18 Nisan 2012

Japon diyeti

Yaa evet diyet. Geldi yine o mevsim. Bir telaş bir telaş herkeste. İlle de mayo giyeceğiz diye değil elbet. Kışın nasıl olsa lahana misali kat kat giyiniyoruz, yazın nerelere saklayacağız yağlarımızı diye. Elbette hepimiz kalıcı olması için kilo vermeye çalışıyor, kimimiz başarırken kimimiz her sene aynı suçluluk duygusuyla bir kez daha diyete başlıyoruz. Tabii her yıl bir dolu diyet programı çıkıyor. Aman bir çılgınlık bir çılgınlık. O diyet kitaplarını kapışıyor, diyetisyenleri dinleyip duyuyoruz. Ben de bu sene çok yeni bir diyeti uyguluyorum. Japon diyeti. Zavallı Japonlar duysalar ne alaka bizimle ne ilgisi var bu diyetin diyebilirler. E var tabii. Hepsi çok basit, Japonlar gibi, azar azar yiyoruz. İşte burada benim güzel Japon kaselerim devreye giriyor. Oysa ben onları kullanmalara kıyamam. İçine yemekleri kor, fotoğraflarını çeker, güzelce yıkar, kurular kaldırırım ya bu sefer durum başka. Benden kıymetli değiller ya. İşte şimdi yemeklerimi Japon kaselerimin en ufaklarıyla yiyorum. Hepsini bir defada değil, bazen ikiye bölüyorum. Öğle ve akşam öğününde ille de sıvı bir şeyler yiyorum (Şükran'cığım öyle dedi, ben de onun sözünü dinliyorum. Yok o öyle dedi diye değil, bana şunu ye bunu yeme denmesinden hiç hoşlanmam. Sadece ben böyle yapıyorum, çok faydasını gördüm dedi, bana da mantıklı geldi). Çorbaysa çorba, çorba yoksa suluca pişirdiğim yemek. Mesela bu öğlen suluca pişirdiğim enginarım vardı. Bol taze soğanla pişmiş. Yanında da porsiyonunu oldukça küçülttüğüm (ki ben koca kaselerde yerdim salatayı) salatam. Turplu, havuçlu, cevizli. Porsiyonlar küçüldüğünde hiç hamallık yapmıyorsunuz. Mide memnun siz memnun. E mide bu, çöp tenekesi değil ki değil mi? Seviyorum ben bu Japon diyetini. Yaşasın kaselerim!

23 yorum:

mine tozanlıoğlu dedi ki...

biz de küçültmeyi düşünüyoruz ya o kadar komik ki evdeki bütün tabakların kocaman olduğunu farkettik geçenlerde annemle o olur mu bu olur mu derken birkaç tane yeni küçük tabak aldık bakalım neler olacak : )

Tijen dedi ki...

Değil mi Mine? Ben de koca koca kaselerde yerdim yemeklerimi. Şimdi artık Japon kaselerim yetiyor (eh işte muhallebi kasesinden küçük benimkiler, belki sufle kabı kadar veya az büyük)

hindiba dedi ki...

üstelik de mavi :) istahi azaltan, ruha sükunet veren renkte... daha ne olsun :)

Tijen dedi ki...

Aaa bak bu harika bir bilgi, neden mutfakta maviyi o kadar sevdiğimi bilmiyordum, tamam o zaman mavilere devam, çok sağol Evren'ciiim!

NarincE dedi ki...

Kaselerin çook güzeller!

Ben küçülttüm mideyi,geçen verdiğim kiloları annemin sofrasında mantı, kapama ve işkembe çorbasını birden yediğim gün başlayan bir doymazlıkla birden geri aldım. Sonra yeniden başladım, şimdi iyiyim, mide küçüldü, küçülüyor. İpin ucunu bırakmak yok bu sefer, inceliyorum, hafifliyorum yeniden. Benimkisi de Necla diyeti olsun bari:)

Tijen dedi ki...

Ya zaten en kötüsü de o Necla'cığım! Emek veriyorsun veriyorsun sonra bir günde tuz buz oluyor emekler. Ama devam etme enerjisi olduğu sürece sorun yok. Evet evet, Necla diyetine devam!

Yazmak iyidir... dedi ki...

Kaseler porselen değil mi ? :) Seramikçi bir arkadaşım kesinlikle kullanmayın, kurşun var sırlarda demişti. Yani yurtdışından alınanlarda yoktur muhtemelen de, Türk piyasasında çok yoğun mevcutmuş. Isıyla çatlaklarla açığa çıkıyor, aman dikkat :D

Tijen dedi ki...

İyi de evlerde kullanılan tabakların çoğu porselen değil mi? O zaman herkes tehdit altında olmaz mı? (Porselende mi yoksa seramikte mi acaba bu bahsettiğiniz sorun?)

ozgur dedi ki...

