farketmez, ne kadar çok kullanılmış olursa o kadar iyi olur, hani şöyle sos lekeli, unlu falan. Şaka şaka, nasıl istiyorsanız öyle getirin, dedim ya, kalemler yanımda olacak. (Yarından itibaren yollardayım, kısmetse perşembe akşamı İstanbul'a varacağım, arada gelen yorumlara, notlara cevap vermek için elimden geleni yapacağım söz! Cuma son güncelleme mesajını eklerim. Kesin yer, saat, tarif bilgileriyle. Şu adresten Romantika Kafe'nin bilgilerine ulaşabilirsiniz ama Fenerbahçe Parkı'nı bulduktan sonra çok kolay:
http://www.turing.org.tr/tr/tesisiletisim.asp?tid=30)
*
Sevgili İstanbullular, İstanbul'da yaşayan komşular, İzmir imza gününü duyunca buraya da buraya da dediniz. Resmen imza günü yapan yok bu ara ya olsun, ona ne gerek, biz kendi kendimize buluşuruz, isteyen kitabını getirir, imzalarım. İstanbul'da sadece bir kaç gün kalacağım. Haftasonu da olması nedeniyle cumartesiyi öneriyorum. 13 Haziran'ı. İki teklifim var, ya şöyle püfür püfür bir yerde (tabii kolay ulaşılabilir olmalı, mesela benim arabam yok, olmayanların da gelebileceği bir yer olmalı) piknik yapalım ya da Fenerbahçe Parkı'ndaki Romantika kafede buluşalım dedim. NuNu'cuğuma söyledim bu kafe işini, onun da hoşuna gitti. Kalabalık saatlere kalmadan 11 gibi buluşabiliriz mesela, ne dersiniz? Şimdi aklıma bir şey daha geldi, Anadolu Kavağı'na giden çingene vapuru mu olsa yoksa? Gidince orada bir şeyler yenir, geri dönüşte de sohbete devam edilir. Tabii ada gezisi de düşünülebilir. Kimler gelmek ister? Başka önerisi olan var mıdır? Bir kaç gün içinde karar vermeliyiz ki buluşma yer ve saatini duyurabilelim. (Bir kaç gün evde internet bağlantım yok, yanıtlarda, yorum yayınında gecikmeler olacaktır, lütfen kusura kalmayınız.)
NuNu, Gül, Yasemin ve Işıl demiş ki Fenerbahçe Parkı'nda olursa gelebiliriz. Onlar da olsun istediğim için yeri Fenerbahçe Parkı içindeki Romantika olarak belirleyelim diyorum. Saat olarak da öğleden sonra çay saati diyelim ne dersiniz? 14:00-17:00 arası uygun mudur? Belki şehir dışından konuklarımız da olabilirmiş. Olabilir mi acaba? Hatta Başak hatun taaa Boston'lardan duymuş, ah diyor ben de gelmek isterim. Gel, gel hatuncuğum, sen de gel. Boston-İstanbul nedir ki? Bak taaa Sofyalardan gelecekler bile var (!?!?) Güzel ve keyifli bir gün olsun. Kitap olarak yeni, eski farketmez, ne kadar çok kullanılmış olursa o kadar iyi olur, hani şöyle sos lekeli, unlu falan. Şaka şaka, nasıl istiyorsanız öyle getirin, dedim ya, kalemler yanımda olacak. (Yarından itibaren yollardayım, kısmetse perşembe akşamı İstanbul'a varacağım, arada gelen yorumlara, notlara cevap vermek için elimden geleni yapacağım söz! Cuma son güncelleme mesajını eklerim. Kesin yer, saat, tarif bilgileriyle. Şu adresten Romantika Kafe'nin bilgilerine ulaşabilirsiniz ama Fenerbahçe Parkı'nı bulduktan sonra çok kolay:
http://www.turing.org.tr/tr/tesisiletisim.asp?tid=30)
*
