21 Mart 2011

Ekmeğe ve bahara sığınmak

Böyle zamanlarda -yani biliyorsunuz işte dünyanın, insanlığın şekline, şemaline katlanamadığımız zamanlarda- sığınabileceğimiz şeyler farklıdır. Kimimiz sevdiklerimize sığınırız, eşimize, çocuğumuza, ana babamıza, sevgilimize, kedimize, köpeğimize, bahçemize, kimimiz yemeğe, kimimiz seyahate, yahut kitaplarımıza, dostlarımıza, bir fincan kahvenin yanındaki kurabiyeye, güzelliklere. Ben bugün ekmeğe sığınıyorum. Yoğurmak bile başlıbaşına bir terapi. Kabarmasını izlemek, fırını ısıtmak, fırında biraz daha kabarışını izlemek, saldığı o mayalı kokuyla şifalanmak. Hele de sabahları uyandığımda bir kaç dilim kızarmış ekmekle, kendi ellerimle yoğurduğum ekmekle kahvaltı etmek... Dünyaya bedel. Bahar da öyle. Şimdi Antalya'nın en güzel zamanı. Turunç çiçekleri patlamış, rüzgarla kokuları daha bir yayılıyor etrafa. Böyle günlerde sokağa çıktığımda derin nefesler alıp veririm ki hiç bir parfüm ustasının şişeleyemeyeceği zerafetteki o cennetlik kokuyu içime çekeyim. Bol bol. Şifalanmaya ihriyacımız var evet ve bunu hangi şekilde yapabiliyorsak o şekilde yapmalıyız. Nasıl yapacağımızı bilmiyorsak da yeni yollar, yöntemler bulmalıyız. İşe aynaya bakmakla başlamalıyız. Uzun uzun bakmalıyız aynadaki aksimize. Şifayı arayacağımız ilk yer kendi yüreğimiz çünkü. Yüreğimizi şifalandıramazsak, dünyaya da bir faydamız dokunamazmış gibi gelir hep bana.

21 yorum:

Özge B. dedi ki...

çok özlemişim yazılarını çok özlemişim ifadelerini "hiç bir parfüm ustasının şişeleyemeyeceği zerafetteki o cennetlik koku" geldi buralara, eksik hissettim buralar hala gri, ruhsuz, soğuk... ben de istiyorum sabah çiğ varken uyanıp yürümek nefes almak, nefes almak derken evet ciğerlerime şifa doldurmak! yorgunluktan bembeyaz değil, sağlıktan al yanaklı olmak...

Mine Özgür dedi ki...

Tijen'ciğim,
Bu yazı var ya beni öyle bir duygulandırdı ki bilemezsin...
Sağolasın kardeş....

Asortik Krep dedi ki...

Festival zamanı yaklaşıyor.
Kuzugöbeği mantarı festivaline bekliyorum bu sene.Programı göndereceğim.

Sevgiler..

minimalist dedi ki...

ne güzel bir yazı olmuş; mis gibi ekmek kokulu. Ekmeği çok severim kokusunu, yemesini. Zaten rejime başladığımda da tek yaptığım şey ekmeği kesmek! Şifalanmaya ihtiyaç var gerçekten...

misk dedi ki...

Bu kaçışlar olmasa! Kılıç kalkan kuşanıp savaşacağına avuntulara kaçmayı benimser oldum ben de. İnsan, önüne dikilen engeller, duvarlar kadar kabarıp, onların üstünden aşamıyor çoğu zaman. Bunun gerekmediğini, ya da tek başına o duvarların boyuna ulaşamayacağını anlaması da vakit alıyor.. avuntular çok hoş.. Bize ön kapımızın dışındaki çılgınlık yerine arka bahçemizdeki naif güzelliklere sevk ediyor. bu naiflikleri hayatımıza katabildiğimiz kadar mutlu, sağlıklı insanlarız. Bu zarif arka bahçe partilerinde buluşmak çok güzel sizlerle:) sevgiler, Bahar

Banu Bingör dedi ki...

"Şifa yüreğimizde"... Bu böyle...

---Şimdi bir soru: Tijen, Mutfakta Zen kitabından 'keten tohumlu meyve püreli bisküvi' tarifini denedim bugün. Tadına bayıldık. Ancak kıvamı kek gibi mi oluyor, yoksa adında geçen bisküvi gibi mi? Eğer kek gibiyse tamam, ama bisküvi gibiyse bir şeyi yanlış yaptım demektir.

Aslında bir sorum daha olacak ama onu e-postayla yollayacağım sana.

Sevgiler...

Tijen dedi ki...