Selamlar Ablacığım,programlarını izliyorum,bayılıyorum:))
İdolüm benim!
Porselen kesinlikle sağlıklı da seramik hakkında duyduklarım karşısında şoktayım!
Benim de kahvaltı tabaklarım seramik ve kupalarımın bir kısmı,şimdi atıcaz mı bu rengarenk cicileri :(

Tijen dedi ki...

Sağol Özgür'cüğüm!
Aman söyleme öyle şeyler idol falan. Benim idol olmak gibi bir niyetim/amacım yok.
Seramik konusunu da iyice bir araştırmak gerek derim, "cicileri" atmadan önce!

feray dedi ki...

Diyet derdim yok ama ben bu güzel kaselere bayıldım Tijencim. Her daim yerim ben onların içinden. Harika.
Sevgiler..

Bir Dut Masalı - nUnU dedi ki...

:))))
Ne zaman nergisler ciksa
Ne zaman enginarlar, sultaniler etrafa saçilsa,
Ve nezaman bir tevfik ismi. ! Duysam :))) hemen kulaklarini cinlatmayi seviyorum..
Veee ne zaman bir yerde senin kaselerine rastlasam, aaa tijenjimin sevdiceklerinden demeden gecemiyorum :)))

Tijen dedi ki...

Canım benim! Tatlı kadınım! Bu kaselerde sana yemekler sunmak üzere diyorum NuNuşum!

Tijen dedi ki...

Feray'cığım,
Ne şanslısın! Ya da şans mı dikkat mi? Aslında hepimizin yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor her zaman ama ah gel de uygula!

Yazmak iyidir... dedi ki...

Selam,
Bahsettiğim seramik olanlardı, yazımdan hakkaten porselen gibi algılanmış.
Arkadaşım illa kullanacaksan sırrı çatlamış seramikleri sıvı gıdalar için kullanma demişti. Tabii nasıl yapıldığı, nerede üretildiği de önemlidir mutlaka. Herkesin seramik kaplarını bir köşeye atmasını istemem doğrusu, bana söyleneni paylaşmak istedim :)

Tijen dedi ki...

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler! Çok haklısınız, gerçekten dikkat etmek gerekir ancak en güzeli sanırım alırken araştırmak, sormak. Fincan, tabak gibi seramik ürünlerin gıda kullanımlarında kullanılacakları bilindiğinden üretimlerinde standartlara uyulduğunu varsayıyorum ancak burası Türkiye tabii, insanın sürekli dikkatli ve uyanık olması gerekiyor, sadece gıda konusunda değil, çevremizdeki her tür ürün için.

Özlemaki dedi ki...

kendi deneyimim geldi aklıma Tijen'cim. Çok yıllar önce çubuk kullanarak daha yavaş ve az yeme alışkanlığını kazanmaya meyletmiştim. Yazık ki 1 hafta içinde çatal & kaşıkla yediğim hıza erişmiştim :(
sonra senin her zaman söylediğin gibi 1 kaşık z.yağıyla pişirmeye başladım ama şımarma hakkımı bazen suistimal ettim. Sonuç olarak senin sözünü kesinlikle dinlemek lazım. Tabaktan-kaseye geçişi deneyeceğim.

fethiye dedi ki...

Bana bu kase isi pek yaramaz kanimca. Doymazsam doymuyorum yaw. Ye ye, nereye kadar bilmiyorum. :(

Tijen dedi ki...

Fethiye sen zaten incecik bir kadındın. Eminim hala öylesindir. İnan beden hepsine alışıyor, çok yemeye de az yemeye de. Az yedikçe azla yetinmeye başlıyorsun kısa sürede. Enteresan bir şekilde bu sefer ben çok rahat alıştım!

Zeynep dedi ki...

Merhaba Tijen,
Kaseler çok hoş,ne keyiflidir onlarda yemek yiyip,diyet yapmak.
Tijen biliyor musun Sarıyer programında sana eşlik edebilmeyi çok isterdim,ne güzel anlatmıştınız Sarıyer'i.
Sevgiler,nice güzel programlara...

Zehra Gürgen dedi ki...

Japon diyeti çok akıllıca. Ben birşeyleri yemeden yapamıyorum. Ama fark ettim ki Tijen su içmeyi azaltınca, öğün atlayınca ve akşam saat 7 den sonra bir şeyler atıştırınca kilo alıyorum.bunları bırakınca veriyorum.

nalan dedi ki...

ayının bütün türküleri ahlat üzerine ya, benim de benim türkülerim bamyaya :)
hiç 4 kaşık bamya yiyebileceğime inanmazdım. çünkü bir oturuşta bir tencereyi gık demeden yiyebilirim ben.
ama bu sefer pek uymaya çalışıyorum kaşık ölçülerime. az buz değil 55 günde 13,5 kg oldu :)
tahtalara vuralım arkadaşım, verip de korumak nasip olsun!!

Tijen dedi ki...

Nalan'cığım vallahi muhteşemsin, seninle gurur duyuyorum. 55 günde 13.5 kg inanılmaz bir rakam. Evet tahtalara vuralım, vermek çok önemli ama kalıcı olması daha da önemli:)