Sevgili İstanbullular, İstanbul'da yaşayan komşular, İzmir imza gününü duyunca buraya da buraya da dediniz. Resmen imza günü yapan yok bu ara ya olsun, ona ne gerek, biz kendi kendimize buluşuruz, isteyen kitabını getirir, imzalarım. İstanbul'da sadece bir kaç gün kalacağım. Haftasonu da olması nedeniyle cumartesiyi öneriyorum. 13 Haziran'ı. İki teklifim var, ya şöyle püfür püfür bir yerde (tabii kolay ulaşılabilir olmalı, mesela benim arabam yok, olmayanların da gelebileceği bir yer olmalı) piknik yapalım ya da Fenerbahçe Parkı'ndaki Romantika kafede buluşalım dedim. NuNu'cuğuma söyledim bu kafe işini, onun da hoşuna gitti. Kalabalık saatlere kalmadan 11 gibi buluşabiliriz mesela, ne dersiniz? Şimdi aklıma bir şey daha geldi, Anadolu Kavağı'na giden çingene vapuru mu olsa yoksa? Gidince orada bir şeyler yenir, geri dönüşte de sohbete devam edilir. Tabii ada gezisi de düşünülebilir. Kimler gelmek ister? Başka önerisi olan var mıdır? Bir kaç gün içinde karar vermeliyiz ki buluşma yer ve saatini duyurabilelim. (Bir kaç gün evde internet bağlantım yok, yanıtlarda, yorum yayınında gecikmeler olacaktır, lütfen kusura kalmayınız.)
05 Haziran 2009
Cennetlerle dolu olsun yaşamınız

02 Haziran 2009
Hangisi dondurma?
Çarşamba-Cumartesi günleri arasında yorumların yayınlanması biraz zaman alabilir. Sabır rica ediyorum tüm dondurmasever Mutfakta Zen okur ve komşularından.
*
Fotoğraftaki bey Antalya'nın en büyük dondurma zinciri Akdeniz Dondurma'da çalışıyor. Ne zaman misafirim gelse, onlara Antalya'nın ünlü yanıksı dondurmasını tattırıyorum. Sadece Akdeniz değil, Zamora ve Nur Pastanesi de yanıksı dondurma yapıyor. Eski zamanlarda Antalya'da dondurma keçi sütüyle yapılırmış. Food&Travel dergisindeki yazıda da anlattığım gibi artık keçi sütü kullanılmasa da eskiden kazanın dibi tuttuğu için ortaya çıkan yanıksı lezzeti tutturabilmek için bugün de sütler kaynatılırken dibi tutturuluyor ve tadına doyulmaz bir dondurma çıkıyor ortaya. Dondurmanın malzemeleri süt, salep ve şeker.
Bir de diğerleri var, kendini dondurma zanneden veya firmalarınca dondurma olduğu iddia edilen, hani bugünlerde blog komşularımızı davet edip reklamlarını yaptıran. Yoruma gerek yok. Sadece kabın altında, okunması zorlaşsın diye olabildiğince küçük harflerle yazılan "içindekiler" listesini vereceğim, tabii büyüteçsiz okuyabilirsem: Su (%16.2), karamel sos (su, glikoz şurubu, şeker, karamel şurup, yağsız süt tozu, peyniraltı suyu tozu, renklendiriciler (sade karamel, annatto), emulgatör (mono ve digliseridler), kıvam artırıcı (keçi boynuzu gamı), doğala özdeş aroma (kahve)), şeker, glikoz şurubu, tereyağ, yağsız süt tozu, peyniraltı suyu tozu, karamel şurup (glikoz şurubu, şeker, su, sitrik asit), tarçın tozu, kıvam artırıcılar (guar gum, sodyum karboksimetil selüloz, keçi boynuzu gamı, karragenan), emulgatör (mono ve digliseridler), doğala özdeş aromalar (sütlü krema, vanilin). Bu ürünlerde domuz yağı ve katkıları yokmuş. Ama dikkatinizi çekeceğim, süt de yok! Sütten başka herşey var. Bu malzemelerin bir kısmı hani o kaçındığımız E ile başlayan katkı maddelerinden. Doğala özdeş aromalar da sütlü krema ve vanilyanın kendisi değil, kremaymış veya vanilyaymış gibi yapan yapay malzemeler. Bazı malzemeler birden kez yazılmış. Hata mı yoksa özellikle mi yazıldı bilmiyorum. İsterseniz bu malzemeleri teker teker yazıp internette arama yapabilirsiniz. Ne menem şeyler olduklarını anlarsınız. Ne dersiniz, hangisi gerçekten dondurma?