Özge,
Tez zamanda dileğin gerçek olsun!
*
Mine'ciğim,
Umarım olumlu anlamda duygulandırmışımdır???
*
Ah be krep'cik,
Yine gelemeyeceğim!
*
Minimalist,
Diyette ekmek yemiyor musun yani? Ekmeksiz diyet olur mu ya?
*
Ahhh ahhh Misk. Ahhh!
*
Banu,
Çok zamandır yapmadım o tarifi, unutmuşum ama bisküvi adını yassı olduğu için vermiş olabilirim, hani kek gibi puf puf bir şey değil diye. Kıtır kıtır bir şey değildi gibi kalmış aklımda ya malzemelerle oynayarak kıtırlaştırabilirsin istersen. Mesela şimdiki aklım olsa o yağı hiç kullanmazdım. Diğer sorunu da bekliyorum ayrıca.

beste dedi ki...

cok guzel yazmis be Tijencim aynen bu duygularla bende dogaya siginiyorum dedim botanik parka gittim bugun. Dun bahceyle ugrastim yoksa uzuntu katlanilmaz durumda. Link verecegim izninle yazina, cok ortustu dusuncelerimle sagol varol

Tijen dedi ki...

Beste'ciğim kalbim sıkışıyor haberleri izledikçe! Bütün haberlere kulağımı tıkamak istiyorum ama tıkayamıyorsun. Yani nasıl bir ülke burası. Bütün dünya nükleerden kaçmaya çalışırken bir başbakan çıkıp nasıl o lafları eder? İnsan ister istemez ne çıkarları var acaba diye düşünüyor...
(Tabii ki link verebilirsin, gurur duyarım.)

Mutfak Havlusu dedi ki...

Şu sözleri bize verdiğin için
senin güzel hatrın için
bencilce insanların eline tutsak edilip bize mutsuzluk kabına sığın diyenlere inad etmek için
herşeye senin dediğin naiflikle bakabilmek için
vaorlmak için
varolmayı anlamlandırmak için
ve her her birşey için:)
evet umut etmeye çalışacağım!
:)
selamlar...
ve de teşekkürler!

Banu Bingör dedi ki...

Tamam, beceremedim diye üzülmüştüm : )

Sevdik bu ince kek fikrini de…

Gerçi asla daha az yememizi sağlamıyor, ama gözümüze iyi geldi : ))

Yağ konusunda başka bir denemem olacak önümüzdeki günlerde. Bir firmanın kavurlmuş ceviz, fıstık vb yağlarından gördüm bir yerde. Bir miktar ceviz yağıyla deneyebilirim yeniden. Sevdim çünkü bu lezzetti...

Teşekkür ederim yanıt için.
Sevgilerimle!

Esma dedi ki...

Ne mutlu sığınacak limanımız var,ne mutlu bu limanları görecek (her şeye rağmen)güzel bakan gözlerimiz var
Ne mutlu bizlere
Sevgi ve sağlıkla kalın
Esma
:-)

BERNACAN dedi ki...

İçimden bir rüzgar geçti yazını okurken, hem ferahlattı hem acıttı, kendi gitti kokusu kaldı.

saripapatyam dedi ki...

Harikasınız..içim açıldı bu yazıyı okuduğumda. şükürler olsun, herşey için...

Hanife dedi ki...

Tijencim,
Uzun zaman oldu sayfalara bakmayali. Yazilarini ozlemisim, baharin kokusunu buralarda hissettim hatta.
Benim de ekmegim en iyi terapim su gunlerde.
Soguk Edmonton'dan sicacik sevgilerimi gonderiyorum sana..

Zeynep dedi ki...

Tijen ben de dün gökyüzüne baktım göçmen kuşları gördüm içim ferahladı.
İyi ki sığınacağımız şeyler var.
Sevgilerimle

Tijen dedi ki...

Sevgili dostlar,
Bizim bloglar gökyüzünde yanıp sönen yıldızlar gibi bir açılıyor bir kapanıyor. Ne zaman tam anlamıyla normale dönecek merak ediyorum???

Papatya Papadopoulos dedi ki...

Dün farkettim, burada da erguvanlar çiçek açmaya başlamışlar, önce tek tük... yakında ağaçlar yeşilden çok o güzel pembelerle kaplanır. İnsanın içi bambaşka bir yaşama sevinciyle doluyor baharda. Adeta sevincini bastıramaz bir hal alıyor.
Bahar güzel şey :)

NarincE dedi ki...

Bir gelip bir gidiyor evet, zorlama bi şeyler ekledim, ama ne biliim yok işte tadı tuzu.Geçen gün mutfakta kendimi iyi hissetim, sol omzumdaki havluya ellerimi silerken, ocağın altını bir kısıp bir açarken. Bugün de dalmalı mutfağa:)

Ozlemaki dedi ki...

içim açıldı okudukça ve içimden çiçeğe durmuş badem ağacının altında kitap okumak geldi!

EsEr dedi ki...

4 saat sonra hafta sonum tatilim başlayacak. Bu haftasonu ben de Gümüldür'de bahar kokusu, deniz havası ve güneşle şifalandırmak istiyorum kendimi.. sessizliği dinlemeyi..
sevgiler