*

Bir de diğerleri var, kendini dondurma zanneden veya firmalarınca dondurma olduğu iddia edilen, hani bugünlerde blog komşularımızı davet edip reklamlarını yaptıran. Yoruma gerek yok. Sadece kabın altında, okunması zorlaşsın diye olabildiğince küçük harflerle yazılan "içindekiler" listesini vereceğim, tabii büyüteçsiz okuyabilirsem: Su (%16.2), karamel sos (su, glikoz şurubu, şeker, karamel şurup, yağsız süt tozu, peyniraltı suyu tozu, renklendiriciler (sade karamel, annatto), emulgatör (mono ve digliseridler), kıvam artırıcı (keçi boynuzu gamı), doğala özdeş aroma (kahve)), şeker, glikoz şurubu, tereyağ, yağsız süt tozu, peyniraltı suyu tozu, karamel şurup (glikoz şurubu, şeker, su, sitrik asit), tarçın tozu, kıvam artırıcılar (guar gum, sodyum karboksimetil selüloz, keçi boynuzu gamı, karragenan), emulgatör (mono ve digliseridler), doğala özdeş aromalar (sütlü krema, vanilin). Bu ürünlerde domuz yağı ve katkıları yokmuş. Ama dikkatinizi çekeceğim, süt de yok! Sütten başka herşey var. Bu malzemelerin bir kısmı hani o kaçındığımız E ile başlayan katkı maddelerinden. Doğala özdeş aromalar da sütlü krema ve vanilyanın kendisi değil, kremaymış veya vanilyaymış gibi yapan yapay malzemeler. Bazı malzemeler birden kez yazılmış. Hata mı yoksa özellikle mi yazıldı bilmiyorum. İsterseniz bu malzemeleri teker teker yazıp internette arama yapabilirsiniz. Ne menem şeyler olduklarını anlarsınız. Ne dersiniz, hangisi gerçekten dondurma?
01 Haziran 2009
Antalya'nın geleneksel lezzetleri

Size Antalya'nın geleneksel lezzetlerini tanıtmak istedim bugün. Daha doğrusu Food&Travel Türkiye ekibi benden Haziran sayısı için istedi bunu. Taktım makinemi koluma, başladım Antalya'nın lezzetçilerini dolaşmaya. Kimileriyle sohbet ettim, kiminin yemeğini, tatlısını tattım, kiminin fotoğrafını çektim ve ortaya fotoğraflarıyla birlikte sekiz sayfaya yayılan bir Antalya yazısı çıktı. Derginin Haziran sayısında yazı ve fotoğrafların tümü var ancak şu sayfada yazının kısa bir özeti ve bu lezzet duraklarının ad, telefon ve web sitesi adresleri var. Derginin bu ayki eki "Bütçe dostu tatil rehberi". Aralarında benim de olduğum yazar, gezgin, fotoğrafçılara bazı sorular yöneltmiş Food&Travel ekibi. Malum yaz tatili geliyor, çok paralar ödemeden gezmenin ipuçları ve kalınacak yerler, tadılacak lezzetler üzerine yararlı bir ek. (Aralarında bana göre pahalı olan oteller de var. Hani bakıp da bizimle alay mı ediyorsun demeyin, onları balayına saklayıp keseye uygun olanları seçin.)
Yan tarafta gördüğünüz fotoğraf Antalya yazısını hazırlamak için Kaleiçi sokaklarını turladığım gün çekildi. Antalya'nın portakalı, narı meşhurdur ve Kaleiçi'nde sıkça karşınıza çıkar meyve suyu sıkanlar. Şu basit kollu aletle anında sıkar tutuştururlar elinize. Siz de yudum yudum içersiniz şifayı ve kendinizi Akdeniz'in koynuna bırakırsınız...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)